Türk olmak gururumuzdur…

çocuk sahibi olduğumuz,  taşını toprağını, bağını bahçesini, ormanına denizini taparcasına sevdiğimiz bu güzel vatan toprakları üzerinde, “TÜRK’ÜM” diye haykırmanın engelleneceğini hiç mi hiç aklımıza getirmedik… Ne  acı!..


Nereden çıktı üst kimlik alt kimlik tanımlamaları?


Güneşin doğudan doğuşu kadar kesin ve tartışılmazdır ki; Türkiye Cumhuriyeti Devleti sınırları içerisinde vatandaşlık statüsü altında yaşamakta olan herkes TÜRK’tür ve TÜRK vatandaşıdır.


Bunun üst kimliği alt kimliği mi olur?


İlle de kimlik tanımlamasına gidilecekse, belirttik, ay yıldızlı bayrağımızın sembolü altında vatan toprakları üzerinde vatandaşlık statüsü içerisinde yaşayan herkesin üst kimliği tartışmasız “TÜRK” lüktür.


Hani bunun alt kimlikleri diye tutturulacaksa, ona da yanıt verelim ve bir tanım getirelim; Kürtlük, Lazlık, Çerkezlik, Gürcülük, Boşnaklık… vs. bunlar da Türk milletinin alt kimlikleridir.


Bunca yaşın insanıyız, bu zamana değin, TÜRK olmamızın tartışılmaz kimliğinden öte, vatandaşlarımızdan kimilerinin alt kimlikli mi üst kimlikli mi olduğu konusunda ki saçmalıkları, hiç akılımıza getirmedik. Böyle bir merakın içinde olarak araştırmaya bile gerek duymadık. Sadece biz değil kuşağımızda yer almış bulunan herkesin düşüncesi bu doğrultaydı…


Durup dururken nereden çıktı bu“kimlik ve “kürt sorunu”?
Ülkede kürt, laz, çerkez, Boşnak vs bütün etnik gruplar birlik ve beraberlik içerisinde sorunsuz yaşıyorken, “kürt sorunu” diye bir sorunu, 2005 Türkiye’sinde kimler ve neden ortaya attı ve dillendirdi? Neden gündeme geldi? Biraz garip değil mi?


Yanıtı çok da zor değil.


Kapılarında içeriye (AB’ye) girmek isteğiyle, kuyruk sallayan köpek figürü ile bizi dergilerinde karikatürize eden ve Türk milletini her davranışlarıyla çok sevdikleri belli olan(!) AB’li dostlarımızın dayanılmaz merakından gündeme geldi.


Peki Başbakan Tayyip Erdoğan kendisinden beklenmeyen bir biçimde Güneydoğu ya da terör sorununu “kürt sorunu” diye ülke kamuoyuna açıklama gereğini neden duydu? Anlayabilmiş değiliz. İsterdik ki, Başbakan’ın ağzından ülkemizde “kürt sorunu” yerine, “terör sorunu” diye bir tanımlama çıksın.


Evet…Kim ne derse desin, ülkede, kimlik ya da kürt sorunu diye bir sorun yok. Olsa olsa… Dış odaklarca, özellikle de dostumuz AB ülkelerince(!) Kürtleri  kışkırtarak Türkiye Cumhuriyeti’ni bölüp parçalamak istek ve emelleri var..


İşin hafife alınır tarafı kalmadı…


Avrupa Birliği’ne girme çaba ve isteği, ülkemizin bölünüp parçalanmasına, bile bile göz yummaktan başka bir şey değil. Kimse Avrupa Birliği’nden ülkemiz hayrına bir şey beklemesin. Altını çize çize söylüyoruz. Ülkemizi aralarına alıyor gibi görünmelerinin arkasında ki asıl amaç, Türkiye Cumhuriyeti’ni kısa sürede ortadan kaldırmanın, Türkiye’yi bölüp parçalamanın hain planları yatmaktadır… Onların bizi pasifize etmek için söyledikleri “ siz anlamsız paranoya içerisindesiniz” şeklindeki açıklamaları tamamen uyutmaca ve planın bir parçasıdır.


Ne paranoyası? Gidişat ayan beyan ortada!


Tartışılmasız acı gerçeği bu zamana değin ülkenin kaderinde söz sahibi olanların hala görememiş ve anlayamamış olmalarının açıklaması nasıl yapılabilir inanın bilemiyoruz?


“Başbakan’a soruyorum: Bizim milletimiz ne? Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları milleti mi? Hayır, biz Türk milletiyiz. Bizi bir Türk milletinin var olmadığı noktasına getirirseniz, Türkiye Yugoslavya’ya döner. Başbakan bu tuzağa düşüyor.”(Cumhuriyet – 28 kasım 2005)


Ana Muhalefet Partisi’nin Genel Başkanı Deniz Baykal, Başbakan Tayyip Erdoğan’a ve onun başkanlığında ki hükümete böyle sesleniyor ve uyarıda bulunuyor.


Yugoslavya’nın nasıl parçalandığını ve koskaca ülkenin kısa sürede 4-5 parçaya bölünüşünün hazin öyküsünü, Türk milleti olarak yakından biliyoruz. Yıllarca Yugoslavya’da yaşamış ve ülkeleri parçalanınca Türkiye’ye göç etmiş bulunan kimi müslüman-Türk vatandaşlarımızın, ülkelerinin bölünüşünde yaşamış oldukları dramatik süreci anlattıklarında, hem onların, hem de ülkemizin gelecekte ki Yugoslavya benzeri olası kaderi konusunda derin hüzne kapılmadık dersek yalan olur…


Sonuç olarak:


İçimiz yanarak ve vatanseverlik duygularımızın coşkusuyla haykırarak söylüyoruz ki, ülkenin kaderinde söz sahibi tüm erklere bir çağrımız var. Avrupa Birliği ülkemiz için hayır değil şerdir. Aralarına katılmak için sakın bu ülkenin öz değerlerinden ödün vermeyelim!


Kim ne derse desin, hangi odaklar nifak yaratırsa yaratsın,  ülke toprakları üzerinde yaşayan,  ülkenin aşını yiyen, suyunu içen, ay yıldızlı bayrağımızın altında vatandaş statüsü ile yaşamakta herkes önce TÜRK’tür, TÜRK Vatandaşıdır.


TÜRK olmaktan da her zaman gururluyuz ve onurluyuz!
Kimse birlik ve beraberliğimizi bozmanın hain planları içerisinde olmasın, hüsrana uğrar!


Çünkü bizler, kürdüyle, lazıyla, çerkeziyle, boşnağıyla, gürcüsüyle ve bütün etnik gruplarıyla, damarlarında asil kan taşıyan, Kurtuluş Savaşının tarihe mal olmuş kahraman şehit ve gazilerinin torunları TÜRK MİLLETİYİZ!
Bu böyle biline!…



burhanaozbey@yahoo.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

eighteen − eleven =