Tekstilde grev için geri sayım başladı

İhracat ve istihdamın lokomotif sektörlerinden tekstilde, grev için geri sayım başladı.


54 iş yerinde 20 bin üyesi adına yürüttüğü Grup Toplu İş Sözleşmesi görüşmelerinde ücret ve diğer mali konularda anlaşmaya varamayan Türkiye Tekstil, Örme ve Giyim Sanayicileri Sendikası (TEKSİF), 20 iş yerinde grev kararı almıştı. Bu iş yerlerinden Söktaş, Narin Tekstil, Yünsa, Levis, Saray Halı, Kasar ve Dual, Pisa Tekstil, Altınyıldız, Bahariye, Kordsa ve Vakko’da 10 Eylülde greve çıkacak.


Öz İplik-İş Sendikası da, 5 bin kişiyi kapsayan POLİTEKS Tekstil AŞ, Bischoof Roja AŞ, Birlik Mensucat AŞ, YATAŞ Yatak ve Yorgan AŞ, SÜNTAŞ Sünger ve Yatak AŞ iş yerlerinde grev ilan etti.
Tekstil İşçileri Sendikası (TEKSTİL), aralarında BOSSA AŞ’ye bağlı iş yerlerinin bulunduğu 7 iş yerinde yaklaşık 5 bin işçi adına grev kararı aldı.


Türk tekstilinin dev firmalarının bulunduğu grev sürecinin, sektörel ihracatı baltalayacağı vurgulanırken, işveren ve işçi tarafının sağduyuyla hareket ederek uzlaşması isteniyor.


“FABRİKA BACALARININ TÜTMESİ İÇİN FEDAKARLIK YAPILMALI”


İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) Başkanı İsmail Gülle, tekstil sektörünün sorunlarını ve üretimin önünü açacak önlemleri tartışırken sektörde böyle bir gündem yaratılmasını “mantıksız” karşıladıklarını söyledi.


Gülle, “59. hükümet üretimin önünü açacak çözümü geliştiremedi. Tarafların karşı karşıya gelmesinde en büyük sorumlu olarak hükümeti görüyorum. İşveren işçiye verdiği para konusunda tutucu değil, istihdamın vergi yükünün ağır olması sıkıntı yaratıyor. İşletmeler, maliyet yükünü taşıyamayacak noktaya geldi” dedi.


Gülle, pek çok işverenin gönüllü olarak lokavt yapacağını öğrendiklerini belirterek, şunları söyledi:
“Grev ve arkasından lokavta gidilmesi sektörü yıpratır. Bu bir tehdit olarak önümüzde duruyor. Önemli olan farikaların çalışması. Optimumlarda anlaşıp fabrikaların bacalarının tüttürülmesi yönünde fedakarlıklar yapılmalı. Tekstilin şu anda ihracat performansı yüzde 25’lerde. Yıl sonunda ihracat 7 milyar dolara ulaşacak. Bu olumlu ivmeyi yakalamışken, bu tür frenlerle karşılaşmak istemiyoruz.”


“SOSYAL BARIŞ SÜRMELİ”


TOBB Konfeksiyon ve Hazır Giyim Meclisi Başkanı Umut Oran, son 4 yılda döviz ile girdi maliyetleri arasındaki makasın çok açıldığını, Uzakdoğu’nun da etkisiyle sektörün kar marjının yüzde 5-10 arasında kaldığını belirtti.
Oran, rekabet şansının kalmadığını ifade ederek, “O zaman, talep edilen ücret artışları da tolere edilemiyor. Şu anda tekstil ve hazır giyimde bıçak kemiğe dayanmış durumda. Türkiye ekonomisinin grevi kaldırma şansı yok. Üretimin durması, kazandığımız ivmenin inmesi demek” dedi.


Oran, grevin, sektörün ihracatını da etkileyebileceğine işaret ederek, şöyle konuştu:
“Tekstil ve hazır giyim ihracatımızın yüzde 75’ini AB ülkelerine yapıyoruz. 10 kategoride kotalar 1 Ocak itibarıyla kalkıyor, Çin’in baskısını daha sert hissedeceğiz. Bu süreçte işçi ve işveren tarafı sağduyu ile hareket ederek sosyal barışı devam ettirmeli.”


“İŞÇİNİN ÜCRETİNE GÖZ DİKİLMEMELİ”


Öz İplik-İş Sendikası Genel Başkanı Yusuf Engin de, sektörün grevi kaldıracak durumda olmadığını belirterek, “İşverenler sendikası, 5-6 ay süründürür sonra makul bir teklifle masaya gelir ve sözleşme biter. Bugüne kadar böyle oldu. Onun için işveren sendikasının bizi greve zorlayacağı kanaatinde değilim. Çünkü iş yerleri için intihar, ekonomiye de büyük zarar olur” dedi.


Çaresiz kaldıkları zaman grev aracına başvurduklarını anlatan Engin, işveren sendikası makul bir teklifle gelirse bir an evvel sözleşmeyi sağlayacaklarını kaydetti.


Engin, “İşveren sendikası, 30-40 yıl önceki anlayışla bugünkü toplu sözleşme sürecini devam ettirmemeli. Bu, işi kilitlenmeye götürüyor” dedi.


Yusuf Engin, 21. Dönem Grup İş Sözleşmesi kapsamında ilk 6 ay için yüzde 15 ve sonraki 6 aylar için yüzde 10 zam istediklerini anımsatarak, şunları kaydetti:
“İşveren tarafından ise gayri ciddi teklifler geldi. Sözleşmenin 1 Nisanda yürürlüğe girmesi gerekiyordu, 5 ay geçti. İşverenler sendikasından makul bir teklifle gelmelerini, bir maceraya sürüklememelerini bekliyoruz. Sektörün sorunlarının çözümlenmesi için işçi kanadı olarak elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz. Ama işçi aldığı ücretle geçinemiyor. İşçinin aldığı ücrete göz diken anlayıştan vazgeçmelerini bekliyoruz.”


“GİRDİ MALİYETLERİ DÜŞÜRÜLMELİ”


Hey Tekstil Başkanı Aynur Bektaş ise, greve gidilmesinin hem tekstil hem de hazır giyim sektörünü kötü etkileyeceğini, üretimi engelleyeceğini belirtti.


Bektaş, şöyle konuştu:
“Hazır giyim olarak ham maddemizin yüzde 70’ini Türkiye’den alıyoruz, boyamızı burada yaptırıyoruz. Tekstilin ihracat artışı çok iyi gidiyor. Hazır giyim ihracatı yıl sonunda 16 milyar doları, tekstil ihracatı 6 milyar doları yakalar. Lojistiğin de yüzde 40’ını biz yapıyoruz. Grevden hazır giyim ve tekstilin yanında lojistiğin de kaybı büyük olur.”
Sorunun maliyetlerden kaynaklandığını dile getiren Bektaş, işçinin işverene maliyeti yüzde 25’in üzerindeyken kamu maliyetinin ise yüzde 40’ları aştığına dikkati çekti.


Aynur Bektaş, “Tekstil ve hazır giyim sektöründe 3 milyon kişi çalışmasına rağmen bunun 800 bini kayıtlı işçi. Kayıt dışının kayıt içine alınması lazım. Sendikalar ile işveren birlikte projeler üreterek, girdi maliyetlerinin düşürülmesi için hükümete yaptırım uygulamalılar. Yoksa sektördeki bir avuç kayıtlı firmanın üzerine gidilirse bunlar batar. Sektörün hali harap, karlılığı çok az. Karlılığı olmayan sektör, işsizliğe ne kadar fayda sağlayabilir” görüşlerine aktardı.
TEKSTİL Genel Sekreteri Muharrem Kılıç da, taleplerinin makul olduğunu belirterek, “Bu konuda kararlıyız. Grev bizim için amaç değil araçtır, kaçınılmaz hale gelirse kullanmak zorunda kalacağız” dedi.



 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here