Türkiye sağlık turizminde atakta

Londra’da 2 Mayıs günü yapılan Healthex Sağlık Turizmi’nde Türkiye’nin sağlık turizmindeki öncü kuruluşlarının temsilcileri İngiltere sağlık sektöründeki kurum ve kuruluşu yetkilileriyle biraraya geldi.


Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Başhekimi ve Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Melih Bulut, Londra’da İngiliz meslektaşlarına Yeditepe Üniversitesi’ni tanıttı.


Bulut Türkiye’nin sağlık turizmline ilişkin soruları şöyle yanıtladı:


– Sağlık turizmini tanımlar mısınız?
– Sağlık turizmi son yıllarda üzerinde çok konuşulan ve yurtdışından gelen hastalara cazip tedavi seçeneklerinin sunulması için projelerin geliştirildiği bir alan. Sağlık turizmi, gelişen tıp olanakları, tedavi edici hekimliğin gelişmesi gibi öncelikli nedenlerle mümkün oluyor.  Türkiye bu anlamda bir fırsatlar ülkesi kimliğini taşıyor. Ülkemizdeki hastanelere daha çok Arnavutluk, Makedonya, Bulgaristan, Romanya, Azerbaycan, Gürcistan ve Türki cumhuriyetlerden hastalar geliyor.


– Devlet desteği söz konusu mu?
– Bu hastaların oranı da giderek artıyor. Bunda devletin ve kamu kuruluşlarının motivasyonu da önemli. Özellikle de THY sağlık turizmini destekleme anlamında çok yardımcı. Tüm kamu kuruluşlarının da aynı şekilde sağlık turizmine destek vermesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü Türkiye’nin ihracat gelirini, sadece sanayi ürünleriyle artırmak mümkün değil. Ülkemizde orta karar bir hastanede bile beş yüz kişinin çalıştığını düşünürsek, ne kadar önemli bir istihdam yaratıldığını daha iyi görebiliriz. Bu açıdan bakıldığında sağlık sektörü ekonominin çok önemli bir itici gücü durumuna geldi.


– Sağlıkta dünyadaki yerimiz nedir?
– Türkiye’de son 25-30 yılda tedavi edici hekimliğin yanısıra hastane sektöründe önemli gelişmeler gösterdi. Yüksek teknoloji kullanan, iyi bir bilgi birikimine sahip, yurtdışında çalışmış hekimleri kadrosunda barındıran hastanelerin sayısında artış oldu. İşte sağlık turizminde Türkiye’nin önüne fırsatlar bu gelişmelerle birlikte çıktı. Henüz temel sağlık hizmetlerinde istenilen noktaya gelemesek de, tıbbın birçok alanında çok iyi tedavi sonuçlarına sahibiz. Örneğin kalp ve damar cerrahisi alanındaki ameliyatlarda Türk hekimlerinin başarısı dünyadaki birçok ülkeden daha iyi durumda. YÖK Yasası birçok açıdan eleştiriliyor olsa da, bunda YÖK’ün önemli bir payı var. Bu yasa doçent ve profesörlüğe yükselmede yabancı dil bilmeyi ve yurtdışı yayın yapmayı zorunlu kılıyor.  Bu objektif kriterlerin varlığı da Türk doktorlarının dünyayı yakından takip etmesini ve bilgi üretmesini sağlıyor. Henüz deneysel araştırma, temel bilim araştırmaları yönünde istenilen düzeyde değiliz ama bilgi üretimi açısından birçok Avrupa ülkesinden daha iyiyiz.


DÖRT CERRAHİ ALANDA HASTA GELİYOR


– Hangi alanda yabancı hasta tedaviye geliyor?
– Sağlık turizmi açısından bakıldığında, Türkiye’yi yabancı hastalar en çok plastik cerrahi, göz, ortopedi, kalp cerrahisi gibi alanlarda tercih ediyor. Çünkü bu alanlarda gerçekten de çok iyi yetişmiş Türk cerrahları bulunuyor. Aldıkları sonuçlar çok iyi. Yurtdışından gelerek ülkemizdeki hastaneleri tercih eden hastalar bu alanlardaki tedavilerini hastanede kısa süre yatarak geçiriyor. Ameliyatlardaki komplikasyon oranlarının ve hastane enfeksiyonunun düşük olması bu anlamda Türkiye’deki hastaneleri avantajlı kılıyor. Üstelik maliyetler de Avrupa ile kıyaslandığında daha düşük kalıyor. Ayrıca Türkiye’nin bir turizm ülkesi olması da sağlık turizminin gelişmesinde önemli bir kolaylaştırıcı etken. Özellikle de İstanbul her yönüyle cazip bir şehir. Tedavi için gelen hastalar, aynı zamanda İstanbul’u da gezme, tanıma fırsatı bulabiliyor. Bizim hastanemiz için beyin cerrahisi yabancı hastaların en çok geldiği bölüm. Bu alanda özellikli ameliyatlar yaptığımız için Avrupa’dan bize hasta alıyoruz.


ARAP DÜNYASI ABD VE İNGİLTERE’Yİ TERCİH EDİYOR


– Genellikle hangi ülkelerden hasta geliyor?
– Türkiye’nin sağlık turizmini daha da geliştirmek amacıyla atacağı adımlarda, akılcı sağlık politikalarına ihtiyaç var. Çevremizdeki ülkelerin sağlık tercihlerini ve sistemini iyi bilmemiz gerekiyor. Örneğin Amerika tıbbin en geliştiği ülke. Ama bir zamanlar safra yollarının gelişmediği çocukların ameliyatları için bu alanda çok başarılı olan Japonya’ya gidiyorlardı. Daha sonra bu teknikleri geliştirerek kendileri de uygulamaya başladılar. Aynı şekilde Arap dünyası yıllarca sağlık hizmeti almak amacıyla Amerika ve İngiltere’yi tercih etti.  Sağlık hizmeti aslında hiçbir ülkede istenilen düzeyde değil, her ülkenin kendine göre eksiklikleri var. Amerika’da tedavi edici hekimlik hizmeti çok iyi ama çocuk aşılama programları orta gelişmiş ülkeler düzeyinde. Avrupa’da koruyucu hekimlik hizmetleri çok gelişmiş durumda olmasına karşın, hastanecilik devlet kontrolünde olduğundan hastaneler hizmeti geliştirmede sorunlar yaşıyor.  Türkiye’de sağlık turizminin hangi ülkelerle gelişeceği sorusunun cevabını ben Arap dünyası olarak veremiyorum. Çünkü bu konuda yıllardır oturmuş tercihler var. Ama eski Sovyet ülkeleri, Türki cumhuriyetler ve Balkan ülkeleri çok cazip bir alan oluşturuyor. Sovyet tıbbının yıllar içinde geri kaldığını, Türki cumhuriyetlerin de bu anlamda aynı tıbbın etkisinde kalarak fazla gelişemediğini görüyoruz. Türkiye’deki özel hastane sektörü bu ülkelerin vatandaşlarına hizmet verdiği takdirde sağlık turizminin daha da gelişeceğine inanıyorum.


DİĞER AYAKÜSTÜ SOHBETLER:


– ‘Hayallere tanık olmak istedik’
– ‘İngiltere’de işkence yaptılar…’
– ‘Kürtler, Türkler’i ikna etmeli…’
– ‘Düşünceye militarizm de engel…’
– Boyalı bank nöbetini terkeden ‘sosyalist’ asker
– ‘Kategorizesiz bir dünya hayalim’
– ‘Toplumsal varlıklar elimizden kayıp gidiyor’
– Ermeni tarihçi: Asıl sorumlu emperyalizm
– Hrant Dink: Ruh halimin güvercin tedirginliği
– ‘Vicdansızlığın İslamcısı, solcusu olmuyor…’
– ‘İsrail bir devlet değil, bir projedir’
– Orhan Suda: Yaşasın edebiyat
– Türkiye’nin Papa’ya sormayı unuttukları!
– Sol Kendini Arıyor VII: Ömer Laçiner
– Sol Kendini Arıyor VI: Hayri Kozanoğlu
– Sol Kendini Arıyor V: Aydemir Güler
– Sol Kendini Arıyor IV: Oğuzhan Müftüoğlu
Sol Kendini Arıyor III: Aydın Çubukçu
– Sol Kendini Arıyor II: Çiğdem Çidamlı
– Sol Kendini Arıyor I: Mihri Belli:
– Hayalet yazar Hüdai Nabit
– Çitlembik ağacıyla söyleşi
– ‘Çocuğa şiddet, çok yaygın’
– İran PKK’yi neden bombalıyor?
– Serdar Denktaş: Mal mülk davaları en zor sorun
– ‘Kıbrıs’ta kısa dönemde çözüm olmaz’
– Tayvanlı yazardan ‘Sıcak bir öpücük’
– Kavakçı: Başörtü, dini bir mesele
– Perinçek: MHP tabanını dışlayarak solculuk yapılmaz!
– ‘Tek dileğim iki dengeli bir dünya…’
– ‘Beni en çok korkutan: Google’
– ‘Sorunumuz Yahudiler’le değil, siyonizmle’
– O bir ‘peynir avcısı’
– ‘Çernobil’den ders çıkarmadık’
– Bir kültür taşıyıcısı: Aydın Çukurova…
– Afşar Timuçin ile insana dair ne varsa…
– 12 Eylül iddianamesine ne oldu?
– Akın Birdal: Evren yargılanmalı!
– Hitler ile söyleşi…
– ‘Baş örtüsünü ilk kez Sumerliler taktı’
– ‘Türk solu titreyip kendine gelmeli’ 
– ‘Hepten pusulasız olmadığımız kanaatindeyim…’
– ‘Siyasi güç, her zaman kendi hukukunu yaratır’
– ABD işdünyasında çöküş
– ‘ABD Anayasası Patara’dan’
– Çocuklar öldürülmesin!
‘- ‘Bir Gün Mutlaka’
– ‘Derin devlet sorunları çözmek istemiyor’
– Kaş’taki gözyaşı
– ‘Son 15 yılda bilinçte sıçradık’
– Piref. H. Ökkeş ile ‘dörtköşe’ sohbet…
– Sorgun Ormanı’nı kurtaralım
– Devrim Bize Yakışırdı!
– G-8 protestosundan gözlemler…
– Başkaların hayalleri…
– Hurafeler gölgesinde Gelibolu…
Çokuluslu tekellere karşı ‘Adil Ticaret’
– Kuzey çikolata, Güney ekmek derdinde
– Fokları, katliamdan kurtaralım!
– Nükleer denemelerin faturası: Doğal felaketler
-Türkiye’de de nükleer silah istemiyoruz!
– Faşizm neden Almanya’da kök saldı?
– Demirel davasında tekelci medya da suçludur

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.