Türkiye, AKPM oylamasından umutlu değil

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nin kritik oylaması Salı günü yapılacak. Ankara, oylamadan umutlu değil; Türkiye aleyhinde bir karar çıkmasına kendisini hazırlamış durumda.

Bu haftanın en önemli haberlerinden biri Avrupa Konseyi’ne ev sahipliği yapan Strasbourg’dan gelecek. Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi, Türkiye-AB ilişkilerini de temelden etkileyebilecek bir oylama yapacak ve Türkiye’nin yeniden “denetime alınıp-alınmamasına” karar verecek. Bu oylamanın ne anlama geldiğine ve Türkiye’yi nasıl etkileyeceğine kısaca bir bakalım:

Avrupa Konseyi, Avrupa Birliği’nden farklı bir yapı. Merkezi Brüksel’de değil, Strasbourg’da. Ama o da AB gibi demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü gibi değerler çerçevesinde işlev görüyor ve üye ülkelerin bu ilkelere saygı duyması ve mevzuatlarını buna göre oluşturması konusunda destek vermeye çalışıyor. Türkiye de kurucu üye sıfatıyla 1949’dan bu yana Avrupa Konseyi’nin önde gelen ülkelerinden biri.

Avrupa Konseyi’nin ürettiği en önemli belgelerden biri Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi.. Bu belge tüm üye ülkelerin demokratik normlara bağlılığını göstermesi açısından hala en temel sözleşme olma özelliğini koruyor. Konsey, bu belgede yer alan değerler ve normlar üzerinden Avrupa’dan Avrasya’ya kadar uzanan 47 ülkenin bu değerlere bağlılığını denetliyor; sorunlar varsa üye ülkelere destek veriyor; bir anlamda elinden tutuyor.

Konsey, 1989’da Berlin Duvarı yıkıldıktan sonra, Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinin “Batı standartlarında” demokrasiye geçişlerini kolaylaştırmayı hedeflemek için ‘denetim’ süreci oluşturdu. Bu süreçte rolü ve ağırlığı artan Konsey, Türkiye’yi de terörle mücadelenin yürütüldüğü dönemdeki uygulamalar yüzünden 1990’lı yıllarda ‘denetim’ sürecine aldı.

Denetim süreci 2004 yılına kadar sürdü. AK Parti hükümetinin iktidara gelmesinden sonra atılan reform adımlarıyla, artık desteğe ihtiyacı kalmadı, tatminkar düzeyde ilerleme sağlandığı için de ‘denetim’ sürecinden çıkarıldı… Şimdi yapılacak oylama Türkiye aleyhinde çıkarsa, tekrar 1990’lı yıllardaki statüye geri dönülmüş olacak.

OYLAMANIN SONUCU ŞİMDİDEN BELLİ GİBİ

24 Nisan Pazartesi günü, önce Avrupa Konseyi Denetim Komisyonu’nda görüşülecek ‘Türkiye’de Demokratik Kurumların İşleyişi” başlıklı rapor kabul edilir ve komisyon ‘denetim sürecine alınsın’ görüşünü bildirirse, Salı günü rapor ve karar tasarısı bu kez Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Genel Kurulu’nda oylanacak.

Komisyondan geçen tasarının genel kurulda reddedilmesi ise neredeyse imkansız.

Avrupa Konseyi, reform süreçlerinin yavaşlamasının, basın ve ifade özgürlüğünün kısıtlanmasının ve özellikle 15 Temmuz sonrası OHAL kapsamında atılan adımların, Konsey’in kuruluş değerlerine aykırı olduğunu düşünüyor.

Aslında bu oylama geçen Ocak ayında yapılacaktı. Ama 23 Ocak’ta çıkarılan bir kanun hükmünde kararname ile olağanüstü hal sürecindeki itirazların incelenmesi için OHAL İnceleme Komisyonu’nun kurulması kararı sayesinde konu Nisan ayındaki bu oturuma kaldı.

Avrupalı yetkililer, ‘O komisyon için adım atıldı ama 3 aydır komisyon uygulamaya geçemedi’ diyor. Atılamayan bu tip adımlar yüzünden oylamadan kuvvetle muhtemel ‘Türkiye denetim sürecine alınsın’ kararı çıkacak.

ANKARA UMUTLU DEĞİL

Ankara da bu beklenti içinde. NTV’ye konuşan Türk yetkililer, “İyimser olmadığımızı söylemeliyiz” diyor. Bir başka Türk yetkili ise, “Benim kanaatim olumsuz. Evet bizim de yapmamız gerekenler var ama Avrupa’da konu Türkiye karşıtlığına, o karşıtlık da kategorik bir yaklaşıma dönüşmüş durumda. Raportörler ‘raporumun virgülüne dokundurtmam’ dediği zaman, siyasette tartışma, konuşma zemin kalmıyor. Genel Kurula gelirse geçmemesi imkansız“ diyor.

Bu yüzden Pazartesi günü komisyondan çıkacak kararın bir anlamda ‘malumun ilamı’ olarak görülüyor. Ama yine de Strasbourg’daki oylama öncesi atılması gereken tüm diplomatik adımlar atıldı. Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’ndeki Sosyalistler, Muhafazakarlar, Liberal ve Demokratlar başta olmak üzere tüm gruplarla ve başkanlarıyla temas sağlandı. Türkiye pozisyonunu anlattı, oylanacak raporu hazırlayan raportörlerin önyargılı olduğu görüşü de paylaşıldı.

Bu tip kritik oylamalar öncesinde, bazen Cumhurbaşkanı bazen Başbakan devreye girer. Ama bu süreçte, yapıldıysa bile kamuoyu ile üst düzey siyasi bir telefon görüşmesinin yapıldığı bilgisi paylaşılmadı. Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Jagland ya da Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Başkanı Agramunt ile temas olmadığı yönünde bilgiler geliyor.

KARAR NE ANLAMA GELECEK?

Eğer beklendiği gibi ‘Türkiye denetim sürecine alınsın’ kararı çıkarsa, bu AB ilişkilerinde kırılma noktası yaratabilir. Türkiye’nin Avrupa Konseyi’nde en kötü duruma düştüğü yıl 1980’di.. 1980 askeri darbesi sonrası Türkiye’nin üyeliği askıya alınmıştı. Anti demokratik uygulamalar gerekçe gösterilerek bir anlamda Türkiye sınıf düşürülmüştü.

Türk yetkililer; “Bugünkü durum 1980 darbesi ile kıyaslanabilecek bir şey değil. Eğer oylama yapılır ve karar Türkiye aleyhinde çıkarsa, Türkiye 1990’lı yıllarda olduğu gibi ‘denetim sürecine’ alınıyor. 1980’lı yılların başındaki kadar kötü değil ancak yine de kurum tarihinde bir ilk olacak. Denetimden çıkmış bir ülke tekrar denetime dönecek” diyor.

AB MÜZAKERELERİNİ ETKİLER Mİ?

Avrupa Konseyi ve Avrupa Birliği ayrı ayı yapılar ama AKPM “Türkiye denetim sürecine alınsın” derse, bunun Türkiye’nin AB müzakerelere olumsuz etkileri olabilir.
Çünkü Avrupa Birliği 2004 yılında, “Ankara’nın, Kopenhag kriterlerini karşılaması için denetim sürecinden çıkması gerekir” demişti. 2004 yılında müzakerelere başlamak için tarihi de, o denetim kalktıktan sonra “Türkiye Kopenhag kriterlerini yeterince karşılıyor” diyerek vermişti.

NTV’ye konuşan Türk yetkililer, “Bunu diyen AB, tekrar ‘Türkiye yeniden denetime alınırsa, Kopenhag kriterleri konusunda soru işaretleri doğar’ diyebilir” görüşünü paylaşıyor.

Müzakereleri askıya almak için ya üye ülkelerin ya da AB Komisyonu‘nun bir başvuru yapması gerekir. 28 üyeli AB Konseyi içinde Avusturya’dan başka hiçbir ülke bunu yüksek sesle dile getirmiyor. Yetkililer, “ AB üyesi ülkeler topu Komisyon’a atabilirler“ diyor. AB Konseyi, AB Komisyonu’na “durumu incele, bir rapor yaz” diyebilir. Eğer Komisyon “müzakereler askıya alınsın” yönünde rapor hazırlarsa ve tavsiye kararı bu yönde olursa, AB Konseyi bunu Haziran’daki Liderler Zirvesi’nde oylayabilir.
Türk yetkililerin verdiği bilgiye göre; “Süreç teknik olarak böyle işleyebilir ama pratikte böyle olur mu bilinmez”

Yetkililer, Türkiye iç siyasetindeki gelişmelerin, Eylül ayında Almanya’da yapılacak seçimlerin, Suriye ve mülteci krizi gibi kritik başlıkların, bundan sonraki süreç için belirleyici olacağını söylüyor.

NTV Haber / 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

twelve − one =