“Tuez tous les Algériens”

“Tuez tous les Algériens”

0
PAYLAŞ

1830´da işgal ettiler o güzelim toprakları.
Abd Al-Kadir ve Ahmad İbn Muhammad direndiler kahramanca sömürgecilere karşı. Direnişin sembolü oldular.
Kuzey Afrika’nın yiğit evlatları kök söktürdü onlarca yıl sömürgecilere.
Sömürgecilerse çocuk, kadın, genç, yaşlı diye ayırmaksızın katlettiler Cezayir’in güzel insanlarını.
2. Dünya Savaşı’nda Almanya’ya bir tek mermi atmadan “kahramanca” ülkesini teslim eden Fransız Ordusu Cezayirli çocuklar, kadınlar ve yaşlılar karşısında gösterdi “zalimliğini”.
Alman Ordusu karşısında korkup savaşmayan komutanlar ve askerleri ölüm saçtılar Cezayir Halkına!
1830’dan 2. Dünya Savaşı’nın sona erdiği 1945 yılına kadar ve ardından 1954’te başlayıp 1962’ye kadar süren “onurlu bağımsızlık savaşı” boyunca çok bebe katledildi Fransız kurşunuyla. Genç kızlara ve kadınlara tecavüz edildi.
Cezayirli gençlerin tek suçu “ülkelerinin bağımsızlığını istemekti” bunun bedeli ise insanlık onurunun ayaklar altına alındığı işkencehaneler ve ölüm oldu!
1945 yılında ABD ve İngiliz Ordusu’nun yanında savaşıyormuş gibi yapan Fransız Ordusu Cezayir’de son iğrenç oyununu tezgahladı.
Setif ve Guelma’da ayaklanmaları bastırmakla görevlendirildi işgal ordusu.
Ordu deyince “onurlu” askerler sanmak yanlış olur.
“Kiralık askerler” söz konusu olan. Ülkelerinde kendi insanlarına kötülük yapıp barınamamış olanlardan oluşan “Lejyonerler” salındı Cezayir Halkı’nın üzerine. “İnsanlıktan nasibini alamamış paralı askerlerin Setif Katliamı” diye “Fransa’nın kanlı yüzünün teşhir edildiği tarihe” geçti bu soykırım.
Kendini Napolyon’a çok benzeten, sanki “parfüm Fransa’nın sembolü” değilmişcesine “leş gibi alkol kokan” Setif Komutanı’nın “Tuez tous les Algeriens (tüm Cezayirlileri öldürün)” diye emrettiğini okudum Cezayir’in başkenti Cezayir’de bir müzede.
İşte o gün tek kelime Fransızca bilmeyen ben bu cümleyi hafızama kazıdım ve Fransızları tanıdım.
Her Türk vatandaşına öneririm Cezayir’i ziyaret etmeyi ve müslümanların nasıl bir soykırıma uğradığını öğrenmeyi.
Setif’te silahsız halkı kurşunlayarak, palalarla doğrayarak, süngülerle şişleyerek yok etti işgal ordusu!
Onbinlerce Cezayirli yok oldu bir günde!
Cezayir Savaşı diye tanımladıkları “katliamlar dizisinde” 18 bin “askerimiz” öldü diye her yıl anma töreni yapanlar kendi kayıtlarında “350.000 Cezayirli’yi” katlettiklerini kabul etseler de Cezayir Hükümeti arşivlerine göre 1830 ve 1962 arasında Cezayir’de 1 milyonun üzerinde insan katledilmiş.
Dünyada tüm soykırımlara karşı olduklarını söyleyen Fransızlar şimdi kendilerinden soracaklar mı Cezayirli bebelerin, kadınların ve de nice “bir genç kızın elinden tutamadan, sevdiğinin yanağına bir öpücük konduramadan, yeni evlendiği yarinin karnındaki çocuğunun doğduğunu göremeden” toplanıp katledilen Cezayirli gençlerin hesabını?
Oğlunun saklandığı yeri söylemediği için işkencehanelerde lejyonerlerin her türlü insanlık dışı vahşeti altında inim inim inleyen anaların ve babaların hesabını soracak mı Fransızlar Fransızlardan?
Elbette “hayır”.
Benim dedem çarpıştı Adana’da Fransız İşgal Ordusu’na karşı. Hepimiz “Karayılan” ile gurur duyarak ve onun kahramanlığını okuyarak yetiştik.
Cezayirlileri en iyi biz anlarız. Onlar da bizi!
Fransa’nın bizden soracağı hesabı olamaz.
İlk önce kendi hesabını vermeli “başkalarına soykırım suçlaması” yapmadan!

BİR CEVAP BIRAK

13 − 7 =