Türkiye’de ve dünyada medya tehdit altında

Türkiye’deki İnternet kullanıcıları yasağı büyük ölçüde delmeyi başardılar; ülkedeki toplam Twitter kullanıcısı sayısı da artış gösterdi.

Dahası, Twitter ve YouTube yasakları, dünyanın dikkatlerini, Türkiye’deki medya ve ifade özgürlüğü konuları üzerinde odaklaştırdı.

7 Nisan Pazartesi günü, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nde Fransız temsilci, Türkiye’de YouTube ve Twitter’a getirilen yasakları, İnternet kullanıcılarının ifade özgürlüğünün çiğnenmesi olarak niteledi ve Bakanlar Komitesinin bu konuda ne düşündüğünü sordu.

Yanıt, son derece açıktı. “İfade özgürlüğü sadece yazılı basın, radyo ve televizyon yayınlarıyla sınırlı değildir. Yeni medya, internet medyası için de geçerlidir. Gençler, İnternet medyasının en yaygın kullanıcıları. Twitter, Facebook, YouTube gibi sosyal medya, gençler için hem bilgi alışverişi hem de dış dünyayı tanıma aracıdır. O yüzden Twitter, Facebook, YouTube’un ve diğer yeni medya kanallarının yasaklanmaması ve sınırlanmaması gerekir”.

9 Nisan Çarşamba günü, Parlamenterler Meclisinin kabul ettiği kararda, internette ifade özgürlüğünün Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi tarafından öngörülen bir hak olduğu ve üye ülke hükümetlerinin bu hakkın herkes tarafından kullanılabilmesini sağlamakla yükümlü oldukları bildirildi.

Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik ihlaller ve medya üzerindeki baskılar, Londra’da , 7 Nisan’da BBC ve Sheffield Üniversitesi Medya Özgürlükleri Merkezi (CFOM) tarafından ortaklaşa düzenlenen ‘Gazetecilerin Güvenliği’ Sempozyumunda da tartışma konusu oldu.

Londra dışında olduğum için toplantıyı yerinde izleyemedim ama sempozyumun organizatörlerinden CFOM Başkanı William Horsley ve BBC yapımcısı Selin Girit’e, sempozyumda neler konuşulduğunu sordum.

Sempozyumda, Türkiye hakkında BBC’ye hazırladığı filmi de izletilen Selin Girit, Türkiye’deki medya sorunlarının, tartışılan konulardan sadece biri olduğunu ancak, demokratik dünyanın bir parçası olarak görülen Türkiye’nin dünyada en fazla gazeteciyi hapiste tutan bir ülke olmasının, dış dünyada ister istemez ilgi ve soru işaretleri yarattığını vurguladı.

Milliyet gazetesi yazarı ve Uluslararası Basın Enstitüsü Türkiye Ulusal Komitesi başkanı Kadri Gürsel, sempozyumda yaptığı konuşmada, Gezi olaylarının bireysel özgürlükler için Türkiye’de tanık olunan ilk ciddi protesto eylemi olduğunu ancak o günden bu yana yüzlerce gazetecinin istifaya zorlanması ya da işten atılması şeklinde kendini gösteren bir baskı yaşandığını söyledi.

Sempozyumda, , Türkiye’de yargı sisteminin, gazetecilere karşı işlenen suçların ve baskıların karşılıksız kalmasının altında yatan neden olduğu ifade edildi. Son iki yıldır totaliter eğilimlerin güçlendiği , medyanın, işten atma, yasadışı dinleme, baskı ve sansürle karşı karşıya kaldığı vurgulandı.

Londra’da çalışan hukukçu Can Yeğinsu, sempozyumda yaptığı konuşmada 2012 yılı Aralık ayında Strasburg’da Türkiye hükümetinin geri adım atmasıyla sonuçlanan davayı hatırlattı ve ‘Google siteleri’ diye bilinen davada Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10. Maddesini ihlal ettiğinin belirlenmesi üzerine, internet siteleri kapatılmadan once gerçekleşmesi gereken itiraz başvuruları ve adli süreç konusunda hatırlatılan yükümlülüklerinin, Anaya Mahkemesinin son Twitter kararında etki yapmış olabileceğini söyledi. Can Yeğin, son zamanlarda yapılan yasal değişikliklerin sonucu olarak uzun süre tutuklu bulunan bazı gazetecilerin salıverilmesinden duyulan iyimserliği de dile getirdi.

Selin Girit’in de belirttiği gibi, Türkiye, BBC sempozyumunda önemli ama sadece bir gündem maddesiydi. Toplantının ağırlıklı konusu, özellikle savaş bölgelerinde ve gazetecilere karşı saldırıların ve baskıların yoğun olduğu ülkelerde çalışan medya mensuplarının güvenliğiydi.

Sempozyumun organizatörlerinden CFOM Uluslararası Başkanı William Horsley, medya alanında çalışan sivil toplum örgütleri, gazeteci ve hukukçuların gazetecilere karşı saldırılar ve bu saldırıların cezasız kalması konusunda hararetli ve yapıcı bir tartışma gerçekleştirdiklerini , bunun sonucunda da bir dizi strateji üzerinde şimdiden çalışmaya başlanıldığını söyledi.

Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi ICC’nin başkan yardımcısı Hakim Sanji Mmasenono, mahkemenin resmi görüşleri değil, kendi özel düşünceleri olduğunu belirttiği konuşmasında, gazetecilere yönelik saldırıların yargılanmasına öncelik verilmesi gibi bir kural benimseyerek , gazetecilerin rolünün öneminin altının çizilebileceğini söyledi ancak ICC’nin Roma Statüsü’nde bunu sağlayacak değişikliği yapmanın zor olacağını da kabul etti.

Sempozyum, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda geçen Aralık ayında kabul edilen gazetecilerin güvenliği ne ilişkin karar hakkında memnuniyetini dile getirdi. William Horsley, bu kararla, gazetecilerin demokratik bir toplumda oynadıkları rolün öneminin dile getirildiğini belirtirken, 2 Kasım tarihinin Gazetecilere Karşı İşlenen Suçların Cezasız Kalmasına Son Verilmesi İçin Uluslararası Gün ilan edilmesinin de anlamlı olduğunu kaydetti.

William Horsley’ye göre, Mısır’da El Cezire gazetecilerinin tutukluluklarının 100. gününe rastlayan sempozyumun önayak olduğu bir eylem, unutulmaz bir protestoya dönüştü.

Sempozyumun 50 kadar katılımcısı tarafından desteklenen, BBC Dünya Servisinin başkanı Peter Horrocks’un da katıldığı eylemde, 2007 yılından beri öldürülen 547 gazeteci anıldı; bu ay başlarında Afganistan’da öldürülen Anja Niedringhaus da dahil, gazetecilere yapılan saldırılar kınandı. Türk katılımcılar da dahil, gazeteciler, bir dakika süreyle saygı duruşunda bulunurken, sembolik olarak elleriyle ya da bantlarla ağızlarını kapatarak, gazetecilere yapılan baskıları protesto ettiler.

_______________________________

* Yazarın diğer yazıları için lütfen tıklayınız:
http://www.firdevstalkturkey.com/tr/

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

14 + 2 =