Tehlikeli viraj…

Almanya’daki feri sönen Deniz Feneri, Türkiye’deki Aydın Doğan’ın Hilton’u ve AKP’li belediyelerdeki vurgun-soygun haberleri arasında en önemli sorun ekonomiyi ıskaladık farkında değiliz galiba.
Galiba da değil, hatta kesin.
Bir yıl önce tuzu kuru ABD’linin ikinci ev sevdası sonucu Morgage sisteminin çökmesi, ardından dalga dalga yayılan global ekonomik krizi hiç önemsemedi hükümet.
Varsa yoksa demogojik tartışmalar.
Varsa yoksa geçtiğimiz yıllarda kazanılan bir kaç başarının parlatılması, cilalanıp her yıl halkın önüne konmasıyla harcandı değerli fırsatlar…
Oysa dünyadaki olayların, patşak veren global krizin yansımaları hesaba katılmalıydı.
Ekonomik gidişatın bozulmaya yüz tuttuğu farkedilmeliydi.
Az üretip çok tüketmenin faturası zaten önümüze gelecekti, bunu yıllardır biliyoruz.
Yalancı ve sanal cennet vaat eden AKP yönetiminin nohut-makarna kolileri ile ayakta kalacağını sananlar bence büyük yanılgı içindeler hala.
Kötü olan ise yanıldıklarını hala kabule yanaşmamaları.

Şu anda ABD ekonomisi ve dolar sallanıyor.
ABD yine nezle oldu diye bakamayız bu kez olaya.
Sadece nezle olsa, bize yansıması grip olur der çıkarız işin içinden.
Ki, bu çok fark etmez.
Ama bu kez durum hiç de öyle değil.
Bankaları peşpeşe batıyor.
ABD tarihinde ilk defa bankaların devletleştirilmesi  oldugu yaşanıyor.
1924 Dünya ekonomik krizinden daha beteri geliyor üzerimize doğru.
Biz ise içerde devletle-medya arasındaki laf sokuşturmalarıyla zamanı hovardaca harcıyoruz.
Yazık bu ülkeye.
Yazık bu halka.
Yazık vediğimiz vergilerin böyle çarçur edilmesine.

Türkiye farkında olması gereken bir ekonomik krizin göbeğinde.
Tam tarifi ile son derece tehlikeli bir virajda.
Oysa kendisini otobanda sanıyor.
En kötüsü de bu zaten.
Fark etmemek…
Birileri dürtmeli.
Birileri geçmişteki krizleri hatırlatmalı.
Evet rahmetli Ecevit’in yüzüne Anayasa kitapcığı atan bir cumhurbaşkanı yok ama…
864 rakımlı tepenin yeni konuğu eski AKP’li Cumhurbaşkanı  Abdullah Gül’ün iftar yemekleriyle meşguliyeti de çözüm değil.
İftar çadırlarınde bedava iftar vermekle krizden çıkıldığı kesin olsaydı, Müslüman Dünyası 12 ayı Ramazan ilan eder, fakirlikten bitap düşen, açlıktan ölen Afrikalı müminler refaha kavuşurlardı.
Yok böyle bir şey.
Demek k, iftar çadırlarında fakire yemek vermekle de ekonomi düzelmiyor.
Zaten ekonomi iyi olsaydı, zengin bir ülke olsaydık, bedava iftar çadırlarına gerek mi duyulurdu hiç.

Başbakan ve ekibinin günlerdir hedef saptırma yerine ekonomi konseyi, merkez bankası yetkililerini, hazine uzmanlarını, sivil toplum kuruluşu liderlerini toplayıp çözüm arasalardı belki de ekonomik krizi fazla hissetmeyebilirdik.
Oysa krizi gözden kaçırdılar.
Hem kekeme olacaksın, hem gevezelik yapacaksın…
Olmuyor…
Hiç olmuyor…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.