Türkiye’de yeni bir dinamizm kazanan muhalefet uyanık olmalı

“Bir çatlak var; çatlak vardır her şeyde

Işık, işte böyle sızıyor her yere”

Türkiye’nin karamsar, kötümser muhalefetinde, uzun süredir görülmeyen bir iyimserliğe tanık oluyoruz.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın son günlerde ardı ardına yaptığı gaflarla ve iktidarın siyasi başarısızlıklarıyla  muhalefete tepsi üzerinde sunduğu ikramların da rolü var elbette; ama asıl cansuyu, Cumhuriyet Halk Partisi lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun aldığı bir dizi cesur karardan kaynaklanıyor.

Erken seçim ilanıyla hazırlıksız yakalanan CHP, örneğine az rastlanan ustaca siyasi manevralarıyla, beklenmedik bir biçimde üstünlüğü ele geçirmişe benziyor.

Türkiye’de yeni bir dinamizm kazanan muhalefet uyanık olmalı

Önce, 15 milletvekilini geçici olarak İyi Parti’ye göndererek,  Meral Akşener’in aday olmasının önündeki engelleri kaldıran Kemal Kılıçdaroğlu, muhalif güçler arasında dayanışmaya öncülük ederek de etkili bir seçim ittifakının yolunu açtı.

Daha da önemlisi, günler süren belirsizliğin yarattığı tedirginliğe rağmen, partisinin cumhurbaşkanlığı adaylığı için son derece isabetli bir karar aldı.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin adayı, 54 yaşındaki deneyimli milletvekili Muharrem İnce, seçmene hitap edebilen, karizmatik, donanımlı bir siyasetçi.

Recep Tayyip Erdoğan’a, ciddi şekilde meydan okuyabilecek kapasiteye sahip olduğunu, şimdiden gösterdi.

Gerçi Millet İttifakı, ülkenin ikinci büyük muhalefet partisi HDP’yi dışlamakla tarihi bir hata yaptı ama Muharrem İnce, HDP adayı Selahattin Demirtaş’ı hapishanede ziyaret ederek ve salıverilmesi için çağrıda bulunarak Kürt seçmenini, gayrı resmi de olsa ittifaka dahil etme yolunda bir adım attı.

İnce, farklı yaşam tarzlarına saygıyı vurgulayan, laik, dindar ve muhafazakar kesimleri aynı anda kucaklayan konuşmalarıyla, hükümetin kutuplaştırıcı, ayrıştırıcı tutumunun tersi bir söylem geliştirmeyi başardı.

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı, Türkiye’yi ‘demokratikleştirmeyi, yargının bağımsızlığını tesis etmeyi, eğitimde reformu ve gençler arasında işsizliği azaltmayı öncelikleri arasında sıraladı.

Muhalefetin, görüş birliği ve uzlaşma temelinde, ülke siyasetine 15 yıldır rakipsiz yön veren Erdoğan’a meydan okuyacak lidere destek olacağını ilan etmesi, ‘ışığın sızdığı çatlağın’ belirmesi için yetti de arttı bile.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Millet tamam derse kenara çekiliriz” sözleri üzerine, ülkenin dört bir yanında ‘tamam’sesleri yükseldi.  Bir milyondan fazla Twitter kullanıcısı ‘tamam’ diyerek karşılık verdi.

Ülkenin yakın tarihinin en baskıcı döneminde, muhalefet güçlerini bu şekilde seferber etmeyi başarmak, hiç de küçümsenecek bir başarı değil.

Ancak, unutulmamalı ki, seçimler eşit olmayan bir platformda, olağanüstü hal koşullarında yapılıyor.

Adil ve serbest bir seçimin temel özellikleri sayılan çoğulculuk, şeffaflık, hesap verirlilik ve fırsat eşitliğinden söz etmek mümkün değil.

Muhalefetin, kamu ve özel medyaya erişim şansı yok. Seçmenin kararını vermesi için ihtiyaç duyduğu bilgiler sınırlı. Kampanya haberleri tek yanlı ve hakkaniyetsiz.

Ana haber kaynağı televizyonlar, neredeyse tamamen iktidarın kontrolü altında.Cumhurbaşkanının, iktidar partisinin, hatta cumhurbaşkanının çocuklarının faaliyet ve açıklamalarını yansıtmakla meşgul.

Ana muhalefetin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’nin ilk önemli kampanya konuşmasını yaptığı dakikalarda, iktidar yanlısı televizyonlar, cumhurbaşkanının oğlu Bilal Erdoğan’ın öncülük ettiği kılıç kalkan, cirit, okçuluk festivalinin görüntülerini yayınlıyordı.

HDP’ye gelince, ana akım medyada göstermelik bile olsa kampanyada partinin adı anılmıyor.

Devletle iktidar arasındaki çizginin yokolduğu,  adil olmayan, eşitsiz bir ortamda, hakaret ve tehditlerle karşı karşıya kalan muhalefetin seçim kampanyası yürütmesi bile başlı başına çetin bir mücadele gerektiriyor.

Cılız bile olsa, yaşanılan karanlığa ışık tutmaları, kayda değer bir başarı olmakla beraber tek başına yeterli değil.

Umutları yeşerten, toplumdaki çatlakları onarmayı vaadeden muhalefet dayanışmasına ek olarak, oylarına sahip çıkacak, seçim güvenliğini sağlayacak sivil toplum ve uluslararası gözlem inisiyatiflerini de en kısa  zamanda geliştirip seferber etmeleri şart.

Ve en önemlisi, iktidarın hiç beklenmedik bir anda, son dakikada gerçekleştirebileceği siyasi manevralara karşı hazırlıklı olmak zorundalar.

Zira, devletin her olanağını kullanabilen, kontrolü elinde tutan, gücünü pekiştirmek ve iktidarını korumak için herşeyi göze almaya hazır olan otoriter rejimlerin gönüllü olarak gittikleri pek görülmemiştir.

_______________

YAZARIN DİĞER YAZILARI İÇİN
http://www.firdevstalkturkey.com/tr

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

20 − 13 =