Türkiye’de medyayı yıldırma girişimlerinde son aşama

Türkiye’de medyayı yıldırma girişimlerinde son aşama

0
PAYLAŞ

Ne var ki, Türkiye’nin saygınlığı çoktan zedelendi.

Sadece medyaya değil, AKP hükümetine karşı sesini yükselten herkese yönelik gözdağı amaçlı önlemler artık o kadar keyfi ve olağan bir hal aldı ki, Türkiye’yi hukukun üstünlüğüne ve temel insan haklarına saygı duymaya çağıran bir uluslararası uyarının yapılmadığı gün neredeyse yok.

Şimdi, gelişen ekonomik gücünün boyutları ve kalıcılığı da sorgulanmaya başlandı. Reuters Haber ajansı, Londra merkezli risk danışmanlığı firması Stroz Friedberg’den uzman Jonathan Friedman’a atıfla, ülkedeki kargaşanın Türkiye’nin uluslararası konumunu sarsttığı yorumunu yaptı.

Friedman’ın “Türkiye’nin yumuşak gücü, son iki yıl içinde hızla azaldı. G20 ülkeleri platformunda da birkaç yıl önceki saygınlığı kalmadı” dediğini aktardı.

Amerikan yayın kuruluşu VICE News çalışanı iki İngiltere vatandaşı gazeteciyle tercümanlarının terör örgütüne yardımcı oldukları gerekçesiyle Diyarbakır’da tutuklanmalarından bir gün sonra, Koza İpek grubuna ve bünyesindeki medyaya yönelik baskınların gerçekleştiği saatlerde, Türkiye bir kez daha uluslararası eleştirilerin odak noktası haline geldi.

Endişelerini dile getiren Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Nils Muižnieks, Türkiye yetkililerinden medya özgürlüklerini garanti altına alacak kararlı adımlar atmalarını istedi.

Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Mark Toner, Türkiye’nin dostu ve NATO müttefiki olarak Ankara’yı evrensel demokratik değerlere, hukukun üstünlüğüne, ifade özgürlüğüne ve bilgi edinme hakkına sahip çıkmaya çağırdıklarını bildirdi.

Hollandalı politikacı ve Avrupa Parlamentosu üyesi Marietje Schaake, Avrupa Komisyonuna yazılı olarak üç soru sundu. Schaake, 1 Kasım’da yapılacak seçimler öncesinde yerli ve yabancı medyanın serbestçe faaliyet göstermesinin nasıl garanti altına alınabileceğini, özel olarak medya özgürlüklerinin genel olarak da temel insan haklarının korunması için neler yapılabileceğini sordu.

İngiltere’de Uluslararası PEN, İngiliz PEN ve Index on Censorship örgütleri, dışişleri bakanı Phillip Hammond’a mektup yazıp, ‘temelsiz’ diye nitelendirdikleri suçlamalarla tutuklanan üç yabancı gazetecinin konumuyla ilgili eleştirilerini kamuoyu önünde yapması çağrısında bulundu.

Avrupa Gazeteciler Birliği (AEJ) başkan yardımcısı ve Medya Özgürlükleri Temsilcisi William Horsley, eleştirel medyaya yönelik polis baskınlarını ‘genel seçime haftalar kala, devlet gücünün siyasi çıkarlar için iktidar tarafından istismar edilmesi’ olarak niteleyerek eleştirdi ve terörizmle mücadele ve diğer yasaları kullanarak medya kuruluşlarının susturulmaya çalışılmasına derhal son verilmesini istedi.

‘Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ)’ya finansal destek verdikleri ve propaganda aracı oldukları’ gerekçesiyle hedef alınan Koza İpek grubu örneğinde olduğu gibi medya kuruluşlarının Mali Suçları Araştırma ekipleri aracılığıyla baskı altına alınması, Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) tarafından da sert dille kınandı.

Güneydoğu’da artan şiddet olayları ve yaklaşan 1 Kasım seçimleri ışığında, ulusal medyayı susturmak belli ki artık yetmiyor. Gazetecilerin meslekte kalabilmeleri için hükümet yandaşı olmaları da isteniyor.

Dış dünya sesini ne kadar yükseltirse yükseltsin, bir diktatörlük rejimine doğru gidişatı durduracak olan, Türkiye’nin kendi politikacıları, gazetecileri ve sivil toplumu.

Ana muhalefet Cumhuriyet Halk Partisinin, medya üzerindeki baskıları araştırmak üzere dört milletvekilinden oluşan bir komisyon kurma kararı, bu doğrultuda atılmış önemli bir adım.

Komisyon üyeleri Utku Çakırözer, Enis Berberoğlu,Barış Yarkadaş and Eren Erdem, milletvekili olmadan önce mesleklerinde başarılı olan tanınmış ve saygın gazeteciler.

İlk iş olarak baskına hedef olan Bugün gazetesini, daha sonra da Cumhuriyet ve Sözcü gazetelerini ziyaret ettiler. Ardından da Taraf, Zaman ve diğer medya kuruluşlarıyla görüşecekler.

İstanbul’dan telefonla sorularımı yanıtlayan Eskişehir milletvekili Utku Çakırözer, medya üzerindeki siyasi baskıların özgün haberciliğe etkilerinin yanısıra, haksız rekabet uygulamalarının mali sonuçlarını da araştıracaklarını söyledi. En son baskınların diğer medya kuruluşlarını da içine alacak şekilde sürmesi durumunda, muhalif sesleri susturucu, yıldırıcı etki yaratacağını belirten Çakırözer, bunun seçimin meşruiyetine de gölge düşürebileceği uyarısı yaptı. Önümüzdeki günlerde gazetecilerin meslek kuruluşlarıyla biraraya geleceklerini, CHP Basın komisyonu olarak hem medya çalışanlarının kendi aralarında dayanışmasına önayak olmayı hem de gazetecilere yalnız olmadıkları mesajını vermeyi amaçladıklarını söyledi.
______________________________

* Yazarın diğer yazıları için lütfen tıklayınız:
http://www.firdevstalkturkey.com/tr/

BİR CEVAP BIRAK