Türkiye’nin ‘ötenazi’ aracı haline gelen Diyanet kapatılmalı!

Türkiye’nin ‘ötenazi’ aracı haline gelen Diyanet kapatılmalı!

0
PAYLAŞ

140 bin personeli, 2,4 milyon Dolarlık bütçesi ve her üç günde bir caminin hizmete girdiği 87 bin cami sayısıyla dünyanın en büyük resmi din örgütü haline gelen Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ’23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’ haftasını gölgelemek amacıyla ‘Kutlu Doğum Haftası’ etkinlikleri düzenlediğini öne süren Prof. Dr. D. Ali Ercan, “Hiç bir İslâm ülkesinde benzer kutlamalar yapılmadığı halde Hz. Muhammed’in doğum gününü, İsa’nın doğum tarihini esas alan güneş takvimine göre kutlamak gibi bir garabeti icat etmesini mantıklı ve samimi bulmak mümkün değildir. Toplumun yaşam ve yönetim esaslarını İslami teokratik devlette geçerli şeriat hükümlerine uydurmak için sistematik bir şekilde çaba gösteren Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ivedilikle kapatılması gerekir” görüşünü savundu.

Çevre ve istatistik gibi alanlarda da çalışmaları bulunan nükleer fizikçi Prof. Dr. D. Ali Ercan, 23 Nisan kutlamalarına alternatif Kutlu Doğum Haftası etkinlikleri düzenleyen Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Türkiye’nin ötenazi aracı haline geldiğini öne sürerek, kurumun kapatılması gerektiği görüşünü savundu.

‘DİYANET, DÜNYANIN EN BÜYÜK RESMİ DİN ÖRGÜTÜ HALİNE GELDİ’
140 bin personeli, 2,4 milyar Dolarlık bütçesi, ortalama her üç günde bir yenisi hizmete açılan 87 bin cami sayısıyla dünyanın en büyün resmi din örgütü haline gelen Diyanet İşleri Başkanlığı’nın son 10 yıldır yıllık personel artışı hızının, Türkiye’nin nüfus artış hızının tam dört katı olduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Ercan, “Diyanet İşleri Başkanlığı, İmam-Hatip mezunlarının diğer Devlet kurumlarındaki kadrolara yan geçişlerini sağlayan bir atlama tahtası haline gelmiştir” dedi.

‘23 NİSAN’I GÖLGELEMEK İÇİN ALTERNATİF DİNSEL ETKİNLİK’
Her yıl Nisan ayının 20’sinden itibaren Hz. Muhammed’in doğumu nedeniyle ‘Kutlu Doğum Haftası’ etkinlikleri düzenleyen Diyanet’in, bilinçli bir şekilde 23 Nisan haftasını gölgelemek amacını güderek dinsel bir etkinlik alternatifi yarattığı göbüşünü savunan Ercan, şu değerlendirmede bulundu:

‘PEYGAMBERİN DOĞUM TARİHİ TAM OLARAK BİLİNMİYOR’
“Peygamberin doğum tarihi miladi takvime göre tam olarak bilinmemektedir. Bugün kullanmakta olduğumuz ve başlangıç günü olarak İsa’nın doğumu alındığı için adına ‘miladi’ denen Güneş Takvimi 1582 yılında Papa 13. Gregor zamanında standart hale getirilmiştir. Arapların kullandığı hicri/kameri(ay) takvim ise, Peygamberin ölümünden 6 yıl sonra halife Ömer zamanında standart hale getirilmiştir. Peygamberin Mekke’den Medine’ye göç ettiği (Hicret) yıl birinci yıl ve o yılın ilk ayı olan Muharrem ayının birinci günü de Takvimin başlangıç günü kabul edildi. Buna göre Hicri/kameri takvimin 01.01.0001 günü miladi Takvime göre 16.07.0622 gününe karşılık gelmektedir. Değişik hesaplamalar arasında ±1 gün fark olabiliyor.

‘MEVLİD BU YIL 11 ARALIK’TA KUTLANACAK’
Bu şekilde düzenlenmiş yeni Hicri/kameri takvime göre Peygamberin ölüm tarihi 13. 03. 0011’dir, yani Rebi-ül evvel ayının 13’ncü günü. Peygamberin doğum tarihi ise bilinmiyor; ancak yaşam süresi kameri takvim ölçüsünde tam 63 yıl olarak alınmaktadır. Bu varsayıma göre doğum günü tabii ki, yine Rebi-ül evvel ayının 11/12 nci gününe rast gelecektir ve bu gece 14 asırdan beri İslâm âleminde ‘Mevlid kandili’ adıyla kutlana gelmiştir. Örneğin bu yıl Mevlid kandili 11 Aralık’ta kutlanacaktır. Peygamberin doğumundan 246 gün öncesi de (35 hafta öncesi) ‘ana rahmine düştüğü gün’ olarak ‘Regaip Kandili’ adıyla Recep ayının ilk Cuma gününde kutlanmaktadır.”

‘İSA’NIN DOĞUMUNU ESAS ALAN TAKVİME GÖRE KUTLAMA GARABET’
Bütün bu düzenlemelerin, takvim düzenlenmesinden sonra yapılan hesaplara ve bir takım varsayımlara dayandığının latını çizen Ercan, “Peygamberin ölüm tarihi olan hicri/kameri 13. 3. 0011 tarihine karşılık gelen miladi 08. 06. 0632 tarihinden ‘tam 63 kameri yıl’ yani 22 bin 325 gün geriye gidildiğinde Peygamberin varsayılan doğum tarihi olarak 24 Nisan 0571 ‘e gelinir. Böylece 20 Nisan 0571 tarihini (aslında 20 Nisan değil, 24 Nisan 0571 olması gerekirdi) her nasılsa keşfeden Diyanet işleri Başkanlığının, Anadolu’da hiç adet olmadığı halde, hiç bir İslâm ülkesinde benzer kutlamalar yapılmadığı halde ve İslâm dininde bütün kutsal gün ve geceler Hicri/kameri(ay) takvimine göre kutlanmaya devam edildiği halde, Sadece bu güne mahsus olmak üzere, (Bir de Mekke’nin fethini uydurdular) Peygamber Muhammed’in doğum gününü, İsa’nın doğum tarihini esas alan güneş takvimine göre kutlamak gibi bir garabeti icat etmesini mantıklı ve samimi bulmak mümkün değildir” ifadelerini kullandı.

‘DİYANET TÜRKİYE’NİN ÖTENAZİ ARACI HALİNE GELDİ, KAPATILMALI’
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, Türkiye’yi adım adım şeriat düzenine doğru sürüklediğini savunan Prof.Dr. Ercan, laik hukuk sistemine aykırı ve alternatif fetvalar veren kurumun son 20 yıldan bu yana, laiklik bağlamında, Türkiye Cumhuriyetinin ‘ötenazi’ aracı haline geldiğini öne sürdü. Laik bir devlette dinin devlet yönetimine karışamadığı gibi, devletin de özel kurumlar yaratarak din hizmetlerini resmen yönetmesi ve dinsel faaliyetlere destek ve müdahil olmasının yanlış olduğunu kaydeden Ercan, “Anayasamıza göre, ‘laiklik karşıtı eylemlerin odağı haline gelmek’ nasıl ki bir siyasal partinin kapatılmasını gerektiriyorsa, toplumun yaşam ve yönetim esaslarını İslami teokratik devlette geçerli şeriat hükümlerine uydurmak için sistematik bir şekilde çaba gösteren ve bu yönüyle gereksiz olmanın da ötesinde, artık laik yaşam için zararlı hale gelmiş bulunan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ivedilikle kapatılması gerekir” görüşünü savundu.

TÜRKÖNE, ‘KUTLU DOĞUM HAFTASINI BİZ UYDURDUK’ DEMİŞTİ
Prof. Dr. D. Ali Ercan, konuyla ilgili değerlendirmesinde, Türkiye Diyanet Vakfı eski Yayın Kurulu Üyesi Mümtaz’er Türköne’nin, “Kutlu Doğum Haftasını biz uydurduk” şeklindeki tartışma yaratan açıklamasını da anımsattı. Türköne’nin 19 Nisan 2012 tarihli Zaman Gazetesi’nde yayınlanan, “Kutlu Doğum ve 28 Şubat” başlıklı yazısında, Kutlu Doğum Haftası etkinliklerinin nasıl ortaya çıktığını özetle şöyle anlatmıştı:

‘KUTLU DOĞUM İSMİNİ ‘KOMANDO AYVAZ BULDU’
“1989 yılında, doktora tezimi yazmakla meşgul olduğum zamanlardı. Türkiye Diyanet Vakfı’nda Yayın Kurulu üyesi olarak görev yapmaya başlamıştım. Kurul, milliyetçi düşünce geleneğinden gelen toplam altı ilim ve fikir adamından meydana geliyordu. Kurul başkanımız Profesör Süleyman Hayri Bolay’dı. İkinci isim ise üç yıl önce aramızdan ayrılan Ayvaz Gökdemir’di. Ayvaz Bey, Türk milliyetçiliği yoluna, onun güçlü telkinleri ile adım attığım için hayatımda etkisi fazladır. ‘Kutlu Doğum Haftası’, işe başlar başlamaz bu kurulun aldığı bir kararla ortaya çıktı. Teklif Süleyman Hayri Bey’den gelmiş, ‘Kutlu Doğum’ ismini de rahmetli Ayvaz Bey bulmuştu. İlerleyen yıllarda. Kutlu Doğum’u sabitlemeye karar verdik. Miladî takvime göre Nisan ayında bu hafta, Diyanet’in önayak olmasıyla ‘Kutlu Doğum Haftası’ olarak ilan edildi.

‘DİYANET ÇOK ORJİNAL KUTLAMA VESİLELERİ BULUYOR’
Başlarda epeyce itiraz geldi. Bidat olarak görüldü. Ama sanıyorum toplumdan aldığı canlı karşılıklarla yerleşti ve genel kabul gördü. Ne kadar hayırlı bir bidat olduğu zaman içinde ortaya çıktı. Bugün, modern hayatın her alanına giren zengin kutlamaları takip ederken o kararın verildiği gün orada bulunmaktan dolayı gurur duyuyorum. Diyanet İşleri Başkanlığı, çok orijinal kutlama vesileleri buluyor. Kutlu Doğum geleneği artık bütünüyle kültürümüzün bir parçası haline geldi.”

Diyarbakır’da geçtiğimiz yıl düzenlenen kutlu doğum mitingi

IĞDIR

Prof. Dr. D. Ali Ercan

Prof. Dr. D. Ali Ercan Diyanetin Türkiye’nin ötenazi aracı haline geldiğini söyledi

SİİRT

Sivas Şarkışla’da kutlu doğum etkinliği

ZONGULDAK ÇAYCUMA

BİR CEVAP BIRAK

fourteen − 10 =