Türkiye’de tarım neden daha fazla tartışılmalı

PAYLAŞ

Türkiye’de medyanın, fazla ilgi çekmese bile, siyaset dışındaki bazı konuları kamunun dikkatine sunarak, tartışmaya açarak ülkede demokrasiye daha fazla katkıda bulunabileceğine olan inancım her geçen gün daha fazla pekişiyor.

Geçen hafta, bir kamyonun açık kasasında taşınan tarım işçilerinden 15’inin ölümüyle sonuçlanan korkunç bir kazaya tanık olduk. Bu can yakıcı haber, tarım sektöründe iş kazalarının boyutlarını biraz daha iyi anlamamıza vesile oldu. Tarım sektörü, ölüm ve sakatlıkla sonuçlanan iş kazalarının en yüksek olduğu alan. 2015 yılının ilk altı ayında 190 tarım işçisi yaşamını yitirdi.

Gene geçen hafta Akdeniz Üniversitesi Gıda Güvenliği ve Tarımsal Araştırmalar Merkezi tarafından yapılan bir araştırma, hergün yediğimiz sebze ve meyvelerde yasal limitlerin çok üstünde tarım ilaçlarının kalıntısına rastlandığını ortaya koydu. Ahmet Şık’ın Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan haberine göre, besinlerdeki zehir sadece insan sağlığını olumsuz etkilemekle kalmıyor. Doğal yaşamın en önemli unsurlarından biri olan arıları da tehdit ediyor.

Tarım, Türkiye için son derece önemli bir sektör. Çalışan nüfusun yaklaşık dörtte birini istihdam ediyor. Ülke topraklarının yaklaşık yarısı tarım arazisi. Buna rağmen, tarım ve bağlantılı diğer konularda ciddi ve eleştirel haber ve yorumların oranı son derece düşük.

Türkiye, geçen Aralık ayında dünyanın en büyük 20 ekonomisinden oluşan G20 grubunun dönem başkanlığını üstlendiğinde, toprak koruma ve arazi kullanımı, su idaresi, biyoçeşitlilik, gıda güvenliği ve iklim değişikliği gibi konuların daha fazla gündeme geleceği beklentisi doğmuştu ama bu gerçekleşmedi.

Dünya Bankasının tarım ve gıda güvenliğinden sorumlu bölümünün başkanı Mark Cakler, geçtiğimiz günlerde İngiliz Guardian gazetesinde ‘tarıma gösterilen ilgisizlikten’ duyduğu hayal kırıklığını dile getirdiği ve bu alandaki araştırmaların sektörü 21. yüzyıl gerçeklerine uyumlu hale getirmesi gerektiğini belirttiği bir makale yayınladı. Tesadüfen aynı gün, ben de Bedfordshire’da bu alanın önde gelen araştırma merkezlerinden biri olan Cranfield Üniversitesindeydim.

Cranfield, İngiltere’de, tarım ürünleri, çevre teknolojisi, enerji, havacılık, savunma ve güvenlik alanlarında ilk beş büyük araştırma merkezinden biri. Mühendislik ve teknoloji dallarında lisansüstü uzmanlardan oluşan fakülteleri, dünyanın dört bir yanından hükümetler ve şirketlerle işbirliği içinde çalışıyor. Üniversite, kaynaklarının yüzde 85’ini özel sektörden alıyor.

4500 öğrenci ve onlarca öğretim üyesi arasında Türkiye’deki üniversitelerden gelenlerin sayısı da kayda değer oranda. Çalıştıkları alanlar arasında Türkiye’yi yakından ilgilendiren toprak haritası, erozyon, hassas tarım ve sürdürülebilir toprak kullanımı gibi konular da var.

Profesör Jane Rickson’un toprak aşınmasına engel olmanın en gelişmiş yöntemleri ve eko sistemlerinin kaybının önlenmesine ilişkin açıklamalarını dinlerken ya da Suriye’li akademisyen Dr Abdul Maunem Mouazen’in hassas tarımda kullanılacak ve patenti kendisine ait toprak sensörünü nasıl geliştirdiğini öğrenirken, bir gazeteci olarak bu konulardaki bilgimin ne kadar yetersiz olduğunu anladım. Su ve toprak kaynaklarının kullanımı ve biyoçeşitliliği gibi yeryüzünün geleceğini belirleyecek alanlardaki araştırma ve buluşların ise bazı ülkelerde ne kadar hızla ilerlediğine tanık oldum.

Cranfield Toprak ve Tarım ürünleri Enstitüsünden Dr Thomas Mayr’ın dediği gibi tarım alanları giderek küçülüyor. Varolan arazilerin kullanum şekli ve idaresi her geçen gün daha fazla önem kazanıyor. Bu konuda araştırma ve bilgi birikimine, sadece hükümetler ve uluslararası kuruluşlar değil, artık özel şirketler de öncelik tanıyor.

İleri teknoloji ve bilimsel araştırmalar, çiftçilere daha verimli ürün ve daha fazla kazanç sağlamaya yardımcı olmasının yanısıra, daha geniş kamu yararına da hizmet ediyor.

Türkiye, Avrupa’nın en büyük tarım üreticileri arasında. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 2023 yılında ulusal tarım gelirini iki katına çıkarmayı hedeflediklerini söylüyor.

Bu hedefe ilerlerken, Türkiye’de tarımın acilen ihtiyaç duyduğu reform ve yeniden yapılanmaya ek olarak sektörde çalışanların iş güvenliğinin artırılması da daha geniş kitleler tarafından tartışılmalı. Türkiye medyası da bu konudaki ilgisizliğini bırakıp, hem tartışmalara önayak olmalı hem de kamuoyunu bilgilendirme görevini daha iyi yerine getirmeli.

_________________

* Yazarın diğer yazıları için lütfen tıklayınız:
http://www.firdevstalkturkey.com/tr/

CEVAP VER