İTALYA’DAN… Milano’da sıcak yaz geceleri

İTALYA’DAN… Milano’da sıcak yaz geceleri

0
PAYLAŞ

Çizmeyi kuzeyden güneye bunaltan sıcak temmuz ayı nihayet sona erdi. Ağustos ile birlikte yoğun tatil trafiği de başladı. Bu yıl önceki senelere oranla İtalyanlar yaşanan ekonomik krizin de etkisiyle kısa süreli tatilleri tercih ettiler ve yurt dışından çok İtalya’da karar kıldılar.

Klasik ağustos tatilcileri geçtiğimiz hafta sonu çoluk çocuk yollara döküldü. Yoğun taşıt trafiği nedeniyle özellikle Cenova’nın bulunduğu Liguria bölgesi ile güneye doğru Napoli, Çizme’nin ucu ve topuğu ve de Sicilya’ya doğru giden oto yollarda uzun kuyruklar oluştu.

Bu yıl hem terör eylemlerinin etkisi hem de ekonomik kriz nedeniyle yaz mevsimini kentlerde geçirenlerin sayısı da bir hayli fazla. Bu nedenle Milano, Roma, Floransa, Napoli gibi büyük kentlerin belediye başkanları  şehir tatilcileri için alternatif etkinliklere ağırlık verdi. Çoğunlukla konser, açık hava sinemaları, sergiler, müzelerde gece turları, çocuklar için bir gece konaklamalı müze turları, kentin belirli noktalarında müze-sergi ziyaretliyle noktalanan bisiklet turları bu etkinliklerden yalnızca bazıları.

Milano bu yaz  her yıl olduğu gibi yarı yarıya boşaldı. Ama alışa geldiği gibi çoğu esnaf kepenklerini tüm ağustos boyunca değil, bir-iki hafta dönüşümlü kapatma kararı aldı. Birkaç yıl öncesine kadar özellikle ağüustos ayında ıssız bir kente dönüşen Milano bu yaz biraz daha  hareketli.

Yaz mevsimine karşın kentte pek çok sanat galerisi ve müze, farklı konularda odaklanan sergiler ile 7’den 70’e geniş bir izleyici kitlesine ulaşıyor.  Bu merkezlerden biri Çağdaş Sanat Pavyon’u PAC’ın organize ettiği “Arte religione politica-Sanat, din, politika” başlı sergi. Serginin küratörü aynı zamanda PAC’ın sanatsal yöneticiliğini yürüten Fransız Jean-Hubert Martin. Özgün sergilere yer veren PAC’ta bu kez farklı kültürler ve coğrafyalardan Milano’ya davet edilen sanatçıların işleri sergileniyor. Serginin ilk bölümün çağdaş sanatın usta isimleri Joseph Beuys, Dan Flavin, Lucio Fontana, Antonie Tapies’in batı sanatının Hıristiyan kökenlerine ışık tutan yapıtlarından meydana gelen bir derleme niteliğinde.

PAC’ın diğer mekanları ise Batı kültürüne hem coğrafi hem de kültürel açıdan uzak  olan ülkelerden gelen sanatçıların yapıtlarına yer veriyor. Küba’dan Fildişi, Cumhuriyeti’ne Japonya’dan Avustralya ve Benin’e kadar uzanan ülkelerin sanatçıları geldikleri kültürlerde baskın olan dinsel inanışlar ve etik değerler çerçevesinde ağırlıklı olarak popüler kültüre sıkı sıkıya bağlantılı işerini getirmişler  Milano’ya. Fildişin’den Frederic Bruly Bouabre  Afrika kıtasını sınırların ötesinde yorumlamaya çabalarken Kübalı sanatçı Jose Bedia antropomorf özellikleriyle dikkat çeken işleriyle PAC’ta. Animist kozmik dünyaları araştıran Dominikli sanatçı Charo Oquet, Japonya’dan gelen Budist lider Kazuo Shiraga, primitif karakterdeki duvar resimlerini tuale taşıyan Beninli Cyprien Tokoudagba, Avustralya’daki Aborginlerin yerel sanatını Batılı izleyiciye tanıtan bir grup Avustralyalı sanatçı PAC’ın ev sahibi olduğu bu özgün sergide kendi kültürel sınırları içinde sanat-politika-din kavramını sorguluyor.

Hubert’ın küratörü olduğu bu sergi hiç şüphesiz ziyareti hak eden bir organizasyon  Ancak PAC’ı geride bırakırken acaba Hubert, bu “çok kültürlü” sergide neden hiçbir Müslüman ülke sanatçısına yer vermedi diye düşündüm. Sorun iletişimsizlik mi yoksa bilinçli bir tercih mi çok net değil. “Sanat-din-politika- kavramlarını kendi kültürel coğrafyalarından bakarak yorumlayan sanatçıların işlerinden oluşan bu sergide önemli bir halka eksik göründü bana.

Milano’da bir başka önemli sergi ise, geçtiğimiz eylül ayında yeniden düzenlenen eski bir tramvay deposunda açılışı yapılan FORMA-Uluslararası Fotoğraf Merkezi’nin aynı zamanda ilk sergisi olan Gianni Berengo Gardin’in fotoğraflarından oluşmakta. Gardin İtalya’da fotoğraf sanatının usta isimlerinden birisi. Paris’teki Maison Europeenne de la Photographie işbirliğiyle gerçekleşen sergi, Gardin’in dünyanın farklı köşelerinde objektifine takılan  karelerle baş başa bırakıyor ziyaretçiyi.

Bu arada 1.700 metrekarelik bir alan üzerine kurulu FORMA, bundan böyle uluslar arası nitelikte önemli sergilere ev sahipliği. yapacak olmasının yanı sıra fotoğraf sanatına meraklı kişiler için workshoplar, seminerler, fotoğraf  kursları, kitap tanıtımları da düzenleyecek. 

Milano yaz aylarında tatile gidemeyen ve kentte kalan çocukları da es geçmiyor. Gün boyu kentteki çeşitli parklar ve merkezler bünyesinde düzenlenen eğitici ve eğlendirici bir dizi etkinliğin yanı sıra müzeler de “uyuyan” müzeler olmaktan kurtulmak çabasıyla çeşitli etkinliklere ev sahipliği yapıyor.

Örneğin Bilim Teknik Müzesi her gün farklı yaş gruplarından çocuklara yönelik bilimsel deney  laboratuarları düzenlerken, geceleri caz konserlerine ev sahipliği yapıyor. Castello Sforzesco ise yer altı galerileri ve koleksiyonlarını yaz geceleri düzenlediği rehberli turlarla  gezdiriyor. Akşam saatlerinde iki tur olarak düzenlenen gece ziyaretlerine ilgi bir hayli yoğun.

Milano’daki Arkeoloji Müzesi ise “Dikkat Köpek Var” başlığıyla düzenlediği sergide hem çocuklara hem yetişkinlere tematik bir sergi sunuyor. Müze girişinde bir köpeğin patilerini takip ederek ulaşılan sergi mekanında insanoğlunun yüzyıllar boyunca en sadık dostu olan köpekle kurduğu ilişki arkeoloji bilimi ve arkeolojik bulgulara yansıyanlar çerçevesinde tanıtılıyor.

Sergide çeşitli düşünürlerin tarih boyunca köpekler hakkında yazdıkları notlardan kısa alıntılara da yer veriliyor. Alman felsefeci Schopenhauer de bu düşünürlerden biri, şöyle yazmış Alman felsefeci, “Hayatında hiç köpek sahibi olmamış birinin sevilmenin ne anlama geldiğini bilmesi mümkün değil”.

Sivrisinek, aşırı nem ve bunaltıcı bir sıcakla baş etmeye çalışan Milanolular bu  sıcak yazı müzeler ve sanat galerilerinin serinliğinde sanat ve kültürle içice geçirmeye çalışıyor.


 

BİR CEVAP BIRAK