Türkiye’de kutuplaşma siyasetle sınırlı değil

Türkiye’de kutuplaşma siyasetle sınırlı değil

0
PAYLAŞ

Tartışmalı mülteci anlaşmasından ötürü aylardır üç maymunları oynayan Avrupa Birliği bile, aday ülkesi Türkiye’den, Avrupa’nın ortak değerlerini paylaştığını göstermesini istiyor.

Türkiye’de demokrasiden uzaklaşma süreci, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlık hedefi doğrultusunda gücünü pekiştirmesi, kurumlar ve bireyler üzerindeki baskıyı yoğunlaştırmasıyla önümüzdeki günlerde daha da hızlanacak.

İktidar partisi, anayasa değişikliği teklifini imzaya açtı bile. Dokunulmazlıkların kaldırılması için anayasaya geçici madde eklenmesine ek olarak, cumhurbaşkanının talimatı doğrultusunda, bazı bireylerin terör sempatizanı oldukları gerekçesiyle vatandaşlıktan atılması da gündeme gelecek mi, o henüz belli değil.

Erdoğan’ın vatandaşlıktan çıkarma konusundaki sözlerine, Vaşington merkezli Freedom House ‘dan gelen tepkide, ‘Türkiye demokrasisi kırılma noktasında’ deniyordu.

Oysa, kırılma noktasında olan sadece ülkenin demokrasisi de değil.

Yıllardır sistemli, kararlı ve yoğun bir şekilde sürdürülen siyasi, sosyal ve dinsel kutuplaştırma politikalarının sonucu olarak, toplumsal hayatı düzenleyen ortak paydalar da neredeyse yokoldu.

Hakkaniyet, dürüstlük, yurttaşlık sorumluluğu, hoşgörü ve terbiye gibi ülkeyi birarada tutan temel değerler, eşitlik, adalet ve özgürlüklerle birlikte ciddi erozyona uğradı Türkiye’de.

Bunu görmek için son günlerde tanık olunan çocuk tecavüzlerinin yarattığı tartışmaya bakmak yeterli.

Karaman’da en az sekiz çocuğun, hükümete yakın Ensar Vakfına bağlı bir yurtta öğretmenlerinin cinsel saldırısına uğradıklarının ortaya çıkması ardından gösterilen resmi tepki akıllara durgunluk vericiydi. Irzına geçilen çoçukların korunması ve rehabilitasyonuna, bu tür olayların bir daha tekrarlanmaması için gerekli düzenlemelerin yapılmasına öncelik vermek yerine, vakfın itibarının zedelenmemesi için seferber olundu.

Artık alışıldığı üzere, hemen yayın yasakları getirildi, muhalefetin soruşturma talepleri geri çevrildi. Tek bir olaydan yola çıkarak Ensar Vakfına haksızlık yapılamayacağını savunduğu için şimşekleri üzerine çeken Aileden sorumlu bakan, vakfa siper oluşunu eleştiren ana muhalefet lideerinin kullandığı ‘önüne yatmak’ deyimini bir kadına yapılmış ağır hakaret olarak algıladı. Yasal işlem başlattı. Bakanı destekleyenler, sokaklara dökülüp muhalefeti protesto etti.

Tartışmaya Cumhurbaşkanı da katılıp, ana muhalefet liderine ‘siyasi sapık’ dedi. Ana muhalefet lideri çıtayı iyice yükseltip Cumhurbaşkanını sadece siyasi değil aynı zamanda cinsel sapık ilan etti.

Bu keşmekeşte, tecavüze uğrayan çocuklar unutuldu, siyasilerin karşılıklı hakaret ve küfürleri manşetlere taşındı.

İngilizce yayınlanan Hurriyet Daily’nin, bir haberinde gayet güzel özetlediği gibi, Türkiye’de siyasetin dili daha önce görülmemiş derecede pespaye bir düzeye indi.

Hükümet, devlet kurumlarında ve dini vakıflarda eğitimi yeterince denetlemediği ve gereken koruyucu önlemleri almadığı için ilk defa eleştirilmiyor. Eğitim ve sosyal hizmetlerde vakıflara biçilen rol, dindar nesiller yetiştirme politikasının temel unsurlarından biri haline geldi.

Hükümet yanlısı medya, bu tür skandalları ya görmezden geliyor ya da hükümetin siyasi çıkarlarını gözeterek, çarpıtarak haberleştiriyor. Olaylar, üstü örtülemeyecek boyutlara ulaşırsa, karşı-saldırıya geçiyor. Bir üst akıl bulunuyor, hükümete karşı yeni bir darbe girişimi senaryosu yazılıyor.

Ama asıl ürkütücü olan, ne hükümet ne de medyanın tutumu. Uykuları kaçıran, toplumun kayda değer bir bölümünün akıl almaz kayıtsızlığı ve tepkisizliği.

Siyasi tercihleri maddi çıkarlarına uygun olarak şekillenen insanların, yolsuzluk ve sahtekarlıklara göz yummalarına yabancı değiliz.

Ama bu kadar geniş bir kitlenin, çoçuklara tacize, aile içi cinsel istismara, çoçuk evliliklerine, kadınlara uygulanan şiddete ve hergeçen gün artan sayıda çok eşli gayrı-resmi evliliklere tepkisiz kalması,hatta yadırgamaması, pek çok insanda öfkeden öte tiksinti uyandırıyor.

Türkiye, alanın da verenin de razı olduğu bir garip ülke haline geliyor.

Baskıcı bir rejime karşı koymakla kıyaslandığında, o rejime kucak açan halk kitleleriyle başetmek çok daha zor görünüyor.
________________

YAZARIN DİĞER YAZILARI İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ

http://www.firdevstalkturkey.com/tr/

BİR CEVAP BIRAK

seventeen − 9 =