Türkiye’nin muz cennetine mermer ocağı!

YUSUF YAVUZ / AÇIK G AZETE  –Mersin’in Anamur ilçesine bağlı Anıtlı köyü, Türkiye’nin en önemli muz üretim merkezlerinden biri. Akdeniz kıyısındaki yüksek yamaçlarda oluşturulan teraslar üzerinde zor koşullarda üretim yapan yöre halkının geçimi ağırlıklı olarak muz bitkisine bağlı. Ancak tarımsal üretiminin yanında el değmemiş koyları ve zümrüt yeşili ormanlarıyla tam bir doğa anıtı niteliğindeki Anıtlı köyünün başı mermer ocağı ile dertte. Mersin Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü, 26 Şubat tarihinde yayınladığı duyuruda, Anıtlı köyünde yaklaşık 100 hektarlık arazide mermer ocağı açılması için ÇED sürecinin başladığını bildirdi. Muz üreticileri ve sivil toplum örgütleri ise bu girişime tepkili. MERÇED Anamur Temsilciliği, Türkiye’de tropikal meyve türlerinin yetişebildiği ender yerlerden biri olan Anıtlı köyünde mermer ocağı açılmasının bölgeyi yok etmeye yönelik bir girişim olacağını savundu.  

YÜZDE BEŞLİK MERMER İÇİN CENNETİ PARAMPARÇA EDECEKLER

Anamur’a bağlı Anıtlı köyünde, Semay Marble Madencilik şirketi tarafından açılması planlanan mermer ocağı için verilen ruhsat sahası 99,68 hektarlık araziyi kapsıyor. Tamamı ‘devlet ormanı’ niteliğindeki arazide açılmak istenen mermer ocağında yılda yaklaşık 300 bin ton mermer üretiminin yapılacağı belirtiliyor. Çıkarılan mermerin yalnızca yüzde 5’i değerlendirilirken geriye kalan malzeme ise moloz olarak ormanlık arazide belirlenen alana dökülecek. Projeyle ilgili hazırlanan dosyada yer verilen bilgilere göre mermer ocağından yılda yaklaşık 285 bin ton moloz (pasa) çıkması bekleniyor.

YARGI DURDURDU AMA YIKIMI ÇED’DEN KAÇIRMA OYUNU HALEN SÜRÜYOR

Maden İşleri Genel Müdürlüğü (MİGEM) tarafından mermer ocağı açılması için ruhsat verilen araziyi parçalara bölerek işletmek isteyen firma, ilk etapta 24,80 hektarlık kısım için ÇED başvurusu yaptı. Mermer ocağı açmak için ruhsat alınan arazinin böyle küsüratlı rakamlara bölünmesinin nedeni, 25 hektardan büyük sahalar için Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) zorunluluğunun olması. Danıştay, geçtiğimiz hafta maden şirketlerinin işletme sahalarındaki çalışmaları ÇED sürecinden kaçırmalarına olanak sağlayan ÇED Yönetmeliğinin ilgili maddesinin yürütmesini durdurmuştu. Danıştay, maden sahasının bütünü için ÇED süreci işletilmesi gerektiğine hükmetti ancak özellikle mermer ve taş ocakları için yapılan başvurularda ruhsat sahasını parçalama uygulaması halen sürüyor.

GEN KORUMA ALANINA KOMŞU ARAZİDE AĞAÇ KATLİAMI OLACAK

Anıtlı köyü Çamlıpınar Mahallesi yakınında açılmak istenen mermer ocağı için seçilen arazi, kızılçam ve meşe ağaçlarının yanısıra maki ailesine mensup ağaç ve ağaçcıklar ile kaplı. Doğal olarak yetişen harnup (keçiboynuzu) ağaçları ise köylüler için önemli bir gelir kaynağı. Ancak harnup ağaçları ‘orman ağacı’ olarak görülmediği için yok sayılıyor. Avokado, zeytin ve badem üretiminin de öne çıktığı köyün ana geçim kaynağı tarım. Alandaki mermeri çıkarabilmek için binlerce ağacın kesilmesi, yüzeydeki bitkisel toprağının ise sıyrılması gerekiyor. Bu çalışmalar sırasında çok sayıda harnup ağacı da yok edilecek. Bölgedeki biyolojik çeşitliliğin korunması amacıyla ayrılan Gen Koruma Alanı’na yaklaşık 2 kilometrelik mesafede olduğu belirtilen mermer ocağı sahası ayrıca devlet avlağı olan bölgede yer alıyor. Çıkartılması planlanan mermeri taşımak için bölgeye ulaşımı sağlayan mevcut köy yollarının yanı sıra 600 metrelik yeni bir yol daha açılacak.

‘MERMER OCAĞI KÖYÜMÜZÜN DEĞERİNİ AZALTIR’

Anıtlı köyündeki muz üreticileri mermer ocağı işletmesinin tarımsal üretime ve yörenin doğal dokusuna zarar vereceğini belirterek, “Biz burada mermer ocağı açılmasını istemiyoruz. Anıtlı köyümüz, Antalya -Mersin arasındaki bölgede doğal muz üretiminin olduğu kıymetli bir yer. Koyları ve doğal güzelliğiyle de gelecek için korunması gereken bir köy. Turizm için gelecek vaat eden bir yer burası. Burada bir mermer ocağı açılması, bu değerlerin tahrip edilmesi, yok olması anlamına gelir. Köyümüzün değerini azaltır” görüşünü dile getirdi.

ANITLI’DA MUZ VE TROPİKAL MEYVELER ÜRETİLİYOR

Anıtlı köyünde mermer ocağı açılmak istenmesine tepki gösteren Mersin Çevre ve Doğa Derneği (MERÇED) Anamur Temsilcliği ise konuyla ilgili bir açıklama yaptı. Anamur ve çevresinin doğal güzelliğinin yanında tarih öncesi uygarlıklardan kalan eserlerin bulunduğu yerleşimleriyle de ön plana çıktığının altı çizilen açıklamada, bunun önemli bir turizm potansiyeli de taşıdığına dikkat çekilerek şöyle denildi: “Bölgemiz, doğanın hediyesi olan astropikal iklim şartları nedeniyle, tarımsal çeşitliliğin ve zenginliğin görüldüğü, ülkenin birçok yerinde yetiştirilmesi mümkün olmayan, başta muz olmak üzere birçok tropikal meyve ve sebzenin yetiştiği oldukça verimli topraklara sahiptir. Ancak, Dragon Çayı üzerine yapılan ve geçtiğimiz yaz itibariyle yüzyılın kâbusu haline gelen Alaköprü Barajı ile HES’ler sonrasında, ekosistemin bozulması nedeniyle su kaynaklarında ciddi biçimde azalma söz konusudur. Su kaynaklarındaki azalmaya, elektrik de dâhil olmak üzere tohum, ilaç ve gübre fiyatlarındaki artışa rağmen üreticilerimiz canını dişine takarak başta muz olmak üzere birçok meyve ve sebzeyi, iklim değişikliğinin de etkisiyle neredeyse zararına üreterek ülke ekonomisine katkı sağlamaktadır.

‘YAŞAM HAKKIMIZA BİR SALDIRI OLARAK GÖRÜYORUZ’

Çikolata meyvesinden ejder meyvesine kadar birçok tropikal meyve ve açıkta muz yetiştirilebilen ender bölgelerden biri olan Anıtlı’ya mermer ocağı açılması bölgeyi yok etmeye yönelik bir girişimdir. Kısa vadede su kaynakları ve tarımsal faaliyetlere, uzun vadede ise doğaya, insana, denizde yüzen balığa bile zararı olacak. Kıyılarımıza kurulması planlanan balık çiftlikleriyle mücadele ederken bunun üstüne bir mermer ocağının gelmesini, doğal ve sağlıklı bir çevrede yaşam hakkımıza doğrudan bir saldırı olarak görüyoruz.

‘DAĞIMIZA TAŞIMIZA GÖZ DİKEN ŞİRKETLERE KAPIMIZ KAPALI’

Tüm bunlar bize Anamur ve çevresinin devletimizce gözden çıkarılıp, ticari şirketlerin rant yurdu olarak tescillendiği gibi bir izlenim vermektedir. Önce suyumuza, sonra denizlerimize, şimdi de dağımıza-taşımıza göz diken bu ticari şirketlere kapımız, gözümüz, gönlümüz kapalıdır. Devletimizden beklentimiz, rant amacındaki ticari şirketleri bir an önce bizden, yöremizden uzaklaştırması ve bizleri sadece suyumuzu kaybetmenin acısını yaşamak üzere rahat bırakmasıdır.”

‘MADENCİLİK BAHANESİYLE DEFİNECİLİK YAPILIYOR?’ İDDİASI

Bölgedeki tescilli arkeolojik sit alanları ile henüz tescillenmemiş olan kültür varlıklarının bulunduğu alanlarda madencilik bahanesiyle definecilik yapıldığı yönünde iddiaların gündeme geldiğine de dikkat çekilen açıklamada, bu duyumların endişe verici boyutta olduğu kaydedildi. Mermer ocağı açılması planlanan arazide yeniden ve kapsamlı bir inceleme yapılması gerektiği dile getirilen açıklamada, ÇED sürecinin de sonlandırılması istendi.

 

 

Önceki haberHrant Dink cinayeti davasında 25. duruşma görülüyor
Sonraki haberSeçim öncesi sınırsız suç işleme özgürlüğü!
Yusuf Yavuz
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.