Tarih ve doğa katliamına yol açacak otoyol projesine yargıdan iptal kararı!

YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE – Türkiye’nin önemli turizm merkezlerinden biri olan Kaş’ta aralarında endemik orkide türünün de bulunduğu doğal ve kültürel varlıkları tehdit eden bölünmüş yol projesine iptal kararı çıktı…

Antalya’nın Kaş ilçesinde mevcut karayolunun hemen üzerinde yapılması planlanan ancak arkeoljik ve doğal sit alanlarını tahrip edecek otoyol projesi için verilen ÇED Gerekli Değildir Kararını mahkeme iptal etti. Antalya 2. İdare Mahkemesi’nin oybirliği ile aldığı iptal kararında, mevcut yola paralel olarak inşa edilmesi planlanan 28 kilometrelik bölünmüş yolun trafiğin yalnızca yüzde 27’sini azaltacağı kaydedildi. Mahkemenin iptal kararında, hukuka aykırı bulunan otoyol projesiyle 1. derece doğal sit alanında yer alan Kaş Likya Orkidesi (Ophrys Lycia) ve Kaputaş Andız otu başta olmak üzere yaban keçileri ve diğer yaban hayatının tehlike altına gireceğinin de altı çizildi.

Karayolları 13. Bölge Müdürlüğü tarafından Kaş ile Kalkan arasında yapılması planlanan 28,7 kilometrelik bölünmüş otoyol projesi için Antalya Valiliği’nce Haziran 2017’de ÇED Gerekli Değildir Kararı verildi. Ancak Türkiye’nin tanıtım yüzü olan doğal güzelliklerden biri olan dünyaca ünlü Kaputaş Kanyonu ve plajı ile doğal ve arkeolojik sit alanlarının içinden geçen otoyol projesine verilen ÇED Gerekli Değildir kararına karşı Kaş Turizm ve Tanıtma Derneği ve Peyzaj Mimarları Odası’nın yanısıra ilçede yaşayan 76 vatandaş dava açtı.

28 KİLOMETREDE 4 VİYADÜK ÜÇ TÜNEL İNŞA EDİLECEKTİ

Aralarında turizmcilerin de yer aldığı davacılar, Kaş-Kalkan arasındaki mevcut yola paralel olarak inşa edilmesi planlanan dört şeritli bölünmüş yol projesinin 4 viyadük, 3 tünel ve 7 kavşaktan oluştuğuna dikkat çekerek yapılacak tahribata ve israfa değindikleri dava dilekçesinde gerekçelerini mahkemeye sundular. İnşa edilmesi planlanan viyadüklerden biri dünyaca ünlü Kaputaş Plajının hemen üzerinde uygulanacaktı.

’73 MİLYONLUK PROJENİN İSRAFTAN BAŞKA ANLAMI YOK’

Alanda yoğun bir trafik olmadığını savunan davacılar, yalnızca turizm nedeniyle yaz döneminde 3 ay yaşanan trafiğin de sahilden geçen mevcut otoyoldan sağlanabildiğini belirterek 73 milyonluk otoyol projesinin israftan başka bir anlam taşımadığını savundu. Otoyol projesinin ayrıca bölgenin flora ve fauna dengesini de tümüyle bozarak alanı tahrip edeceği görüşüne yer verilen dava dilekçesinde, endemik bir tür olan ve yalnızca bu bölgede doğal olarak yetişen Likya Orkidesinin de projeden etkileneceği belirtildi. Projeyle ilgili ÇED süreci işletilirken yöre halkının görüşünün sorulmadığına dikkat çekilen dava dilekçesinde ilgili yönetmeliğe aykırı olarak hazırlanan projenin iptali talep edildi.

BÖLÜNMÜŞ YOLUN YEREL TRAFİĞE FAYDASI OLMAYACAK

Davayı gören Antalya 2. İdare Mahkemesi, büyük doğa ve kültür varlığı tahribine yol açacak olan otoyol projesi için Antalya Valiliği tarafından verilen ÇED Gerekli Değildir kararını hukuka aykırı bularak iptal etti. Dava ile ilgili yerinde yapılan bilirkişi incelemesinin ardından hazırlanan raporu esas alan Mahkeme’nin iptal kararında, planlanan yolun Kaş ilçe merkezinden geçmediğine dikkat çekilerek Kaş’tan Kalkan’a seyahat etmek isteyenlerin yolun başlangıç noktasına gitmeleri gerekeceği kaydedildi. Yapılması planlanan otoyolun mevcut yerel trafiğin yalnızca yüzde 27’sini yeni güzergaha yönlendireceğinin altı çizilen Mahkeme kararında, “Kaş’tan Kalkan’a ya da Kalkan’dan Kaş’a seyahat edenlerin yaklaşık yüzde 73’ü sahil yolunu kullanmaya devam edeceği, yapılan analizler neticesinde, planlanan Kaş-Kalkan Yolunun lokal trafikten ziyade transit trafiğe hizmet vereceği sonucuna ulaşıldığı” ifadelerine yer verildi.

TABİATI KORUYAMAYAN KOMİSYONUN KARARI İPTAL EDİLDİ

Mahkemenin, oy birliği ile alınan iptal kararının ardından bir açıklama yapan davanın avukatı Tuncay Koç, daha önce alanın 2842 metrelik kısmında bulunan 1. derece doğal sit alanında geçen yola izin veren Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu kararı için yürütmeyi durdurma kararı verildiğini ve bu karara dayanılarak ÇED Gerekli Değildir Kararının da iptal edildiğini kaydetti. Ancak Danıştay’ın bu iptal kararını bölgede keşif yapılması ve yeni bir karar alınması gerekçesiyle bozduğunu dile getiren Koç, “Bozma kararı üzerine bilirkişi heyeti ile alanda keşif yapılmış ve heyet raporu alınmış, Antalya 2. İdare Mahkemesi de bilirkişi raporuna dayanarak ÇED gerekli değildir kararını iptal etmiştir” bilgisini verdi.

‘PROJEYLE İLGİLİ YAPILAN İMAR PLANLARI DA İPTAL EDİLMELİ’

Kaş halkının, alanın tüm topoğrafyasını, coğrafi güzelliğini, doğal hayatı ve arkeolojik yapıları ile tarımsal özelliğini bozacak olan projenin bir daha gündeme alınmamasını  talep ettiğinin altını çizen Avukat Tuncay Koç, Doğayı ve çevreyi koruyan, sürdürülebilir turizm ve geleneksel tarım ilkelerinden ödün vermeyen Kaş coğrafyasının korunması herkes için bir görevdir. Bu projeye dayalı olarak yapılan imar planları da iptal edilmelidir” diye konuştu.  

KAŞ LİKYA ORKİDESİNİN YAŞAM ALANI SINIRLANDIRILDI

Mahkemenin iptal kararında, 1. derece doğal sit alanında yer alan Kaş Likya Orkidesi (Ophrys Lycia) ve Kaputaş Andız otu başta olmak üzere yaban keçileri ve diğer yaban hayatının tehlike altına gireceği belirtilerek, “Likya Kaş Orkidesinin yayıldığı dört bölgenin kuzey tarafındaki iki alanın sınırlandırıldığı, bir alanın mevcut sahil yolu ile sınırlandırdığı da göz önüne alınır ise sadece güneydoğu tarafındaki (Bayındır-Belenli) yayılım alanına mahkum edildiğinin görüldüğü, planlanan yol güzergâhının inşaat aşamasında gerçekleştirilecek kazı, dolgu ve üst yapı işlemleri sırasında geçici süre ile toz, titreşim ve gürültü meydana geleceği, ortaya çıkan toz kristalleri ve partiküller bitkinin yaprak ayasında birikerek terlemeyi ve gaz alışverişini sağlayan stomalarının kapanmasına neden olduğu, ayrıca toz kristalleri ve partikülleri çiçek örtüsü üzerinde birikerek tozlaşmayı yani üremeyi de olumsuz etkileyebileceği”  vurgulandı.

ARKEOLOJİK SİT ALANLARINDA TAHRİBAT KAÇINILMAZ

Planlanan yol güzergâhının Yeniköy mevkiinde 1. derece arkeolojik sit alanı bulunduğuna da dikkat çekilen Mahkeme kararında, davayla ilgili hazırlanan bilirkişi raporuna atıfta bulunularak “Diğer alanlarda yer alan tescilli ve tescilsiz yeraltı/yerüstü arkelojik sit alanlarına (soluma damları, çeşitli antik kalıntılar, antik territoryum, tarihi yol, Phellos antik kenti ve bu kentin uzantıları vd.) çevresel etkisi ve tahribatın kaçınılmaz olduğu, arkeolojik sit alanlarının tünel ile içinden veya yakınından geçilmesi dışındaki alternatiflerin araştırılması gerektiği” kaydedildi.

‘YETERİNCE ARAŞTIRMA YAPILMAMIŞ’

Davalı idare ve müdahil vekili tarafından sunulan itirazların bilirkişi raporunu kusurlandıracak nitelik ve yeterlilikte olmadığının altı çizilen Mahkeme kararında, “Bilirkişi raporunda yer alan görüş ve kanaatler Mahkememizce de hükme esas alınabilir nitelikte bulunmuştur” ifadelerine yer verilerek, “Doğal ve arkeolojik sit alanların neredeyse tamamından teğet ve tünel/yarma yapılarak içinden/çevresinden geçilmesine izin verilmesi, proje içerisinde veya proje sonrasındaki muhtemel yapılaşma artışının bu alanlara baskısının irdelenmemesi, patlatma/yarma ve iş makinaları ve yüksek tonajlı araçların geçişi sonucu vibrasyon etkisi, toz ve katı madde taşımını ile bu alanlardaki canlılara veya tarihi yapılara verilebilecek etkinin dikkate alınmaması, sadece menfezler ile yolun 2 tarafına hayvan geçişlerin sağlanması, hayvanların diğer habitatlara göçü veya yakalanarak taşınması tedbirine yer verilmesi fakat yeni alanlardaki neslin devamı ve popülasyon yoğunluğunun ne olacağının hesaplanmaması, projenin önemli çevresel etkilerinin bulundurduğu ve alternatif güzergah ve/veya mevcut yolların iyileştirilmesi ile mevcut dokunun en az olumsuz etkiye maruz kalacak şekilde korunması adına yeterince araştırma yapılmadığını gösterdiği” kaydedildi.

 

Önceki haber800 yıllık kervansaraya kalorifer döşeyip klozet koydular!
Sonraki haberSultanhanı Kervansarayının restorasyonunda bir skandal daha!
Yusuf Yavuz
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.