Türkiye’nin kılcal damarları kuruTULUyor!

Konuyla ilgili haberimizin ayrıntılarına da yer vererek bir değerlendirme yapan Özkaya, ülke kaynaklarının sata sata bitirilemediğini ve sıranın su kaynaklarına geldiğini vurgulayarak “halkın boğazı kurutuluyor” açıklaması yaptı.

İşte “Anahtar Teslimi Türkiye” kitabıyla özelleştirmelerin olumsuz etkilerini gözler önüne seren Orhan Özkaya’nın “Sularımız da elimizden alınıyor” başlıklı o açıklaması:

SULARIMIZ DA ELİMİZDEN ALINIYOR…

‘Boşa akıyor’ bahanesiyle akarsularımız da yerli, yabancı tekellerin açılımına sunuluyor. Özelleş tirme İdaresi Başkanlığı tarafından satış tahtasına konan elliden fazla akarsu kaynakları ve HES (Hidro Elektrik Santrali) özelleştirmeye tabi tutularak halkımızın malı, kamu malı olmaktan çıkarılıyor. Daha önce Manavgat suyunun İsrail’e pazarlanacağı biliniyordu.

Ancak bugüne kadar henüz gerçekleştiril me safhasına ulaşamayan bu niyet, araya yapay İsrail geriliminin girmesi nedeniyle ertelenmiş gibi gö rünüyor. Artık ülke kaynaklarının sata sata bitme aşamasına gelmesinden sonra, sıra elde kalan ve halkın yaşam kaynağı sulara geldi. Bunun da halkın boğazını kurutmak demek olduğu ortada… Kiralama yoluyla elden değiştiren akarsular üzerine yapılacak HES’lerle ülkenin su kaynakları da pa zarlamaya açılmış olacak. Bu arada özel sektöre kiralamak yolu ile devredilecek HES sayısının 150 olduğu açıklamaları yapılmaktadır. Akarsularımız enerji santrali kurulması gerekçesiyle ve elektrik enerjisindeki dar boğaz öne sürülerek elden çıkarılıyor. Su kaynakları üzerine kurulacak HES’ler için milli parkların, yaban hayatı koruma alanlarının ve su sporu (rafting) alanlarının bulunması da duru mun yasa ve yasak tanımazlığını ortaya koyuyor.

Akarsular üzerine kurulacak HES’lerle ilgili olarak yapılan proje çalışmalarının Antalya’da 59, Isparta’da 56’ya yükseldiği Türkiye Su Meclisi Yürütme Kurulu ile TTKD (Türkiye Tabia tını Koruma Derneği) yetkililerinin açıklamalarından anlaşılıyor. Özelleştirme İdaresinin 52 adet HES için teklif verme süresinin 19 Şubat’ ta biteceği ilan edilmiş durumda. Bu da halkın suyunun da ticari meta haline getirilmesi, ülkenin yaşam damarlarının, atar damarlarının kuru tulması demektir. Bütün dereler, akarsular halkımızın elinden alınarak yerli, yabancı şirketlere ya kiralanacak ya da yasa değişiklikleriyle satılacak. Çünkü şu anda ki yasalar bu alanların, yani doğal kaynakların, doğal zenginliklerin satışına olanak vermemektedir. Sadece kiralanma söz konusudur. Anayasa’nın 168.ci maddesi doğal varlıkların satışını engellemektedir. Kara deniz’de kurulacak HES’lerle bölgenin akarsuları ve dereleri kurutulacak ve bir süre sonra Ka radeniz çölleşerek çevre felaketinin yaşanması söz konusu olacaktır. Bunun bilimsel açıkla maları, yetkilileri hiç de ilgilendirmemekte, kısa erimli çözümler halkın gözünü boyamak için sürdürülüyor.

Akdeniz’i Besleyen Sular da Kurutulacak

İşte Karadeniz’i besleyen su kaynaklarının üzerine yapılacak sınırsız HES’ler nedeniyle Karadeniz’in çölleşmesinden sonra bu kez, Akdeniz’de kendisini besleyen akarsulardan, dere lerden yoksun kalacaktır. Su kaynaklarının yerli tekellerin iştahını kabartmasının yanında ya bancı anglo-Amerikan şirketlerinin, İsrail firmalarının iştahlarını da kabartmaması düşünülemez. Zaten yerliden yabancılara geçiş kolay bir rant halinde. Yine konuyla ilgili, demokratik kuruluşların açıklamalarından HES yapılacak akarsular; Kovada, Boğa Çayı, Köprüçay, Ala kır Çayı, Kargı Çayı gibi sularla Kıbrıs Deresi gibi doğal yaşamı koruma alanlarının olduğu anlaşılıyor. Türkiye genelinde ise 1600’den fazla HES’in yapılacağı bu açıklamalara ekleni yor. Bir akarsu üzerine 20’den fazla HES’in kurulması projelendirilmiş. Böyle olunca bu ra kamın 2000’in üzerine çıkabileceği yapılan açıklamalarda yer alıyor. Oysa enerji seçenekleri açısından ülkemizin rügâr ve güneş enerjisi olanakları yeteri kadar değerlendirilmiyor. Al manya ve gelişmiş ülkelerin bu kaynakları %20’nin üzerinde kullandıkları bir gerçek. HES’in kurulacağı söz konusu edilen ve projelendiril diği belirtilen akarsu kaynakları: Antalya’da: Dim Çayı, Balıkçayı, Gönendere, Alakır Çayı (2 adet), Manavgat Çayı (3 adet), Boğa Çayı, Gevne Çayı (2 adet), Aksu Çayı, Finike Çayı, Göm be Çayı, Akçay Deresi, Aykırtça De resi, İtice Deresi, Taşatan Dere, Kuru Dere, Çürüş Çayı, Karaman Çayı, Kıbrıs Deresi, Karpuz Dere, Çenger Dere, Koca Dere, Ağva Çayı, Kocaçay, Kargı Çayı, Cerle Dere, Köprüçay, Ak su Deresi, Küçük Çay, Kargı Çayı, Alara Çayı, Alara Çayı, Doyran Çayı, Demre Çayı. Isparta’ da: Kartoz Çayı, Isparta Çayı, Ağlasun Çayı, Çukur Çayı, Gökpınar, Gelen Çayı, Kovada Ça yı, Küçüksu Deresi, Aksu Çayı, Köprü Irmağı, Elsazı Çayı. Muğla Kargı Çayı, Yukarıçay (2 adet), Kargıcık Deresi, Kargı Çayı, Eşen Çayı, Kızıl dere, Çayhisar Deresi, Yukarıçay, Eşen Çayı, Seki Çayı, Delikpınar Ulaşdere, Karaçay Çayı, Çal Dere, Derin Deresi, Dikilitaş Deresi, Sarhoş Çayı olarak düşünülmekte olduğu yine bu kuruluşlar tarafından kamuoyuna açıklanı yor. Bu yoksul halkın sularıyla oynamak, onu gözden çıkarmak ülkenin kan damarları, kılcal damarlarını kurutmak demektir.

Orhan Özkaya

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.