Türkiye’de hak ve özgürlükler hızla aşınıyor

Türkiye’de hak ve özgürlükler hızla aşınıyor

0
PAYLAŞ

Anayasa tarafından güvence altına alınan hukukun üstünlüğü ve bireylerin yasalar önünde eşit olması ilkelerine de her zaman bağlı kalınmadığı ortada.

Üyelik umutları büyük ölçüde suya düşen Türkiye’nin, kendisine çizdiği yol haritasında artık Avrupa Birliğini referans almadığı da açıklık kazandı. Ülke yasalarının Avrupa Birliği standartlarına uyumlu hale getirilmesi hedefi, çoktan zayıf bir umut olmaktan çıkıp, gerçekleşmeyecek bir hayal haline geldi.

Türkiye’de, bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin korunması ile devletin güvenliği arasındaki dengede, teraziler, hemen her dönemde, ulusal güvenlikten yana ağır basmıştır. Geçtiğimiz yıllarda, Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarının giderek keyfileşen politikaları, denetim ve denge mekanizmalarını, kuvvetler ayrılığını ve hukukun üstünlüğünü hiçe sayan uygulamaları yüzünden demokrasi karnemizdeki kırıkların sayısı iyice arttı. Ancak, son ayların yasa değişiklikleri ve gelecek hafta Parlamentonun gündemine getirilmesi planlanan iç güvenlik paketi ile, çok daha tehlikeli bir aşamaya varıldığına kuşku yok.

Gelecek Salı günü Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülecek olan yasa değişiklikleri, son derece kritik ve endişe verici unsurlar içeriyor. “Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” başlıklı tasarı, kolluk güçlerine mahkeme kararı olmaksızın genişletilmiş arama, gözaltı ve silah kullanma yetkileri veriyor. Orantısız kuvvet kullanan kolluk güçlerine yasal koruma getiriliyor. Vali ve bakanların idari kararları, yargısal bir boyut kazanıyor.

Temel hak ve özgürlüklere yönelik tehdit öylesine ciddi ki, eşine rastlanmamış türden ortak tepkilere tanık oluyoruz. Muhalefet partileri, hep bir ağızdan İç Güvenlik Paketinin ülkeyi bir polis devletine dönüştüreceği uyarısı yapıyorlar.

Ana muhalefet Cumhuriyet Halk Partisinin lideri Kemal Kılıçdaroğlu, hükümetin Türkiye’yi 1980 askeri darbesi günlerine geri götürdüğünden endişe ediyor.

Milliyetçi Hareket Partisi lideri Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kendisi için bir polis devleti kurmaya çalıştığını ve yasanın, Erdoğan’ın arzu ve özlemleri doğrultusunda çıkması durumunda ülkenin felakete sürükleneceğini söylüyor.

Halkların Demokratik Partisi HDP’nin lideri Selahattin Demirtaş ise muhalefet partilerini el ele verip Parlamentoyu kilitlemeye ve yasanın çıkmasını önlemeye çağırıyor.

Öngörülen yasa değişiklikleri, devletin çıkarlarını bireyin hak ve özgürlüklerinin üstünde gören ve koruyan hukuk anlayışını bir adım ileriye götürüyor. Rejimi koruma ve kollamayı kendisine vazife ediniyor. Sadece liderleri, cumhurbaşkanını, bakanlarını ve çevresini dokunulmazlık zırhıyla çevrelemek yetmiyor, yönetimi ayakta tutan, keyfi uygulamalarına olanak sağlayan kişi ve kurumlara da koruma vaat ediliyor.

İçişleri Bakanı Efkan Ala, kamuoyu yoklamalarına göre, yasa tasarısına desteğin yüzde 80 oranında olduğunu ileri sürüyor.

Eğer haklıysa, o zaman Türkiye’de tartışılması gereken asıl konu, devlet görevlileri ve iktidardaki siyasetçilerin dokunulmazlığı olmaktan çıkmış. Bundan böyle üzerinde ciddi ciddi düşünmemiz gereken sorun, cezasızlık kültürünün ülkede ne ölçüde derin ve yaygın bir şekilde kabul görür hale geldiği.

_______________________________

* Yazarın diğer yazıları için lütfen tıklayınız:
http://www.firdevstalkturkey.com/tr/

BİR CEVAP BIRAK

fourteen − 5 =