Toyo… Toyota… Toyoooooo… Toyota

Son günlerde TV’lerdeki bir reklam kuşağında Toyota şarkısı duyuluyor.

Reklam klibinde, çocuk koltuğundaki bir bebeğin araba içersinde mışıl mışıl uyuması özne yapılmıştır. Reklamcılar bununla demektedirler ki çocuk odası sessizliğinde olan arabayı ancak Toyota’da bulabilirsiniz.

Ardından da bir melodi duyulur: Toyoooo…Toyotaaaa!

Yakın zamanlarda atağa geçip piyasalara milyonlarca araba çıkaran Toyota’nın reklamdaki özlenen sessizliğe bürünmesi çok zaman almadı. Şirket şimdi bir teknik hata yüzünden ABD’deki fabrikalarını kapatıyor, üretime ara veriyor ve sesini kesiyor; ama ortalık ayağa kalkmış durumdadır. Toyota’nın gaz pedalına sıkışmış cıvata hatası nedeniyle son 3 yılda caddelere çıkarttığı 2 milyon aracı servis noktalarına geri çağırması, ABD’de ortalığı ayağa kaldırdı.

Kapitalizmin son küresel krizinden çıkış hazırlığındaki karteller ekonomisi, gaz pedalı nedeniyle bir kez daha kuşku, kaygı, belirsizlik ve soru işaretleriyle karşılaşacak, vites değiştirecekti. Kapitalizm derhal frene bastı ve “kriz içinde yeni bir kriz” yaşamamak için önlemleri gündeme getirdi.

Şu sıralarda, ABD ekonomisinin büyükbaşları, “vaziyeti kestirmeye” çalışıyor ve Wall Street’in kurnaz alıcıları, para avcıları Toyota hisselerini elden çıkartmaya hazır görünüyor.

Obama yönetimi tam işleri yoluna koymak üzereyken karşısına birden çıkan bu yeni başağrısıyla nasıl baş edebileceğinin stratejilerini konuşmaya başladı bile… Geçen hafta Beyaz Saray’da, Başkan Obama ve ilgili bürokratlar arasında Toyota’nın gaz pedalı için bir dizi toplantı yapıldı. Indiana Eyaleti’ndeki bir yan sanayinde yaptırılmış gaz pedalındaki hata koca Amerikan İmparatorluğu’nun başını bu denli niye ağrıtsın, diye düşünmek anlamsızdır. Gaz pedalı deyip geçmeyiniz, ağrıtır! Zira, eğer sözü edildiği gibi, ABD’de 1 milyondan fazla araç, dünyada ise 2 milyon civarında Toyota marka araba geri çağrılacak ve hatalı ürün değiştirilecekse bunun ekonomideki ek maliyetinin faturası Obama yönetimine ciro edilecektir. Obama yönetimi derlenip toparlanma ve ABD imajına biraz makyaj yapmak hazırlığındayken, bu sorunla dış politikada “kızmabirader oyunu” gibi tekrar başa gitmek istememektedir.

Yönetime prim veren basının da konuya el atması gecikmeyecekti. Nitekim, kapitalizmin ciddi yayın organı The Wall Street Journal gazetesinde durumu ele alan yazısıyla yorumcu Paul Ingrassia alarm zillerine basılmak üzere olduğunu belirtiyor ve vahametin bilançosunu sadece 1 yahut 2 milyon araç olarak değil, daha fazlası olarak gösteriyordu. (Toyota: Too Big, Too Fast, The WSJ, 28 Ocak 2010) Ingrassia, Toyota’nın gaz pedalının sıkışmasından yolda kalan araba sayısını ise biraz daha ileri tahminde bulunarak, 4.8 milyon araç olarak bildiriyordu. Bu sayıda aracın geri çağrılması, küresel krize ters köşe etkisi yapabilirdi. Yine yazara bakılırsa, aslında Toyota’nın küresel kriz sırasında gereksiz yere büyümeye kalkışması soruna neden olmuştu. “Çok hızlı büyüyen çabuk çöker” mantığı kapitalizmin temel dinamiklerini açıklıyordu ve Ingrassia’nın demek istediği, Toyota için, bizdeki argoyu kullanırsak, “Hızlı yaşadı, cesedi yakışıklı oldu” biçiminde idi… Toyota’nın geçen yılki, küresel kriz zararı 4 milyar dolardı ve gaz pedalına sıkışan tamirciye havale edilmiş daha birkaç milyar dolar olacaktı; durum cidden vahimdi… Toyota-ABD’nin kapanması durumunda Amerikan ekonomisi için pek hayırlı lakırdılar etmek de olanaksız olurdu.

Yine, aynı gazetenin ekonomi yorumcularından Holman Jenkins’in, “Toyota’nın Motordaki Ruhu” başlıklı yazısında belirtildiğine göre, geçen yıl meydana gelen Toyota araçlarının karıştığı kazalarda sorunun gaz pedalıyla ilintili olması baş nedendi. Yazıda, olayın salt parasal karşılığına değil, insanî boyutuna dikkat çekiliyordu. (Toyota’s Ghost in the Machine, The WSJ, 31 Ocak 2010)

Toyota’nın içine düştüğü “şarampolün” karşısına geçip el oğuşturan kapitalistler de ortaya çıkmakta gecikmedi. Amerikan Ford otomotivin, Toyota karşısında son iki yılda ciddi bir yükseliş kazandığını söyleyenlere göre, Amerikan arabalarına tekrar güven duyulmaya başlanmıştı. Ford, Toyota kaybettikçe kazanacaktı.

Obama yönetiminin, dünya kapitalizmindeki fırtınada geminin kaptan köşkünde oturması bu anlamda önemlidir. Kapitalizmin parayı seven, cimri, varyemez tavrı nedeniyle ulaşılan küresel krizin bu dönemeçte direksiyonu ne yöne kıracağı, daha doğrusu kırıp kıramayacağı kaygıyla beklenen bir önemli şoförlük ustalığıdır. Öyle görünüyor ki ABD’de toparlanma eğilimi gösteren tüketici endeksleri ve mali raporların bir süre daha Toyota’nın gaz pedalından etkilenmesi kaçınılmazdır. Buysa, yakın zamanda gerek Afganistan gerekse genel olarak Ortadoğu siyasetinde yumuşama sinyalleri veren Washington yönetimini, bir kez daha parasal kaynakları kontrol altında tutmak için sert tedbirleri sürdürmeye yönlendirebilir. Obama’nın Detroit araba üreticilerinin üst düzeyi ekibiyle son bir hafta içinde arka arkaya toplantılar yapmasının başka bir açıklaması yoktur.

Aslına bakılırsa bir açıklama daha olmalıdır. O da kapitalist girişimin ürkek ve korkak olduğuna dair Marksçı tanımı tekrarlamaktan geçer. Para ve kâr en küçük fırtınada ortadan kaybolur, insana ait her şeyi görmezden gelir… Nitekim, geçenlerde San Diego’da Toyota’nın gaz pedalından kaynaklanan feci trafik kazasında ölen bir ailenin dramı, Wall Street borsacılarının görmediği şeyler arasındadır; görmek istemedikleri öteki dünya dramları gibi…
Dramı örten tek şey iyisinden bir reklam müziğidir: Toyooo… Toyota…

_____________________

* Yazarımızın bu yazısı BirGün’de de yayınlandı

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.