‘Türkiye’yi AB yolundan çıkarmamalıyız’

“Şu anda AB’deki genişleme tartışmalarında, AB’nin verdiği taahhütleri sorgulamanın herhangi bir maliyeti yokmuş gibi davranılıyor” diyen Rehn, “Maalesef bu doğru değil. (Aday) ülkeler sürecin üyeliğe gitmediği izlenimini edindiklerinde, koşulluluk ilkesinin gücü azalıyor. Bu erozyonu, 2004 yılından bu yana AB üyeliğine verilen desteğin yüzde 65’ten yüzde 40’a gerilediği ve siyasi etki gücümüzün eş zamanlı olarak azaldığı Türkiye’de görebiliyoruz” diye konuştu.


“Eğer Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri istikrarlı, demokratik olmasalar ve refah seviyeleri yükselmese AB daha mı iyi olacak? Sırtını bize dönmüş ve demokratik değerleri reddetmiş bir Türkiye mi bizim için daha iyi?” sorusunu soran Rehn, kendi cevabının “kesinlikle hayır” olduğunu ifade etti.


AB’nin taahhütlerine bağlı kalmaması halinde bu sorulardaki riskle karşı karşıya kalacağı uyarısında bulunan Rehn, “Türkiye’nin gelişimini etkilemek için tarihi bir şansa sahibiz. Türkiye’nin, temel hakların garanti altına alındığı açık topluma ulaşmasını kolaylaştırarak AB ve İslam dünyası arasında sağlam bir köprü inşa edebiliriz. Sorunlu bölgesinde istikrar çapası olan Türkiye’nin daha fazla Avrupalı olmasında çıkarımız vardır” dedi.


Türkiye ve Balkan ülkelerinin uzun katılım sürecinde AB’nin motivasyonuna ihtiyaç duyduklarını belirten Rehn, “Bu yüzden taahhütlerimizde oynaklık göstermemeliyiz. Sözümüz senedimiz olmalı. Katılım müzakerelerinde fasılları gecikmeksizin açmayı sürdürerek, sürecin ilerlediğini göstermeliyiz” diye konuştu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

thirteen − three =