Tolstoy ve Muhammed

PAYLAŞ

Mecbur kalmadan, çaresizlik içerisine düşmeden onurunla ayakta iken, yaptığın bir yanlıştan ötürü özür diliyorsan inandırıcıdır.


Danimarka’nın malum gazetesi yemiş olduğu halttan ötürü Bir mektupla Cezayir’den özür diledi. Daha doğrusu DİLEMEK ZORUNDA KALDI.


İnandırıcı ve saygın bir davranış olarak mı kabul edildi? Asla! Başka çaresi kalmamıştı. Küstahlıklarını ve sözde efeliklerini sürdüremezlerdi. Korktular. Başlarına bir şey gelebileceği korkusuna kapıldılar. Çaresiz geri adım attılar.


Danimarka gazetesinin küstah yöneticileri Hz. Muhammed’i sözde mizah anlayışlarıyla akılları sıra bir yerlere koymaya kalkarken, dünyanın en büyük edebiyat ustalarından Rus yazarı Lev Nikolayeviç TOLSTOY bakın Hz Muhammed’i nasıl değerlendiriyor.


“…BUNU SÖYLEMEK NE KADAR TUHAF OLSA DA BENİM İÇİN MUHAMMEDİLİK HAÇA TAPMAKTAN ( HIRİSTİYANLIKTAN) MUKAYASE EDİLMEYECEK KADAR YÜKSEKLİKTE DURUYOR. EĞER İNSAN, SEÇME HAKKINA SAHİP OLSAYDI, AKLI BAŞINDA OLAN HER BİR İNSAN, ŞÜPHE VE TEREDDÜT ETMEDEN MUHAMMEDİLİĞİ; TEK ALLAH’IN VE ONUN PEYGAMBERİNİ SEÇERDİ.”


Yukarıda okuduğunuz satırlar, Karakutu Yayınlarından geçtiğimiz yıl piyasa çıkan Tolstoy’un “Ünlü Rus Yazarın İslam Peygamberi İle İlgili Yayınlanmayan Risalesi” üst başlığını taşıyan “ HZ. MUHAMMED – Gizlenen Kitap” adlı kitabından alınmıştır.


Kitabı Rusça’dan  Azerice’ye çeviren Prof.Dr. Telman Hurşidoğlu Aliyev (Azerice’den Türkçe’ye Çeviren Arif Aslan) kitapla ve tolstoy’la ilgili bakın ne söylüyor:


“Ünlü Rus yazarı L.N.Tolstoy, 1908 yılında Abdullah El-Sühreverdi’nin Hindistan’da basılmış “Hz. Muhammed’in Hadisleri” kitabını okumuştur. Okuduğu hadislerden bir risale (kitapçık) tertip etmiş, bunu Rusya’nın ‘Posrednik adlı yayınevinde bastırmıştır.
Rus halkı ve özellikle Rus aydınları, L.N. Tolstoy’u ilahi bir kuvvete sahip gibi seviyorlardı ve onun islamiyeti kabul etmesinin duyulmasının Rus toplumu içinde islam’a güçlü akım başlatabileceğini biliyorlardı. Bu yüzden de Tolstoy’un Hz. Muhammed’in hadislerinden derlediği kitapçığını KGB gibi Rus İstihbarat birimleri gizli tutmaya, unutturmaya ve basılmasını engellemeye çalışıyorlardı. Tolstoy, bu risale (kitapçık) ile Rus okurlarını, Hz Muhammed’in hadisleriyle tanıştırmıştır. Hadislerinden seçtiği konularda ’fakirlik’ ve ‘eşitlik’ gibi kavramları esas almış, Rus halkına ve onları aldatanlara bir ders verir nitelikte olmasına özen göstermiştir.


Tolstoy, seçip kitapçık haline getirdiği bu hadislerle, gerçek adalet ve eşitliğin, gerçek kardeşlik ve fedakarlığın yerinin İslam olduğu, hatta insana saygı ve sevginin ve daha ötesinin de yerinin yine İslam olduğunu vurgulamak istemiştir”


İslamiyeti ve Hz Muhammed’i çizimleriyle bir yerlere oturtmak isteyen kendilerini bilmez Danimarkalı malum gazetecilerin; içine düştükleri çıkmazdan kurtulmak için ve çaresiz kalarak özür dilemeleri yetmez!


Tolstoy’un kitabını okuyarak İslamiyet ve onun önderi Hz. Muhammed neymiş nasıl bir insanmış,  dünyaca ünlü bir yazarın bakış açısından, mükemmeliyetini son yaptıklarından utanarak öğrenmeleri gerekir…


Kitabı okumanızı herkese tavsiye ederiz.


Sevgili okurlar…
Konu dönüp dolaşıp aynı noktaya geliyor. Biz bu adamlarla Avrupa Birliği (AB) adı altında ilerde ayni çatı altında nasıl güven duyarak iş birliği içersinde olacağız?


Onların dinleri, kültürleri, örf ve adetleri bizden çok farklı. Düşünebiliyor musunuz, iki eşcinsel erkeğin evlenmesi bizim kültürümüzde yer ve tolerans bulması mümkün mü? Bunu yazarken bile insan “hicap” duyuyor. Onlardan gelecek hayır Allah’tan gelsin!


Avrupa’da yaşamakta olan Türk vatandaşlarını dinleyin bakalım, Türklere, Türk milletine nasıl bakıyorlarmış ve ne gibi değer veriyorlarmış bir duyun! Hala bunların yanında aman AB’ye katılmamız tehlikeye girebilir ürküsü içersinde, sessiz kalmanın ve her dediklerini yerine getirmenin ne gereği var?


Atatürk’ün resimlerini her yerden indirin küstahlığının üzerimizde bıraktığı isyan duyguları henüz sakinliğe dönüşmeden, Hz. Muhammed’e saldırıp dil uzatmaya başladılar!


Siz kimsiniz? Kendinizi ne sanıyorsunuz, sözde can ciğer batılı dostlarımız?
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu büyük insan Yüce Atatürk, artık ülkenin başında değil diye, yoksa yeniden palazlanmaya mı kalktınız? 


Atatürk’ümüz artık yok ama, onun ilkelerini, azmini, ruhunu ve direncini taşıyan asil Türk milleti; her şeye karşın, şanlı ordusunun önderliğinde bugün yine dimdik ayakta!


12 Eylül’ün lideri Kenan Evren’in kısa süre önce dile getirdiği gibi, bıçak kemiğe dayanırsa;  kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri, ülkesine sahip çıkmada milletiyle; ne sizin Kopenhang’ızın  kriterlerinizi, ne de AB’nizin sözde reformlarını dinler! Haddinizi bilin!                                                                                      


Türk’ün ne diniyle, ne peygamberiyle, ne de Atatürk’ü ile oynanmaz.!
Bunu sakın unutmayın, Batı’nın sözde “demokrasi ve düşünce özgürlüğü” savunucusu Hıristiyan ülkeleri!.
Tamam mı?


burhanaozbey@yahoo.com 

CEVAP VER