Türkiye’de darbe girişimi- tehlike henüz atlatılmadı

Başarısızlıkla sonuçlanan darbe girişiminden iki gün sonra sonra, ayaklanmanın boyutları her geçen saat daha iyi anlaşılıyor. Yeni ayrıntılar belirdikçe ülkenin karşı karşıya kaldığı tehlikenin büyüklüğü de belirginleşiyor.Başbakan Binali Yıldırım, darbenin bastırıldığını ve milletin rahat nefes aldığını ilan etti ama halkın ‘demokrasi nöbetine’ devam etmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.

Hala Ankara’ya dönmeyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da halkı meydanları terketmemeye çağırdı.

‘Özellikle bu hafta çok önemlidir. Gevşemeye gelmez. Bu iş 12 saatlik bir operasyon değildir” dedi.

Ülkenin dört bir yanında askeri üs ve tesislere yapılmaya devam eden operasyonlar ve aralarında Cumhurbaşkanının başyaveri ve İncirlik üssünün Türk komutanının da bulunduğu üst düzey gözaltılar, rahat nefes almak için zamanın hala erken olduğunun kanıtı.

Cuma gecesi başlayan askeri ayaklanmanın geride bıraktığı yıkım, gözler önünde. 200’den fazla ölü, 1500 kadar yaralı, bombalara hedef olmuş Büyük Millet Meclisi ve savaş uçakları, helikopterler ve tanklarla tahrip edilen kentler.

Darbecilerin bir süre için bile olsa kontrolüne geçen kilit mevzilerin genişliği ise, düşünülenden çok daha büyük. Cumhurbaşkanının çağrısı üzerine sokaklara çıkan halkın tepkisine ek olarak, bizzat Erdoğan ve hükümetinin kararlı tutumunun darbenin bastırılmasında oynadığı rol, açıkça görülüyor. Siyasi parti liderleri ve medyanın önemli bir bölümünün darbeyi kesin dille kınayan tavrı da ülkenin uçurumun kenarından dönmesi açısından bir o kadar belirleyici oldu.

Darbe girişimini izleyen dakika ve saatlerde, pek çok cesaret örneği gördük. Ama bunların yanında yüzkızartıcı olaylara, hukuksuzluğa ve intikam hırsıyla işlenen suçlara da tanık olduk.

Ülke hala gergin. Belirsizlik ve korku henüz atlatılamadı.

Şimdi hükümetin öncelikli görevlerinden biri, gerilimi azaltmak ve insanlara güven aşılamak olmalı.

Cumhurbaşkanının Başdanışmanı Şeref Malkoç’un, darbelere karşı vatandaşın meşru müdafaa hakkını savunması için ruhsatlı silah alınmasının önünün açılacağını söylemesi tarzında açıklamalar ya da idam cezasının geri getirilmesi çağrılarını körükleyecek türden konuşmalar, bu beklentinin tam tersi ve tehlikeli.

Hükümetin, sözde ve eylemde, hukukun üstünlüğü ilkesini savunmak ve uygulamak yükümlülüğü, her zamankinden daha acil ve gerekli.

Darbe girişimin arkasında kimlerin bulunduğu, bu günlere nasıl ve neden geldiğimiz ve hükümetin varılan çıkmazdaki rolü ve sorumluluğu konularında cevap bekleyen pek çok soru var.

Ama şu anda öncelik, ülkenin varoluşsal krizini nasıl aşacağına kafa yormak olmalı. Diğer hesaplaşmalar da önümüzdeki günlerde kaçınılmaz olarak yapılacak. Bundan kimsenin kuşkusu olmamalı.

YAZARIN DİĞER YAZILARI İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ
http://www.firdevstalkturkey.com/

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

13 + twenty =