Türkiye’de şiddetin vardığı hazin nokta

George W. Bush’un son Irak Savaşı sırasında “yaşlı kıta” diye tanımladığı Avrupa’yı ziyareti Avrupalılar’ın günlük yaşamını da etkilemekte. ılk defa Brüksel’de boş yollarda otomobil kullanmanın tadını çıkarıyorum dersem yalan olmaz. Ancak ABD Başkanı Bush’un ziyareti nedeniyle yüzbinlerce Belçikalı ve Alman da alınan güvenlik önlemleri nedeniyle yaşamlarını değiştirmek zorunda kaldılar.

Hatta Almanya’da yapılan hesaplara göre esnaf bu ziyaretten zarar görecek. Zani Bush Avrupa’yı kazanmak için çıktığı bu gezide geçtiği yerlerde pek ona sempati besleyen kimse bırakmayacağa benziyor. ışe gidemeyen, zorunlu izin alan çalışanlar, iş yapamayan taksi ve otobüs şöförleri, iş başı yapamayıp yevmiye alamayanlar, garajları mühürlendiği için otomobillerini uzaklara park etmek zorunda kalan araç sahipleri, güvenlik adına kullanılmaz hale getirilen posta kutularının sahipleri ve daha bir çok kişi. Her biri için Bush Ziyareti ek masraflara neden olmuş durumda.

Elbette Bush’un korunması gerekiyor. Ancak öte taraftan o bir ülkeyi ziyaret ediyor diye yaşamın felç olması ise kimseyi mutlu etmiyor.

Neyse sokaktaki insanların bu çok basit sorunlarını göz ardı edecek olursak Bush Ziyareti ile birlikte ABD ve AB arasında önemli bir yakınlaşma gündeme geliyor.

Bu gelişmelerin olduğu sırada ise AKP Hükümeti’nin “Refah Partisi içinden çıkan bir parti” olduğu gerçeği son günlerde birden hem ABD’nde hem de AB’nde çok hatırlatılan bir konu haline geldi.

Acaba bu Türkiye için bir çeşit “AKP Bumerangı mı” olacak hep birlikte göreceğiz.

Ancak bizleri kaygılandırması gereken bir başka acı gerçek var Türkiye’de: şiddetin toplum tarafından kanıksanması tehlikesi.

Bu hafta sonu sadece iki gazeteyi okurken Türkiye’de günlük yaşamda gündeme gelen şiddetin vardığı nokta beni ürküttü.

AB üyesi olmak için çırpınan ülkenin insanları son kamuoyu yoklamalarına göre pek sevmedikleri ABD ile aynı soruna sahipler: şiddet günlük yaşamlarının olağan bir parçası olma yolunda!

ışte akıl almaz ama ne yazıkki artık çok sık gündeme gelen olaylardan bazıları:

“…Zeytinburnu’nda bir büfeyi soymak isteyen 3 kişi, polisi fark edince çalıntı araçla kaçmaya başladı. Kaçan 3 kişi, şirinevler’de yakıtı bittiği için benzinciye giden nişanlısının cipte bıraktığı mimar Nispet şahin’le karşılaştı. Kadını araçta yalnız görünce soymaya kalkan saldırganlar, aracın camlarını kırıp saldırdılar. Bu sırada karşı yönden gelen polisler, ateş açtı. Otomobilde saldırganlarla boğuşurken el ve yüzünden yaralanan şahin’i, hırsızların peşinde olan sivil polisler kurtardı. Benzinciden dönen nişanlı Dilek Aşkın ise, “Burası ıstanbul’un ortası” diye şaşkınlık geçirdi…” (Hürriyet/19.02.2005)

“…Kurşunun adresi belirsiz. Ünlü şovmen Mehmet Ali Erbil’in önceki akşam program çekiminden döndüğü sırada uğradığı silahlı saldırının failleri henüz bulunamadı…Önceki gece meydana gelen olay, şöyle gelişti:…şöförünün kullandığı aracın ön koltuğunda oturan Erbil, yaklaşık 100 metre sonra yol kenarında bekleyen bir kişinin silahlı saldırısına uğradı. Saldırganın silahından çıkan 3 kurşundan biri şöförün bulunduğu koltuğa saplandı…”(Hürriyet/19.02.2005)

“…Gazinocuyu domdom kurşunuyla vurdular. Uyuşturucu kaçakcılığından sabıkalı gazino işletmecisi Adil Çaylı (42) otomobilinde uğradığı silahlı saldırıda öldürüldü…Adil Çaylı’ya, Denizli-Antalya karayolu Cankurtaran mevkiinde, yaklaşan bir otomobilden pompalı tüfekle ateş açıldı. Yaralanan Çaylı, otomobilini durdurdu. Saldırganlar otomobilden inerek Çaylı’ya art arda ateş açtılar. Göğsünden ve sırtından vurulan Çaylı yaşamını yitirirken saldırganlar kaçtılar…”(Hürriyet/19.02.2005)

“…Çifte infazı 17’lik erkek kardeş yapmış…Ablam annemi arayıp başka işlerde çalıştığını söylerdi. Altı ay kadar önce genelevlerde çalıştığını öğrenince çok üzüldüm. Yakınlarımız ve komşularımız bana farklı gözlerle bakmaya başladı…Ablam apartmanın önüne geldiği sırada göz göze geldik, beni tanıdı ama konuşmasına izin vermedim, silahımı peş peşe ateşledim. Bana korkulu gözlerle baktı ama tetiğe bastım. Kaçmaya çalışan eniştemi de öldürdüm…Yaptığından pişman olmadığını söyleyen M.F…”(Hürriyet/19.02.2005)

“…Çocuk Köyüne zehir zemberek fezleke…ızmir’in Urla ılçesi Barbaros Çocuk Köyü’ndeki şok taciz ve tecavüz iddiaları bir utanç davasına dönüştü…Savcı Gök fezlekede köyde kalan yaşları 7 ile 18 arasında değişen 10’u kız 16 çocuğun cinsel taciz ve tecavüze uğradığını öne sürdü…20 sanık hakkında ırza geçmek, kızlık bozmak, alı koymak, ırza tasaddi, adli görevi ihmal, gözetimi altındakilere kötü muamele, ölümle şartlı tehdit suçlarından ağır ceza mahkemesinde 2 yıl ile 15 yıl arasında değişen hapis cezası istemiyle…”(Hürriyet/19.02.2005)

“…Yurtta kalan 6 çocuğa tecavüzden tutuklandı. Ağrı’da Erkek Yetiştirme Yurdu’nda kalan 6 çocuğa tecavüz ettiği ileri sürülen, evli ve iki çocuk babası Kenan Demir (30) yakalandı. Olay, 14 yaşındaki Ç.A.’nın, Demir’in kendisine 5 yıldır para verip ölümle tehdit ettiği iddiasında bulunması üzerine ortaya çıktı…”(Hürriyet/19.02.2005)

“…ış umuduyla ıstanbul’a gelen 3 genç, hırsızlık ve kapkaca zorlandı. Reddedince, işkence görüp ölümle tehdit edildi…”(Milliyet/20.02.2005)

“…Hem dövdüler, hem otomobilini aldılar. Komşusunun BMW’sini çalmaya çalışan oto hırsızları, kendilerine engel olmak isteyen doçenti dövdüler. Saldırganlar, kızını araçtan attıkları doçentin otomobilini alarak kaçtılar…”(Hürriyet/21.02.2005)

“…Emniyet amirinin aracını çalıp kapkaç yaptılar. Bakırköy’de, Sinop Emniyet Müdürlüğü’nde görevli Emniyet Amiri Mustafa Tekin Taşkın’ın otomobilini çalan iki hırsız, yarım saat sonra kapkaç yaptılar. Kapkaçcılar, çantasını almak istedikleri genç kızı yerde 20 metre sürüklediler…”(Hürriyet/21.02.2005)

“…ıstanbul Valisi’nin makam aracının soyulduğu iddiası, şok yarattı. Polis kayıtlarına girmeyen olay önce yalanlandı daha sonra soyulan aracın hizmet otomobili olduğu açıklandı…”(Hürriyet/21.02.2005)

Evet bu yukarıda sunduklarım sadece iki gazetenin Türkiye ile ilgili haberleri mümkün oldukça az sayıda sunan Avrupa baskılarından alınma.

Türkiye’de şiddetin vardığı boyut ortada.

Aslında hiç şaşırmamak lazım Kurban Bayramı vesilesi ile gündeme gelen her türlü etiğe aykırı hayvan kesimlerine.

CHP Kongresi’nde yumrukların konuşmasına da bence şaşırmamak gerekiyor.

şiddet her derde deva durumunda neredeyse.

“Ablam genelevde çalışmış” deyip namus temizlemek adına ablasını ve kocasını öldüren yaptığından pişman değil.

Polis takibindeki hırsızlar, peşlerindeki polise rağmen bir mola verip önlerine çıkan bir aracı soymaya kalkıyorlar. Araçtaki kadıncağızda polislerin uzaktan ateş açması sayesinde saldırganlar “lütfedip” kaçınca canını kurtarabiliyor.

Çocuk yurtlarında onlara teslim edilen çocukların can güvenliğinden sorumlu olanlar hakkında tecavüzden soruşturma açılıyor.

Çalmak istedikleri otomobilin çalınmasını engelleyen adam ilk önce dayak yiyor ve ardından  otomobili aynı soyguncular tarafından çalınıyor. Otomobilde bulunan kızını kapıdan dışarı atızorlar bu arada. Belki de “iyi ki kaçırmadılar” yorumu yapmak gerekiyor.

Emniyet amirinin çalınan otosu kapkaçta kullanılıyor. Valilik ise “namus kurtarmak için” çalınan makam değil hizmet otosu açıklaması yapmakla meşgul.

Evet bu gidiş hiç te parlak değil.

Eğitimsizliğin yani cahilliğin neden olduğu bu sorunu ne AB ne de Kopenhag Kriterleri çözebilirler.

“Dayak cennetten çıkmadır” ya da “eti senin kemiği benim” mantığı ile büyüyenlerin çoğunlukta olduğu bir toplumda  şiddetin vardığı bu nokta kimseyi şaşırtmamalı.

“Kafa koparmak” kavramlarını icraatlerinin tanımı olarak görmekten rahatsız olmayan sorumluluların bilmesi gereken bu gidişatın AB yolunda büyük bir sorun olmaya aday olacağıdır.

Türkiye’nin acilen iyi eğitim veren okullara ve bu okullarda ders verecek iyi yetiştirilmiş öğretmenlere ihtiyacı var.

gross-gerau@ceyhun.de

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here