Türkiye’de yükselen yıldız HDP- AKP yumruk yedi ama daha nakavt olmadı

Türkiye’de yükselen yıldız HDP- AKP yumruk yedi ama daha nakavt olmadı

0
PAYLAŞ

Seçim kampanyası sırasında günde bir kaç kez meydanlara çıkıp siyasi karşıtlarına bağırıp çağıran cumhurbaşkanının, sonuçlar ilan edildiğinden beri sesi çıkmadı. Kibarca yazılmış bir açıklama yayınlamakla yetindi. O susarken, son yıllarda korkudan ağzını açamayan bir çok kişi, kaybettikleri seslerini buldular. Seçimde 550 sandalyeli parlamentoda AKP’nin 276 sandalyelik çoğunluğu sağlayamadığının anlaşılması ardından TOMA diye bilinen Toplumsal Olaylara Müdahale Araçlarının üreticisi şirketin hisse senetlerindeki ani düşüş ise yoruma gerek bıraktırmayacak kadar açık.

Seçimde hiç bir parti tek başına iktidar olamadı. AKP, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başkanlık sistemine geçiş için arzuladığı üçte ikilik çoğunluk yerine, oyların yüzde 40,9’unu aldı. 2011 yılındaki seçime kıyasla, yüzde 10 oranında oy kaybederek 258 milletvekili çıkardı. Ana muhalefet Cumhuriyet Halk Partisi ise yüzde 25 oyla 132 sandalye kazandı. Milliyetçi Hareket Partisi MHP yüzde 16,3; Kürt hareketi içinden çıkan Halkların Demokrasi Partisi HDP ise yüzde 13,1 oy oranı ile başabaş 80’er sandalye elde ettiler.

Seçimden çıkan tablo, AKP için ciddi bir gerileme, cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlık emellerine vurulan ağır bir darbe niteliğinde. Yıllardır muhalefette olan CHP, yerinde sayarak hayal kırıklığı yaşadı. MHP, beklenenden daha iyi bir sonuç aldı.Ama seçimin tartışılmaz galibi, bütün olumsuz koşullara rağmen yüzde 10 barajını aşmayı başaran HDP oldu.

HDP, herkes için demokratik hak ve özgürlüklere sahip çıktığını vurgulayan başarılı ve tutarlı bir kampanya yürüttü. Partinin eş başkanı ve lideri Selahattin Demirtaş, alçak gönüllü, kibar ve birleştirici tavrıyla, anayasal sorumlulukları partilerüstü olmasını öngördüğü halde partizan, kaba ve kutuplaştırıcı bir kampanya yürüten cumhurubaşkanı ve desteklediği parti liderinin tutumuyla taban tabana zıt bir imaj sergiledi. AKP ülkeyi, dini ve bireysel tercihler ekseninde bölmeye devam eder, cumhurbaşkanı meydanlarda Kuran-ı Kerim sallarken, Demirtaş, etnik ayrılıkları öne çıkarmadan Kürt olmayan seçmene de el uzatmayı başardı. Cumhurbaşkanı ve başbakana sorgusuz sualsiz mikrofon uzatan medyanın görmezden geldiği HDP lideri,fırsat bulup da televizyona çıktığı nadir zamanlarda, kendisine sorulan zor ve çoğu zaman alaycı sorulara bile ciddiyetle ve açıklıkla cevap verdi. Dürüst ve şeffaf bir politikacı olduğu izlenimi yarattı.

Geçmişte Türkiye’de İslami grup ve tarikatların siyasi çıkarları doğrultusunda taraftarlarını şu ya da bu partiye oy vermeleri için seferber ettiklerine defalarca tanık olmuştuk. Bu defa, AKP’nin otoriterleşen yönetimi ve cumhurbaşkanının durdurulamaz görülen iktidar hırsı karşısında endişeye kapılan bireyler, kendiliklerinden HDP’ye oy verdiler. Türk laikleri, liberalleri ve solcuları, laik ve dindar-muhafazakar Kürtlerle aynı şemsiye altında biraraya getirmeyi başaran HDP, yüzde 10 barajını aşacak hamleyi gerçekleştirmekle kalmadı, ülkenin üçüncü büyük partisi haline de geldi.

Türkiye’de Kürtlerin Parlamentoda kendi partileri tarafından temsil ediliyor olmaları, iyimser olmak için yeterli bir neden ama bu koşulsuz bir iyimserlik değil.

HDP, kendisine oy verenlere Türkiye partisi olduğu güvencesini verdi. Nitekim lideri de seçimde verdikleri vaatleri tutacakları sözünü tekrarladı. HDP, oylarının önemli bölümünü, AKP’nin hayal kırıklığına uğrattığı dindar muhafazakar Kürtlerden aldı. Ama aynı zamanda, başka gidecek yeri kalmayan Türk solcuların da desteğini kazandı.

Demirtaş, seçim sandıklarındaki başarısını solun zaferi ilan etti ama etnik kimlik konusunda uzun erimli tutumlarına ek olarak oyunu aldıkları muhafakazar Kürtlerle laik solcuların beklentilerine aynı anda nasıl karşılık vereceklerini bekleyip görmek gerekecek.

Daha geniş tabloya bakacak olursak, AKP, hala en büyük parti. Belki ağır bir yumruk yedi ama daha nakavt olmadı. Seçimden birinci çıkan partinin lideri olarak başbakan Ahmet Davutoğlu’nun koalisyon kurmakla görevlendirilecek ilk lider olmasını bekleyebiliriz. Ancak Davutoğlu’nun seçim gecesi yaptığı meydan okuyan, dini sembollerle yüklü konuşmasına bakılırsa, partisinin uğradığı yenilgiden fazlaca ders almadığı varsayılabilir.

Gergin ve çatışmacı bir kampanya ardından tarafları koalisyon görüşmeleri için masaya oturtmak kolay olmayacak. AKP dışındaki partilerin liderleri, kampanya boyunca hırsız, yolsuz ve otoriter diye yerdikleri partiyle hükümet ortaklığı olasılığını tabanlarına kolay kolay kabul ettiremeyeceklerinin farkındalar.

Türkiye’de seçmen AKP’ye ve kendini yasaların üstünde gören partizan cumhurbaşkanına beklenenden de ağır bir uyarı verdi. Ama bir yandan da hiç olmadığı kadar Türk ve Kürt milliyetçiliğini yükselişe geçirdi. Ülke ekonomisinin ciddi risklerle karşı karşıya bulunduğu bu hassas dönemde, seçmenin demokratik olgunluğundan feyz alarak önümüzde duran dikenli çetrefilli yolu aşmanın yollarını bulmak zorundayız.

_______________________________

* Yazarın diğer yazıları için lütfen tıklayınız:
http://www.firdevstalkturkey.com/tr/

BİR CEVAP BIRAK

4 × one =