Tanıklık günleri başladı…

PAYLAŞ

Gazetecilere Özgürlük Platformu’nun yaptığı açıklama aynen şöyle:

Türkiye’de 100’den fazla gazeteci hapiste. Bu gazeteciler, “silahlı terör örgütü üyesi, yöneticisi olmak”, “örgüt propagandası yapmak” gibi suçlamalarla yargılanıyorlar.

Peki deliller ne? Haberleri, yazıları, çeşitli gazetecilik faaliyetleri! İddianameler, baştan aşağı bu gazetecilerin haberleriyle, yazılarıyla, habercilik kapsamında gerçekleştirdikleri telefon görüşmeleriyle dolu!

Basılmamış kitaplar toplatılıyor.1 Mayıs’ın, polis şiddetine maruz kalan yurttaşın, barış eylemi yapan insan hakları savunucularının, işyerinde tacize uğrayan bir kadının haberini yapmak “terör örgütü üyeliği” suçlamasına delil gösteriliyor.

“Onlar normal gazeteci değil” diyor savcılar, “normal habercilik yapmıyorlar, örgütsel habercilik yapıyorlar” diyor!

Peki hükümet yetkilileri ne diyor? “Gazeteciler gazetecilik faaliyetlerinden dolayı hapiste değil, aralarında banka soyanlar, tecavüzcüler var…”

Yalan söylüyorlar! Bu gazeteciler, gazetecilik faaliyetlerinden dolayı içerideler. Gazetecilik mesleği yargılanıyor. Meslek onurumuz, haber yapma özgürlüğümüz ayaklar altına alınıyor.

Biz bu adaletsizliğe tanığız!

Gazetecilerin gazetecilik faaliyetlerinden dolayı hapiste olduklarına, aylar yıllar boyu mesnetsiz iddialarla özgürlüklerinden alıkonulduklarına tanığız!

Adalet istiyoruz!

Hapisteki bütün gazetecilerin serbest bırakılmasını istiyoruz! Basın ve ifade özgürlüğü önündeki tüm engellerin kaldırılmasını istiyoruz! Özel yetkili mahkemelerin, Terörle Mücadele Yasası’nın kaldırılmasını istiyoruz!

Biz gazeteciler bu taleplerle 5 Haziran’dan itibaren her gün Çağlayan Adliyesi önünde olacağız ve bir kez daha haykıracağız: Özgür basın susturulamaz!

Hapisteki gazetecilere özgürlük!

TARİH: 5 Haziran’dan itibaren hafta içi her gün
YER: İstanbul Çağlayan Adliyesi önü
SAAT: 12.00

İPEKÇİ’NİN KONUŞMASI

Gazetecilere Özgürlük Platformu (GÖP) Dönem Başkanı ve Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Ercan İpekçi’nin “Tanıklık Günleri”nin başlangıcında yaptığı konuşma:

Bugün itibariyle hapisteki gazeteci sayısı, 15’i hükümlü, 87’si tutuklu olmak üzere 102’dir.

Bu rakama dağıtımcı, matbaa çalışanı gibi basın emekçileri dâhil değildir. Bunların da eklenmesi halinde hapisteki basın emekçilerinin sayısı 200’ü de geçmektedir. Yine bu rakama yazar, aydın, akademisyen, öğrenci, insan hakları aktivistleri de dâhil değildir.

Gazetecilere Özgürlük Platformu’nun elde ettiği verilere göre hapisteki 102 kişinin arasında gazete, televizyon ya da haber ajanslarının imtiyaz sahipleri de vardır; ancak birçoğu yazı işleri müdürü, temsilci, köşe yazarı, foto muhabiri, kameraman ve muhabirdir. Hapisteki gazetecilerden 22’si kadındır.

Bunun yanı sıra 2009 yılının başından bu yana tutuklu kaldıktan sonra serbest bırakılan ancak yargılanması devam eden gazeteci sayısı ise 70’ten fazladır.

Bu sayılar birlikte değerlendirildiği zaman, son 3 yıl içerisinde 180’e yakın gazetecinin hapse girdiği görülmektedir.

2005 yılından beri Türk Ceza Kanunu’nda basın ve ifade özgürlüğünü kısıtlayan 27 maddenin değiştirilmesini talep ediyoruz. 2006 yılında bu yana da Terörle Mücadele Kanunu’nda yapılan değişikliklerin özellikle de 6 ve 7’nci maddelerinin kaldırılmasını istiyoruz.

2005 yılından beri bu kanunlarla hapishanelerin gazetecilerle dolacağını söylüyoruz.

Bize mahkeme kararlarını ve Yargıtay içtihatlarını beklememiz tavsiye ediliyor.

Mahkeme kararlarının sonucu şudur:

Hapisteki gazeteci sayısı 2009 yılının Nisan ayında 29, Ağustos ayında 35, 2009 yılı sonunda (Aralık) 44; 31 Aralık 2010 itibariyle 58; 28 Şubat 2011 itibariyle 61; 31 Mart 2011 itibariyle 68; 31 Aralık 2011 itibariyle 97; bugün 5 Haziran 2012 itibariyle ise 102’dir.

Bu rakamlar, tahliyelere rağmen hapisteki gazeteci sayısındaki artış eğilimini açıkça göstermektedir.

Öte yandan, bu sayıların dışında, yargılandıkları davalarda, haklarında para ya da hapis cezası verilmiş olmakla birlikte mahkeme kararı temyiz edildiği için kesinleşmeyen veya cezanın infazı 5 yıl süreyle ertelenmiş olan 100’e yakın gazeteci daha vardır.

Bunu da yukarıdaki rakamlara eklediğimiz zaman, 300’e yakın gazetecinin hapse girme tehdidi altında olduğunu söyleyebiliriz.

Yine yukarıdaki sayılar içinde adları olmayan en az 250 gazeteci hakkında daha para ve hapis cezası istemiyle açılmış ve tutuksuz devam eden dava bulunduğunu biliyoruz.

Bütün bu rakamları hep birlikte topladığımız zaman, tutuklu ve tutuksuz olmak üzere 600 dolayında gazeteci hakkında devam eden dava olduğunu söylemek mümkündür. Bu rakamlar, dava dosya sayısını değil, hakkında dava açılmış gazeteci sayısını göstermektedir. Bir gazeteci hakkında birden çok –hatta onlarca- dava ve soruşturma bulunmaktadır. Ulusal ve yerel düzeyde faaliyet gösteren medya mensupları hakkında açılmış dava ve soruşturmalar birlikte değerlendirildiği takdirde en az 10 bin soruşturma ve dava bulunduğunu tahmin ediyoruz.

Durum bu olmakla birlikte, parlamentoda kanun yapma çoğunluğunu elinde bulunduran siyasi iktidar, ülkemizdeki tutuklu gazeteciler sorununu görmezden gelmektedir.

Siyasi iktidar sürekli gündem değiştirerek, demokratikleşme yönünde atılacak adımların önünü tıkamaktadır.

Geçen yıl 12 Haziran’da yapılan genel seçimlerden sonra oluşan parlamentonun, basın ve ifade özgürlüğünü kısıtlayan kanunlarda gerekli değişiklik çalışmalarını yapması engellenmektedir. Parlamento, kendi tutuklu üyelerine sahip çıkmaktan bile alıkonulmaktadır.

Hükümet, hapisteki meslektaşlarımızla ilgili olumlu bir adım atmak bir yana onları “terörist”, “katil”, “tecavüzcü” olmakla suçlamaya devam etmektedir.

Gerçekleri açıklayan meslek örgütleri “kara propaganda” yapmakla itham edilmekte, tehdit edilmektedir.

Medya kuruluşları mali baskı altında tutulmakta, yaratılan korku ortamında sansür ve otosansür yaygınlaştırılmaktadır. Sansüre direnen meslektaşlarımız, siyasi iktidarın talimatlarıyla işten attırılmaktadır.

Biz gazeteciler; baskı ve tehditlerle mesleğimizin gereklerini yerine getirmekten alıkonulmaya karşıyız.

Gerçekleri halktan saklayan, dezenformasyon ve manipülasyon amaçlı, kişilik haklarını ihlal eden, yalan, iftira ve hakaret içeren niteliksiz yayıncılığı reddediyoruz.

Halkın gerçekleri öğrenme hakkının engellenmemesi için parlamentonun bir an önce harekete geçmesini ve acilen çözüm üretmesini talep ediyoruz.

Yalanlarla, hakaretlerle daha fazla oyalanmak istemiyoruz.

Tasmalarınızı ve hakaretlerinizi size bırakıyoruz… Kem söz sahibine aittir. Biz gazeteciler, daha fazla hakarete uğramak istemiyoruz.

Bizler bugün zincirlerimizi kırmak, etrafımızdaki demir parmaklıkları kaldırmak için yeniden meydanlara çıkıyoruz.

Yaratılan çaresizlik ve yılgınlık ortamında, meşru ve demokratik zeminlerde çare bulmak için haykırıyoruz!

Bizler bugün “fikir suçlarından” dolayı yargılanan meslektaşlarımıza “tanıklık” etmeye başlıyoruz.

Her gün hapisteki 6 meslektaşımıza, mesai arkadaşlarıyla, aileleriyle, avukatlarıyla birlikte tanıklık yapacağız.

18 gün boyunca Çağlayan Adliyesi önünde toplanarak, meslektaşlarımızın “gazetecilik faaliyetlerinin” iddianamelere nasıl “terör örgütü faaliyeti” olarak girdiğini anlatacağız.

Adalet Sarayı’nın önünde, adaleti arayacağız.

Bizler, meslektaşlarımıza tanığız.

Onların onurlu mücadelesine tanığız; onların gazetecilik faaliyetlerine tanığız.

Hukukun evrensel ilkelerini arıyoruz. Adalet istiyoruz. Basın ve ifade özgürlüğü istiyoruz. Hapisteki gazetecilere özgürlük istiyoruz.

Özgür basın varsa, özgür toplum vardır.

CEVAP VER