Toplu iş ilişkileri Meclis gündeminde görüşülüyor

Toplu iş ilişkileri Meclis gündeminde görüşülüyor

0
PAYLAŞ

Görüşmeler bu haftada sürecek. Yeni, sendikal örgütlenme ve toplu iş sözleşmesi düzeni, AKP tarafından 10 yıl sonra nasıl şekillendirilecek. Göreceğiz.

Öncelikle, üç önemli saptamayı yapalım.

1.- İktidar da 10. yılına ulaşan AKP, çalışma yaşamında sendikal örgütlenme ve toplu iş sözleşmesi sistemine ilişkin olarak, ilk kez Hükümet Tasarısı olarak, Meclis gündemine bu yasayı taşımışlardır. İçeriğini bir yana bırakarak, bu Tasarı’ nın, Hükümet Tasarısı olarak, Başbakanlığa gelişi ve çıkışından sonraki değişmeleri dikkate aldığımızda, politika belirlemesinin olmadığını, güne ve rüzgara göre değişikliklerin olduğunu söyleyebiliriz.

2.- 60’ncı Hükümetin ilk yarısında da bu görevi yürüten Bakan Faruk Çelik’in, Bakanlar Kuruluna getirdiği Tasarı Taslağı, Bakanlar Kurulu’ndan geçememiş, daha sonrada bu çalışma, Başbakanlık arşivinde kalmıştır. 61. Hükümet’ in yine Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı olan Çelik, Bakanlığa 2011 sonbaharında geldiğinde, bu çalışmayı hemen tamamlamış ve hemen Başbakanlık’a gönderdiği halde,Tasarı, 2012 baharında da, TBMM gündemine kadar gelmesine karşın, yeni gündeme alınabilmiştir.

3. – Bu Tasarı’nın, 9 aydır yasalara rağmen, askıya alınan toplu iş sözleşmesi ile ilgili olarak, bu şekliyle bir ilgisi bulunmamaktadır. 9 aylık geçen süreye ilişkin, şu an nasıl bir çözüm getirileceği, bu Tasarıda bulunmamaktadır. Tasarı’nın TBMM de görüşülmesi sürecinde, bu konuda, önerge ile Tasarı da değişiklik yapılması halinde, nasıl bir çözüm getirileceğini göreceğiz. Bu nedenle, sanki bu yasa çıkamadığı için, 9 ayı geçen süredir toplu iş sözleşmesi başvurularının, Bakanlıkça karşılanamadığı söylemi yanlış ve yanıltmadır.

Peki bu yasanın içeriği nedir, hiç mi olumlu yanı yoktur. İşçilerin sendika üyesi olabilmesi ve sendika üyeliğinden çıkması bildirimlerinin, noter aracılığı ile yapılması, ve noterlik ücretlerinin, çoğunlukla yasalara aykırı sendikalar tarafından ödenmesi düzenlenmesi kaldırılmaktadır. Bir sendikanın işkolunda ki, işyerlerin de toplu iş sözleşmesi yapabilmesi için, öncelikle ilk baraj olan, Türkiye çapında o işkolunda çalışan işçilerin, yüzde on örgütlenme barajını geçmeleri koşulunda ki, yüzde on sınırı düşürülmekte ve işkollarından bazıları birleştirilerek sayı azaltılmaktadır.

Bilindiği gibi, 1961 Anayasası sonrasında, ilk kez toplu iş sözleşmesi ile birlikte grev ve lokavt hakkı ile sendikal örgütlenmeye ilişkin, yasa çalışmaları, rahmetli Prof. Dr. Cahit Talas’ın, Çalışma Bakanlığı döneminde başlamış, 963 de yine rahmetli Bülent Ecevit’ in Bakanlığı döneminde de, 274 sayılı Sendikalar Yasası ile 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Yasası olarak, çalışma yaşamımıza girmiştir.

30 yıla ulaşan bu uygulama, 12 Eylül 1980 sonrasında, bazı sendika ve konfederasyonlarını kapatılması ve toplu iş sözleşmesi düzeninin askıya alınıp zorunlu tahkim sistemini oluşturulması da, 3 yıl sürmüştür. 1983 yılında da, 274 ve 275 sayılı yasalar kaldırılmış, yeni 2821 sayılı Sendikalar Yasası ile 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Yasası yürürlüğe girmiştir. 30 yıla yaklaşan süreçte, bu yasalarda bazı değişiklikler yapılmışsa da, sistem özü itibariyle korunmuştur.

Bu yasaları değiştirme konusunda, 12 Eylül 2010’a kadar AKP, TBMM’ye bir Hükümet Tasarısı bile sunamamıştır. 12. Eylül 2010 Referandum u sonrasında da, iki yıl geçtikten sonra, TBMM Genel Kurulu’nda görüşme aşamasına yeni gelebilen, bir Tasarı bulunmaktadır.

Peki bu Tasarı, yeni bir sistem getirmekdemidir. Bunu söyleyemeyiz. Var olan, 2821 ve 2822 sayılı yasaları birleştirip, tek bir yasa ve ‘TOPLU İŞ İLİŞKİLERİ’ Yasa tasarısı olarak TBMM de görüşülen bu Tasarının, daha başta adının değiştirilmesi, görüşme sürecinde de, bir dizi değişikliklerin yapılacağını göstermektedir. Bunların işaretleri de zaten verilmektedir. Bu yüzden, Yasanın bir değerlendirilmesini, görüşmeler tamamlanıp, Cumhurbaşkanlığı’ na imzaya gönderilmesinden sonraya bırakalım.

Ancak, görünen köy klavuz istemez, yeni çıkacak yasa ile getirilecek düzenleme konusunda da, şimdiden üç önemli saptamayı öngörü olarak yapalım.

Bu Tasarı’nın, Yasalaşması ile,

1. – 12 Eylül Anayasası ile getirilen sistem değiştirilmemekte, birleştirilip, biraz revize edilerek, bazı sendikacıları koruyan düzenlemeleri içermekte, 12 Eylül ile getirilen sistemi korumaktadır.

2. – Başlangıçta, bazı yeni sendikaların oluşumu gündeme gelse de, bazı sendikalara toplu iş sözleşmesi yapabilme yolunu açma dışında, örgütlenme ve toplu iş sözleşmesinden yararlanmayı arttırmayacaktır.

3. – Demokrasinin gelişmesi için sendikal örgütlenmenin artması ve yeni hakların oluşması bir başka bahara kalacaktır. Sendikaların, bu günkü yapısal durumu, yönetimi ve söylemleri dikkate alındığında, uzak bir bahara kalmaktadır. Ve yeni gelişmeler, yeni örgütlenme ve söylem biçimleri ile birlikte, yeni politik oluşumlarla gündeme gelebilecektir.

Peki niye böyle bir karamsar tablo çiziliyor sorusu gündeme getirilirse, Hükümet tarafından yapılanlar, yapılacakların teminatıdır deyip, üç cümle ile bu yazıyı noktalayalım.

1. – Hükümet Tasarısı olarak, 10 yılda belirlenen politika ve gelebilen yeni sistem budur.

2. – Bu Hükümet, 12 Eylül döneminde bile yapılmayan ve gündem de bile olmayan, hava taşımacılığı işkolunda grev yasağını getiren yasa değişikliğini, 23 günde kabul etmiştir.

3. – Yeni örgütlenmeler değil, var olan ve güç kaybeden örgütlenmelerin, nasıl ve neden el değiştirmesi veya bir başka anlatımla yeni yapılanmalardaki ilişkiler, ümit var görülmemektedir.

Bir dönem dillerden düşmeyen bir şarkı vardı. Örgütlenme ve sendikal sistemin gelişerek, toplu iş sözleşmesi düzeninin gelişmesi ve de giderek demokrasinin gelişmesi, bize bu şarkıyı hatırlatıyor. “Zor Dostum Zor…”

BİR CEVAP BIRAK