Türkiye’nin kronik hastalığı keyfi hükümeti mi beceriksiz muhalefeti mi?

PAYLAŞ

Anlamakta zorlanılan nokta ise, giderek büyüyen güvenlik tehditlerine ve varolan belirsizliğin her geçen gün zayıflattığı ekonomiye rağmen siyasetçilerin ülkeyi istikrarlı bir yönetime kavuşturmak için ellerini çabuk tutmaya hala niyetli görünmemeleri.

7 Haziran seçimlerinden alınan sonucun Türkiye siyasetinde bir dönüm noktası olduğu iyimserliğini baştan beri paylaşamadım. Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlık umutlarına vurulmuş bir darbe gibi görmekle beraber, bir dönemin sona erdiği öngörüsünü fazlasıyla erken ve naif buldum.

Türkiye, geçen ayki genel seçime gergin ve kutuplaşmış bir ortamda gitti. Cumhurbaşkanının ve iktidar partisinin devletin olanaklarını kullanarak elde ettiği haksız üstünlüğe rağmen, Türkiye seçmeni, Recep Tayyip Erdoğan’a ve AKP’ye kuşkuya yer bırakmayacak bir ders verdi. Sandık başına giden halkın yüzde 60’ı muhalefet partilerine değişim görevini yükledi. Oylamanın üzerinden üç hafta geçmesine rağmen, halkın parlamentoya gönderdiği siyasetçiler, hala ciddi ve samimi bir arayış ortaya koyamadılar. Ülkeyi felaketin eşiğine getirdiğini söyledikleri hükümete alternatif oluşturmaya çalışmak yerine, birbirleriyle ağız dalaşına giriştiler.

Yapıcı bir diyalog başlatamadılar. Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu ciddi sorunlara çözüm getirebilecek demokratik bir yaklaşım sergileyemediler.

Önlerinde duran ilk büyük görev, Meclisin yeni başkanını seçmekti. Yıllardır AKP’nin güdümünde yasama görevini yeterince yerine getiremedğinden yakındıkları parlamentonun başkanlığını üstlenebilecek ortak bir muhalefet adayı üzerinde bile anlaşamadılar. Seçmenin kendilerinden beklediği bu yükümlülüğü bile yerine getiremediler.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) tarafından desteklenen herhangi bir adaya oy vermeyeceklerini ilan eden Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) lideri Devlet Bahçeli, Adalet ve Kalkınma Partisine zaferi adeta tepsi üzerinde sundu. AKP adayı Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’ı başkan seçtirdi.

Muhalefeti eleştirirken, HDP lideri Selahattin Demirtaş’a haksızlık yapmamak gerekiyor. Demirtaş, Bahçeli’nin tutumuna rağmen ülke çıkarları için MHP’yle biraraya geleceğini bildirdi. Devlet Bahçeli ise, bir parlamentere ve siyasetçiye yakışmayacak bir dille, kendi partisi kadar milletvekili çıkaran HDP’nin Meclisteki varlığını yok saydığını ilan etti. Bahçeli, olası bir koalisyonda kendisine başbakanlığı teklif eden Cumhuriyet Halk Partisi lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na da aynı nezaketsizlikle yanıt verdi ve CHP liderinin önerisini MHP’ye karşı kurulduğunu ileri sürdüğü komplolar arasında saydı.

Önümüzdeki günlerde bir AKP-MHP koalisyonuyla karşılaşabiliriz ama bu, Türkiye’nin acilen ihtiyaç duyduğu uzlaşmayı gerçekleştirebilecek bir hükümet olamayacak.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve vizyonu, bir kez daha zafer kazandı. Ve bir kez daha Erdoğan’ın en etkili gizli silahının Türkiye’nin beceriksiz muhalefeti olduğunu gördük.
_____________________

* Yazarın diğer yazıları için lütfen tıklayınız:
http://www.firdevstalkturkey.com/tr/

CEVAP VER