Trump ve Ruhani’nin Görüşmesi Ne Kadar Mümkün?

SAVASH PORGHAM – Fransa Cumhurbaşkanı Emanuel Macron İran ve ABD başkanlarının bir kaç hafta içinde görüşebileceğini söyledi. Bu görüşmenin ne denli mümkün olduğunu gazeteci/akademisyen Savash Porgham Açık Gazete’de değerlendirdi.

Fransa Cumhurbaşkanı Emanuel Macron, ABD Başkanı Donald Trump’la yaptığı ortak basın toplantısında şunları söyledi:

“İran Cumhurbaşkanı Ruhani ülkesinin menfaatine olduğu sürece herkesle görüşebileceğini söyledi. Ben İran Dışişleri Bakanı Zarif’le de konuştum. Tarafların isteklerini biliyoruz ve gerekli ortamı hazırlayarak bir kaç hafta içinde Başkan Trump ve Başkan Ruhani’nin benim de dahil olduğum bir görüşme yapabileceklerini umuyorum.”

Bir noktaya dikkat çekmek gerekiyor; nükleer mutabakatın başarıya ulaşmak üzere olduğu ve ABD ile İran’ın ilişkilerinin “umut vadettiği” 2013 yılında bile Başkan Obama ile Başkan Ruhani yüz yüze görüşmemiş, sadece bir kez telefonla görüşmüşlerdi. Nükleer mutabakatın imzalanmasından sonra da Başkanlar düzeyinde yüz yüze direkt bir görüşmeleri olmadı. Bugün İran ve ABD arasındaki ilişkilerin derin bir kriz içinde olduğu ve savaş ihtimalinin sürekli konuşulduğu düşünüldüğünde, buna rağmen Ruhani ile Trump’ın kısa vadede direkt olarak görüşmesi imkansız olmasa da bu konjonktürde çok zor görünüyor.

Amerika’nın nükleer mutabakattan tek taraflı olarak çekilmesinden bu yana Avrupa Birliği mutabakatın devamından yana olduğunu ve ABD’nin mutabakata dönerek İran’la yeniden bir müzakere sürecine girilmesini defaatle beyan etti. Bu konuda özellikle Fransa, Almanya ve İngiltere’nin çabaları devam ediyor. Ancak ABD’nin nükleer anlaşmadan çekilmesinden bugüne gelinceye kadar pek çok gelişme müzakere ve yeni bir mutabakatı neredeyse imkansız hale getiriyor.

Öncelikle ABD’nin İran’a yönelik yeniden müzakere için öne sürdüğü 12 şartın pek çok maddesinin İran tarafından kabul edilmesi mümkün değil çünkü İran’ın beka meselesi olarak gördüğü ve asla vazgeçmeyeceği konular mevcut. Örneğin Suriye konusunda ABD’nin isteklerini İran’ın kabul etmesi olası değil. Öte taraftan İran’ı çerçeveleme politikaları kapsamında ABD’nin İran’a uyguladığı iki aşamalı ağır ambargolar da yeni bir müzakere zemininin oluşmasının önündeki engellerden en önemlisi çünkü İran’ın müzakere masasına dönme şartı tüm ambargoların kaldırılması ve İran’ın petrolünü satabilmesi.

İran son 40 yılın en ağır ambargolarıyla karşı karşıya ve bu durum İran’ın içini hem toplumsal olarak hem de siyaseten etkilemiş durumda. Özellikle farklı güç odaklarının birbirine girmiş olması ve iktidar savaşlarının tırmanması da buna bir örnek. İran’da yargı erki başkanlığı yapmış en güçlü iki radikal Ayetullah olan Sadık Larijani ve Muhammed Yezdi’nin son günlerde birbirini “konuşursam insan içine çıkamaz” mealinde tehdit etmesi üzerinden yürüyen gelişmeler bu noktada dikkate değer ve bu güç savaşı dini rehber Ayetullah Hameneyi’ye kadar intikal etmiş durumda. Ambargolarla birlikte “devletin farklı cenahları tarafından yağmalanan” kaynakların tükenmesi ve ağır yolsuzluk İran’ı kendi iç hesaplaşmalarına boğmuş durumda ve bu olgunun dış politikaya da yansımaması düşünülemez. İki milletvekilinin son günlerde tutuklanmış olması da İran Meclisini bir yönüyle karıştırmış durumda. Yani böylesi bir iç kargaşa varken olası bir Trump-Ruhani görüşmesi için İran Meclisinin ve özellikle de Devrim Muhafızlarının tavrı belirleyici etkenler arasında.

Öte taraftan Ortadoğu dengeleri ve Suriye’nin içinde olup bitenlere de dikkatle bakmak gerek çünkü İran ve ABD ilişkilerindeki önemli bir etken alanını oluşturuyor. İsrail’in son günlerde Devrim Muhafızları Kudüs Gücünün hem Suriye’de hem de Irak’taki mevzilerini daha yoğunluklu vurması ve ABD’nin buna verdiği destek müzakere kapılarının açılmasını engelleyen bir başka konu. Öte taraftan Hürmüz Boğazında tırmanan gerginlik ve ABD öncülüğünde İran’a karşı ortak deniz gücü oluşturulması da dikkatle izlenmesi gereken sıcak bir mesele.

Bir de sembolik olgulara bakmak gerekiyor. İran dini rehberi Ayetullah Hameneyi’nin ve ofisinin ambargo listesine alınması, ardından da İran-ABD müzakerelerinin en önemli unsuru olan İran Dışişleri Bakanı Zarif’in ambargo listesine eklenmesi önemli iki detay. Cevat Zarif ambargo altında olduğundan ABD’ye girişi yasak ve kendisine vize verilmiyor. Zarif bu konuda yaptığı bir çıkışla daha güvenlikçi uygulamaların gelebileceğine işaret ederek “beni beğenmiyorlarsa Kasım Süleymani’yle(Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı) müzakere etsinler” dedi ve bu ABD ile İran’ın olası müzakereleri bakımından önemli bir çıkış. İran’da tüm politikaların karar vericisinin Ayetullah Hameneyi olduğu düşünüldüğünde, kendisine karşı ABD ambargolarının kaldırılmadığı sürece Ruhani ile Trump’ın görüşmesine rıza göstermesi pek de mümkün değil çünkü İran’ın mevzisini “ne savaş ne müzakere” olarak belirlemiş durumda.

Tüm bu olgulara rağmen Trump ile Ruhani’nin direkt veya dolaylı olarak görüşmesi çok zor olsa da imkansız değil. ABD açısından bakıldığında; John Bolton, Benyamin Netanyahu, Prens Bin Selman ve Prens Bin Zayed gibi isimlerin tüm baskılarına rağmen Trump’ın amacı İran’la savaşarak rejimi değiştirmek değil ve uyguladığı ambargolarla İran’ı yeniden masaya oturtmak istiyor. Öte taraftan ABD halkının önemli bir kesimi İran’la bir savaşa karşı ve sorunun müzakere ile çözülmesini istiyor. Başkanlık seçimlerinin yaklaştığı bu dönemde halk desteği olmadan İran’la direkt bir savaşa girişmek Trump’ın isteyeceği son şey olsa gerek. Trump, Obama’nın İran’la yaptığı anlaşmayı iptal ederek “ABD’nin daha kârlı çıktığı bir anlaşmayı kotaran başkan” olarak anılmak istiyor. Öte taraftan Ortadoğu’nun bu konjonktüründe İran’la girişilecek bir savaşın sonuçları öngörülemez biçimde ağır olabilir ve pek çok cepheye yayılabilir.

Konuya İran cenahından bakıldığında ise Dışişleri Bakanı Zarif’in geçtiğimiz gün söylediği şu söz çok şeyi açıklıyor:

“Sanırım Trump büyük ihtimalle 4 yıl daha dünyaya engel veya misafir olacak!”

İran Trump sonrası başka bir demokrat başkanın seçilmesi ve işlerin yeniden eskisi gibi olacağı ihtimalini hesaplıyordu ama Zarif’in bu söylemi İran’ın artık Trump’ın yeniden başkan seçileceğini düşündüğünü ve sonraki 4 yıl için de buna göre politika belirlemesi gerektiğini gösteriyor. İran halkı da ağırlıklı olarak ABD’yle bir savaş istemiyor ve müzakere ile sorunun çözülüp ambargoların kaldırılmasını istiyor çünkü ekonomik darboğaz had safhaya ulaşmış ve halkın sofrasına inmiş durumda. Öte taraftan pek çok cephede vekâlet savaşı yürüten İran’ın ekonomik darboğazdayken ABD’yle direkt bir savaşa girebilecek gücü de yok.

ABD ve İran’ın hem müzakere etmek hem de savaşmak için sebepleri var ancak şu an ibre müzakereden taraf görünüyor. Hem İran’ın hem de ABD’nin farklı devlet cenahlarında ne savaş ne de müzakere konusunda bir fikir birliği yok ve bu durum süreci öngörülemez kılıyor. Yine de Trump ve Ruhani’nin kısa vadede direkt olarak görüşmesi bu noktada çok zor ama konu Ortadoğu olunca imkansız diye bir şeyin olmayacağını da dikkate almak gerekiyor.

Savash PORGHAM

Twitter: @SavashPorgham
www.savashporgham.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.