Türban Anayasaya girerse…

Bu ülkede yazı konusu o kadar çok ki…
Her gün o kadar çok malzeme çıkıyor ki yazanlar için.
Buyrun size yeni bir tartışma konusu daha.
Başbakan Ispanya’dan duyurdu nedense:
“Türban sorununu yeni anayasaya koyarak aşmak istiyoruz.”
Çok ama çok tehlikeli gidişin işaret fişeği gibi bir şey bu.
Hatta “gibi”si fazla…
Bu yeni gelişme eğer daha önce tesbit edilmiş, ancak açıklaması bugünlere kalmış bir niyetin açığa vurulması ise daha da tehlikeli.
Çünkü daha önce türban konusunda “ Gidişat iyi değil, bunlar türbanı bir şekilde üniversiteye, daha sonra da aşamalı olarak kamu alanının tamamına sokacaklar”  görüşünü savunanlar haklı çıktılar.
Bunlar arasında ben de varım.
Ben de bu konuda olayın çok kaşınmaması gerektiğini savunanlardanım.
Türbanın siyasi simge olduğuna inananlardanım.
Hala da inanıyorum.
Ama ne yazık ki türbana karşı çıkanları, AKP’nin akil adamları “Hep niyet okumaya çalışıyorsunuz” diye suçlamışlardı.
Gelinen noktada bir niyetin var olduğu ama gizlendiği ortaya çıkmış olmuyor mu?
Niyet iyi okunmuş demek ki.
Ve yıllardır dil altında tutulan bakla ıslatılmadan nihayet ortaya çıktı.
Başbakan RTE’ye göre türban “Özgürlükler” arasında sayılmalıymış.
ABD’de ve Avrupa’nun çoğunluk ülkesinde türban serbest ya, onlarda bu durum “özgürlük” kategorisinde sayılıyormuş.
İyi de bu ülkelerin dinlerinde “kapanmak”, ya da “açılmak” arasında gel-gitler yaşanmış değil ki.
Türban gibi yeni bir kapanma türü o toplumlarda uç vermiş değil ki.
Batının laiklik anlayışını benimsiyorsak kılık-kıyafet konusunda alınmış kararlar varsa ona da uymak zorunda herkes.
Nitekim Anayasa Mahkemesi kararı ve idari mahkeme yorumları ortada.
Başbakan bir başka niyeti daha açığa vurdu.
Türbanın siyasi simge olduğunu öne sürenlere karşı, aksi yönde savunma yaparken birden “Velevki türbanı siyasi simge sayalım, simgeler, işaretler yasak değilse, bu bir özgürlükse nasıl yasaklarsınız.” mealindeki sözleriyle sorunu anayasa içinde, üstelik “özgürlükler” faslında halledeceklerini açıkladı.
Evet baştan da söyledim.
Çok ama çok tehlikeli gidiş bu.
Şaka gibi bir çözüm önerisi.
Eğer böyle bir inatlaşma bir madde ile anayasaya yer alırsa, bunun sonuçlarrını şimdiden görmemek için moron olmak gerek.
Peki bu gelişmeden sonra ne olacak?
Hemen söyleyelim:
Bir partinin, hatta saklamaya da gerek yok AKP’nin sempatizanı olarak görülen türban takanlar ve onu savunanlar “özgürlük savaşını kazanmış”yandaşlar olarak sokaklara dökülüp zafer şarkıları söyleyebileceklerdir.
Peki buna nasıl  özgürlük denir?
Nasıl bir özgürleşmedir bu?
Partizanlaşmanın adı ne zamandır özgürleşme oluyor?
Bu aynı zamanda “ Bizler ve ötekiler” ayrışmasını körükleyenlerin ekmeğine yağ sürmez mi?
Bu karar “öteki” tanımlamasını meşrulaştırmadır ki bu son derece riskli bir zemin oluşturur.
Peki kılık kıyafet konusunda yürürlükte olan cumhuriyet yasalarını delmek için aportta bekleyen, mesela kara çarşafi savunanlar sıraya girerlerse ne denecektir?
Sıra tüm yasaklanmış giysilerin özgürleştirilmesine mi getirilmek isteniyor yoksa?
Niyet nedir, niyet?

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here