İNGİLTERE… Türkiye-İngiltere ilişkileri, Londra’da mercek altında

İNGİLTERE… Türkiye-İngiltere ilişkileri, Londra’da mercek altında

0
PAYLAŞ

Birleşik Krallık’ta Avam Kamarası Dış İlişkiler Komisyonu’nun, uzun süredir merakla beklenen Türkiye raporu, hafta sonunda yayınlandı.

Hem Avam Kamarası, hem de Lordlar Kamarasındaki daimi komisyonlar, hükümet ve politikaları üzerinde güçlü bir denetleme işlevine sahip. Hükümete hesap sormalarının yanısıra, çalışmalarını şeffaf ve kamuya açık bir şekilde yürüttükleri için de, İngiltere’de, demokrasinin en temel ve saygın kurumları arasında yer alıyorlar.

Avam Kamarası Dış İlişkiler Komisyonu, hükümette görev almayan 11 iktidar ve muhalefet milletvekilinden oluşuyor.

Türkiye ve Birleşik Krallık ilişkilerini soruşturan Dış İlişkiler Komisyonu’na, Muhafazakar Partili milletvekili Crispin Blunt başkanlık etti. Komisyon, çalışmalarına 21 Temmuz 2016 tarihinde başladı. Türkiye’nin insan hakları ve özgürlükler açısından durumunun yanısıra, İngiltere’yi etkileyen dış ve güvenlik politikaları üzerinde yoğunlaştı.

Komisyon, Türkiye’de demokrasi ve insan hakları, Orta Doğu’da izlediği politika, Birleşik Krallık, Avrupa Birliği ve NATO ile Türkiye ilişkileri konularında 32 ayrı kurum ya da bireyin yazılı ifadelerini aldı. Bunlar arasında Türkiye Büyükelçiliği, Londra’da faaliyet gösteren Fethullah Gülen örgütü Hizmet Çalışmaları Merkezi, CHP, HDP, çeşitli sivil toplum kuruluşları ve Türkiye konusunda uzman bireyler bulunuyor.

Sözlü ifade ve sorgulamalar için ise, Dışişlerinde Avrupa ve Amerika’dan sorumlu bakan yardımcısı Sir Alan Duncan, Avrupa’dan sorumlu bakanlık dairesinin başkanı Lindsay Appleby’nin yanısıra, Ortak Değerler için İttifak (AfSV) adlı Gülen yanlısı kuruluştan Yüksel Alp Aslandoğan ve gene Gülenci Dialog Society’den Özcan Keleş, HDP’den Ertuğrul Kürkçü ve akademisyenler Profesör William Hale, Profesör Rosemary Hollis, Ziya Meral ve Bill Park davet edildi.

Bu oturumlarda sorulan sorular ve verilen yanıtları, burada bulabilirsiniz.

Türkiye’de, aralarında titiz araştırmacı gazetecilerin de bulunduğu bazı yorumcu ve siyasetçilerin iddialarının aksine, Komisyon, bu yıl Ocak ayında Türkiye’yi bizzat ziyaret etti ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere, bir dizi üst düzey yetkili, muhalefet temsilcisi, gazeteci, işadamı, sivil toplum kuruluşu üyesi ve vatandaşlarla görüştü.

Komisyon raporunda dile getirilen sonuçlar ve tavsiyeler , tüm ilgili taraflar için, dikkatle düşünülmesi ve değerlendirilmesi gereken noktalar içeriyor.

15 Temmuz darbe girişimi, sert bir dille kınanıyor.

“Terörizm ve darbe girişimleri, demokrasi değerlerini çiğneyen eylemler olduğu kadar, en temel insan hakları ve özgürlüklerinin de ihlalidir” deniyor ve “bu tür bir saldırıyla karşılan her ülke gibi Türkiye’nin de, demokrasisini ve hukuk düzenini ayakta tutabilmek için kayda değer değişiklikler yapıp, önlemler almayacağını düşünmek saflık olur” ifadesine yer veriliyor.

Şimdilerde, hükümet tarafından dile getirilmese de, Adalet ve Kalkınma Partisi ile Fethullah Gülen cemaatinin siyasi İslamcı etkilerle, bir dönem yakın ittifak kurmuş hareketler olduğu hatırlatılıyor ve darbe girişimi ardından başlatılan yoğun operasyonlarda ‘bir kardeş kavgasını’ andıran kin ve garez güdüldüğü izlenimi edinildiği belirtiliyor.

Komisyon, İngiltere Dışişleri Bakanlığını, 15 Temmuz ardından hemen Türkiye’yi ziyaret ederek, dayanışma sergilediği için takdir ediyor. Fakat, darbe girişiminin ayrıntıları ve sorumluları konusunda Türkiye hükümetinin yaptığı açıklamaları yeterince sorgulamadan kabul eder göründüğü için de eleştiriyor.

Darbe girişiminin üzerinden dokuz ay geçmiş olmasına rağmen, hala elebaşı olmakla suçlanan kimsenin yargılanıp, mahkum edilmediği, olayla bağlantısı olduğu iddia edilen çok sayıda kişi hakkında ise iddianame bile hazırlanmadığı hatırlatılıyor.

Komisyon, Türkiye’de başta ifade ve medya özgürlüğü olmak üzere, demokratik kurum ve kültürde kayda değer aşınmalar görmekten dolayı endişe duyuyor. Birleşik Krallık Dışişleri Bakanlığının, Türkiye’ye, terörizmi dar kalıplar içinde tanımlayıp, hükümetin muhalifleri susturmak için bir araç olarak kullanmaması için telkinde bulunmasını istiyor.

Birleşik Krallık hükümetini, Türkiye ile temaslarında insan hakları konusuna yeterince ağırlık vermediği için eleştirirken de “İnsan haklarını savunduğumuz, kuşkuya yer bırakmayacak şekilde görülmeli ve duyulmalı” diyor.

“2015 yılında yeniden şiddetlenen Kürt sorunu ve çatışmalar, Türkiye’ye ağır zarar verdi. Bu sorunun nihai çözümünün askeri yollarla gerçekleşmeyeceği anlaşılmalı” sonucuna varıyor.

Raporda, Suriye başta olmak üzere Orta Doğu’daki durum, Türkiye’nin NATO’daki rolü ve Avrupa Birliği ile kötüleşen ilişkiler de dahil, pek çok başka ayrıntı da var.

Komisyonun ciddi eleştirilerine hedef olan İngiltere Dışişleri Bakanlığının vereceği yanıt, merakla beklenmekte.

Sözlü ifade verdikleri zaman da görüldüğü gibi, Bakan yardımcısı Sir Alan Duncan ve ekibinin, özellikle Fethullah Gülen hareketi konusunda Komisyondan farklı bir yaklaşım benimsedikleri, Türkiye hükümetine karşı daha olumlu yaklaştıkları biliniyor. Hükümet, Türkiye ile ticari bağlara önem veriyor ve bunu, stratejik ortaklığın temel unsurlarından biri olarak görüyor. “Azarlama değil, işbirliği içinde diyalog” yaklaşımı yeğleniyor.

Şimdi bekleyip görmemiz gereken bir diğer konu da, bakanlığın Komisyon tavsiyesi uyarınca, gelecek İnsan Hakları ve Demokrasi raporunda Türkiye’yi ‘İnsan Haklarını İzlemede Öncelikli Ülke’ kategorisine dahil edip etmeyeceği.

Türkiye hükümetinin Komisyon raporuna tepkisi ise, beklendiği gibi bulguları ‘taraflı’ diyerek reddetmek şeklinde oldu. Antalya’da düzenlenen Türk-İngiliz Tatlıdil Forumu’nda bakan yardımcısı Sir Alan Duncan’ın da katıldığı toplantıda konuşan Avrupa Birliği Bakanı Ömer Çelik, bu tür raporlar için, hem muhalefet hem de iktidar partisinden Türk milletvekilleriyle, Birleşik Krallık Avam Kamarası Komisyonun biraraya gelip ortaklaşa rapor hazırlaması gerektiğini savundu.

_____________

YAZARIN DİĞER YAZILARI İÇİN:
http://www.firdevstalkturkey.com/tr

BİR CEVAP BIRAK

3 × three =