“Tezkere 1 yıl daha uzatılacak”

ABD temaslarıyla ilgili olarak The Plaza Oteli’nde düzenlediği basın toplantısında soruları yanıtlayan Erdoğan, ”ABD Başkanı Obama ile yaptığınız görüşmede neler konuşuldu? Demokratik açılım gündeme geldi mi?” sorusuna şu yanıtı verdi:

”Aralık ayında gerçekleştireceğimiz görüşmenin gündemini şimdiden konuşursak o çok erken olur, doğru da olmaz. Özellikle Sayın Obama ile yaptığımız görüşmede Ermenistan’la ilgili devam eden görüşmelerle ilgili kısa bir karşılıklı değerlendirmemiz oldu. Bölgesel konuları, başta Ortadoğu olmak üzere görüşme imkanımız oldu. Bunların içinde Irak, malum en önemli konu.

Bir diğer konu; bundan önceki hükümetle müşterek bir kararımız olmuştu. Terör örgütüne karşı bir kararımız olmuştu. Terör örgütüne karşı ortak düşman ilan etme olayı ve bu sürecin devamına yönelik görüşmelerimiz olmuştu. Aynı şekilde Ermenistan ile ilişkiler noktasında, azınlıklar da bunun içinde. Buna yönelik olarak bir fikir alışverişimiz de oldu. Bundan sonraki sürece yönelik olarak da ağırlıklı olarak Türkiye-ABD ilişkilerinde özellikle bulunduğumuz bölgede, Türkiye’nin üzerindeki yükün her zaman için çok daha ağır olduğu ortada. Bu konularda da özellikle Filistin-İsrail arasındaki sorunlarda Irak, Suriye arasındaki sıkıntılar da rol alabileceğimiz ortada. Bunları da kendilerine ifade ettik. Ağırlıklı olarak görüşme bu çerçevede gitti.”

”HERHANGİ BİR TEKLİF SÖZ KONUSU DEĞİL”

Başbakan Erdoğan, ”İran’ın nükleer çalışmalarıyla ilgili bir arabuluculuk teklifi oldu mu?” sorusu üzerine, “Şu ana kadar bize herhangi bir teklif söz konusu değil. Ancak 1 Ekim’de Solana ile aynı şekilde İran’dan Celili, bir araya gelme durumları var… Bundan sonraki süreçte Türkiye’den herhangi bir şey talep edilirse bu konuyla ilgili biz her zaman hazırız diyoruz. Bunu söylüyoruz” diye konuştu.

Ekim ayında Tahran’a gideceğini anımsatan Erdoğan, şunları kaydetti:

“Bu seyahatte de bölgenin sorunlarını müzakere edeceğimiz gibi bunları da görüşeceğiz. Sayın Ahmedinejad’ın yaptığı açıklamalar bir nükleer silaha yönelik değil, barışçıl amaçlı zenginleştirmeye yönelik. Ve bunun da Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’na bildirildiği yönünde açıklamaları var. Bunlar da bütün ortadayken, dünya bunu nasıl değerlendirir bilemem ama dediğiniz gibi, bakıyorum, uluslararası medya sürekli İran’ı bu konuda konuşuyor. Aslında çok daha farklı konuşulacak konular var diye de düşünüyorum. Çünkü konuşanlar hepside kendilerinde nükleer silah olanlar. Biz Ortadoğu’da nükleer silaha tamamen karşıyız. İstemiyoruz böyle bir şeyi. Ortadoğu’da da nükleer silahı olan ülke var, örneğin İsrail. Bir fark var, İsrail UAEK’ya üye değil, İran üye… Kaldı ki Gazze’de fosfor bombaları kullanıldı. Bu ne? Kitle imha silahı. Bunun neticesinde 1400 kadın, çocuk orada öldü, 5000 yaralı. Bunlar hiç masaya gelmiyor. Bunlarla ilgili hazırlanmış raporlar varsa bunlar gündeme gelmiyor. Şahsen, sorumluluk mevkinde olan bir insan olarak rahatsız ediyor. Niçin bunlar masada yok, niçin bunlar konuşulmuyor? Yatıyoruz kalkıyoruz İran… Yani daha adil olmamız lazım. Dürüst davranmamız lazım. Eğer küresel barışı istiyorsak.”

TEZKERE SÜRESİ 1 YIL UZATILACAK

Erdoğan, ”Irak’a yapılacak ziyaretin tarihi ve içeriği ile tezkerenin bu salı günü yapılacak Bakanlar Kurulu toplantısı gündemine gelip gelmeyeceğine” yönelik soruya ise şu yanıtı verdi:

”Irak seyahati ile ilgili, Ekim’in ortalarında 15’i civarı, onun üzerinde çalışılıyor. Karşı taraf ile görüşmek suretiyle mutabık kalınacak. Ekim’in ortalarında gideceğiz. Ve stratejik yüksek düzeyli toplantımızı orada gerçekleştirmiş olacağız. Burada icracı bakanlarımızla beraber orada olacağız. Karşılıklı olarak görüşmeler yapılacak.

İş adamlarımızı da götürmeyi planlıyoruz. Belki iki tür olacak. İş adamlarımızı burada beraberimize almazsak, daha sonra bir bakanımızın riyasetinde iş adamlarını Kuzey Irak’a göndermeyi planlıyorum. Öyle bir çalışmamız da var. Talabani ile bunları görüştük.

Tabii tezkere konusuna gelince, tezkere konusuyla alakalı bunu ben aslında geçenlerde cevapladım. Bu konuyla ilgili olarak ilk bakanlar kurulu toplantımızda bunu görüşüp, hemen parlamentoya sevk edeceğiz. Bu konulardaki gazetelerde çıkan olumsuz haberler kesinlikle yanlıştır. Biz tekrar 1 yıl daha uzatılmasından yanayız. Bunu da bilmenizi istiyorum.”

HRİSTOFYAS’A YANIT

Kıbrıs konusundaki soruları yanıtlarken de çözüm istediklerini, yıl sonuna kadar “bu işin artık bir yere bağlanmasını” talep ettiklerini anlatan Erdoğan, şöyle konuştu:

”(Hristofyas) Bunu bizzat şahsıma söylediği için ben burada açıyorum, bunu gizlemeye de gerek yok. Görüşmeler noktasında biz Sayın BM Genel Sekreteri Ban Ki-Mun’un gerekirse riyasetinde de bu üçlü toplantıyı New York’ta yapmalarını söyledik, Tabii buna yanaşmak istemiyorlar. Bizimle görüşmek istiyor, bizimle görüşmek istediğinde de biz kendilerine açıkça şunu söylüyoruz. Bu görüşme dörtlü olur, bu görüşmede garantör ülkeler olarak Türkiye olur, Yunanistan olur, Sayın Talat ve bir de siz olursunuz. (Tabii Sayın Talat hangi sıfatla olacak?) diye soru yönelttiğinde de kendisine şu cevabı verdik: Siz hangi sıfatla oradaysanız Sayın Talat da o statüyle orada olur. Otururuz konuşuruz, o zaman kararımızı veririz, temenni ederiz ki anlaşırız ve bu işin artık bitmesi gerekir.”

İRAN’A SALDIRI ÇOK YANLIŞ OLUR

Erdoğan, basın toplantısında bu sıralar ABD medyasında gündemde olan ”İran’ın nükleer tesislerine saldırmak gibi bir konunun gündemde olup olmayacağına, ”İran’a karşı böyle bir çılgınlığın” yapılıp yapılmayacağına yönelik bir soru üzerine şunları söyledi:

”Biz böyle bir şeyi bölgede temenni etmeyiz, yani bu çok çok yanlış bir şey olur, yani bundan bu çılgınlığa teşebbüs edenler salt olarak zarar görmez. Bakın Irak’la ilgili süreci yaşıyoruz, bunun bize ders olması lazım, yani şimdi sormak gerekir, kendi kendimize soralım yani Irak’ta neyi hallettik: Şu anda bir ülke bir medeniyet bana göre çöktü, milyonu aşkın insan öldü. Amerika’nın belki de finans krizinin içerisinde Irak’taki yaptığı harcamalar ona neden olmuş olabilir
Ama daha bu bir yere oturmadan böyle bir şeyi çözemeyen Dünya şimdi İran üzerinde devamlı böyle bir şeyi düşünüyor, tek bahanesi nükleer silah. Tamam da bu nükleer silahın bulunduğu başka ülkeler var, niye bunlar konuşulmuyor, bunların da konuşulması lazım. Yani burada bir haksızlık var gibi geliyor bana, hepsi konuşulsun ve kimde varsa nükleer silah hepsi bu konuyla ilgili adımlarını atsın. Çünkü bir şeyin tesirinin olabilmesi için önce onu kendinizin yapmaması lazım, eğer kendiniz bunu yapıyorsanız bunun karşı tarafa tesiri olmaz, yapılan harcamalar da ne o nükleer silah yatırımını yapana bir şey kazandırıyor, ne de o korkuyu verdikleri topluma.”

BÖYLE YAKLAŞIM TARZI OLUR MU?

Türkiye-Ermenistan ilişkilerini de değerlendiren Erdoğan, şunları kaydetti:

“Bizim ön kabullerimiz, ön yargılarımız yok. Bizim cumhurbaşkanımız hiçbir ön koşulsuz, Ermenistan-Türkiye milli maçını gitti izledi. Dedi mi şunu yaparsanız gelirim diye? Hayır. Gitti izledi. Ama şimdi Sayın Sarkisyan, ‘eğer kapı açılırsa ben maça gelirim’ diyor. Böyle bir yaklaşım tarzı olur mu? Bu zaten bir şeyi ortaya koyuyor. Demek ki içeriye bazı mesajlar verme gayreti var. Biz Erivan-İstanbul arasında uçuş seferlerine müsaade ettik. Bu bizim iyi niyetimizdi. Aynı şekilde Van Gölü içinde Ermeni Ortadoks kilisesini onardık. Akdamar Adası’nda, bunu yaptık. Bizim önyargımız, ön kabulümüz yok. Bunlarla biz bazı olumlu mesajlar verelim istiyoruz. Bizim ülkemizde Ermeni vatandaşlarımızla sorunumuz yok. Kaçak Ermeniler var Türkiye’de. Biz onları göndermiyoruz. Bu anlayışları ortaya çok açık ve net ortaya koyuyoruz.”

EN AZ 3 DİYORUM

”Yapılan bir araştırmada Türkiye’nin nüfusunun 2050 yılında 98 milyon olacağı belirtiliyor” sözleri üzerine Erdoğan, şöyle devam etti:

”İnşallah, ne kadar olursa Türkiye ekonomisi o kadar güçlenir. Benim düşüncem ben 3 söyledim, en az üç diyorum. Nüfusunuz ne kadar fazla olursa o kadar güçlü olursunuz. Bunu unutmayın, şu anda dünyada dikkat edin, kimse Hindistan’ı gündeme getirmiyordu, Çin’i gündeme getirmiyordu. Aynı şekilde bir Japonya’nın durumuna bakın.”

TÜRK VATANDAŞLARINA DEMOKRATİK AÇILIMI ANLATTI

Başbakan Erdoğan, Marriott Marquis Otel’de ABD’de yaşayan Türk vatandaşları ile bir araya geldiği toplantıda ise 1,5 aydır ”Milli Birlik Projesi”nden söz ettiklerini, ancak bazılarının bunun üzerinden siyasi rant devşirmek istediğini söyledi.
Sorumluluklarının bilincinde hareket ettiklerini belirten Erdoğan, ”Bunun (demokratik açılım) ne kadar risk taşıyan bir alan olduğunu biliyoruz, siyaseten biliyoruz. Her zaman başarılı olmak isteriz, her seçimi kazanmak isteriz. Ama biz bu yola çıkarken bir şey istedik. Bilelim ki biz 550 milletvekilini kaybedeceğiz, bir şehidin gelmesini istemeyiz” diye konuştu.

ETNİK UNSURLAR ZENGİNLİK

İnsanların etnik kimliklerini doğarken kazandığını ve herkesin buna saygı göstermek zorunda olduğunu anlatan Başbakan Erdoğan, ”Kürt, Türküyle, Lazıyla evlenmiş. Boşnak, Arnavutu ile evlenmiş” dedi.

Türkiye’de, bu şekilde insanların birbiriyle aileler kurduğunu anlatan Erdoğan, şunları kaydetti:

”Bir sıkıntı yok. Niye karıştırıyorsun? Biz diyoruz ki, bütün etnik unsurlar zenginliktir. Ama üst kimlik nedir, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığıdır. Burada bütünleşeceğiz, bir ve beraber olacağız. Herkes birbirinin etnik kimliğine saygı duyacak. Etnik kimlik sonradan kazanılmaz. Doğarken kazanılır. Dolayısıyla buna saygı duymak durumundayız. Bu inceliğin altını çizerek vurguluyorum. Öyleyse hep birlikte Türksen Kürt’e, Kürtsen Türk’e saygı duyacaksın. Aynı şekilde Lazı Boşnağına, Boşnağı Lazına saygı duyacak. Biz vatandaşlık noktasında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak bir ve beraberlik içinde, tek millet diyeceğiz, tek bayrak, tek devlet, tek vatan diyeceğiz ve yolumuza devam edeceğiz.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.