Tutuklu vekiller için ‘serbestlik’ beklentisi

Ankara’da dikkatler 24 Haziran’da CHP’den yeniden milletvekili seçilen tutuklu Enis Berberoğlu ile HDP’den seçilen tutuklu Leyla Güven konusunda yargıya çevrildi.

24 Haziran seçimlerinin sonuçlanmasıyla birlikte TBMM’nin işleyişine ilişkin takvim de netleşti. Milletvekilleri 8 Temmuz’da yemin ederek görevlerine başlayacaklar. Ancak CHP’den yeniden milletvekili seçilen Enis Berberoğlu ile HDP’den seçilen Leyla Güven’in tutukluluk halleri devam ettiği için yemin edip etmeyecekleri, haklarında nasıl bir yargı sürecinin işleyeceği merak konusu. CHP’nin ve HDP’nin anayasa hukukçusu vekilleri her iki ismin de serbest bırakılması ve milletvekili olarak yemin etmeleri gerektiğini söylüyor.

Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile Marmara Üniversitesi’nden ihraç edilen ve CHP’den milletvekili olarak parlamentoya giren anayasa hukukçusu Prof. İbrahim Kaboğlu, anayasa gereğince milletvekili seçilen tutuklu kişiler hakkındaki ceza sürecinin askıya alınması gerektiğini söylüyor. Kaboğlu, “Milletvekili seçilenler, parlamentoda yemin etmek durumundadırlar. Bu yüzden tutuklu vekillerin de serbest bırakılması gerekir” diyor. Anayasa hukukçusu HDP Mardin Milletvekili Mithat Sancar da, “Milletvekili seçimlerinin tamamlanmasıyla birlikte seçilen vekillerin hepsi için yürüyen davalar düşer. Vekillerin serbest bırakılması ve yemin ettirilmesi anayasal bir gerekliliktir” şeklinde konuşuyor. Sancar, vekillerin yeniden dokunulmazlıklarının kaldırılması durumunda haklarında cezai işlem yapılabileceğine işaret ediyor.

Tutuklu vekillerin serbest bırakılıp, yemin etmelerine izin verilip verilmeyeceği konusunda hem CHP’de hem de HDP’de Anayasa Mahkemesi’nin Ergenokon davasından tutuklu CHP’li milletvekilleri Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal’ın durumları konusunda 2013’te verdiği karara işaret ediliyor. Tutukluluk süresine bakmadan karar veren yüksek mahkeme, halkın oylarıyla seçilen milletvekillerinin tutuklu yargılanamayacağına hükmetmişti. Mahkemenin gerekçeli kararında Balbay ve Haberal’ın yasama faaliyetlerine katılamadığı, yasama faaliyetlerini yerine getirmelerinin engellendiği ve bu nedenle ‘hak ihlali’ yaşandığı belirtilmişti. Mahkeme kararında “Yasama faaliyetlerine katılmadıkları gerekçesiyle milletin temsil yetkisi ölçüsüzce ihlal edilmiştir” denilmişti.

“Mahkemeye başvurduk”

HDP, milletvekili adayı gösterdiği Leyla Güven’in serbest bırakılması için hukuki süreci başlattı. Güven’in avukatı Reyhan Yalçındağ DW Türkçe’ye yaptığı açıklamada Güven’in serbest bırakılması istemiyle Diyarbakır 9.Ağır Ceza Mahkemesi’ne dilekçeyle başvurduklarını anlattı. Yalçındağ, başvuruda Anayasa Mahkemesi’nin Balbay kararı olarak bilinen 2013 tarihli kararına gönderme yaptıklarını belirtirken “Balbay ve Haberal’ın serbest bırakılmasının ardından dönemin tutuklu 5 BDP’li vekili de serbest bırakılmıştı. Ancak vekil dokunulmazlıklarının kaldırılmasından beri, nerdeyse son iki yıldır mahkemelerden Anayasa Mahkemesi kararlarına ters açıklamalar geliyor. Siyaset, hukukun önüne geçiriliyor” diyor. Müvekkili Leyla Güven’in yaklaşık 6 aydır yargılandığı davadan tutuklu olduğunu, hakkında toplanmış hiçbir delil olmadığını, delil karartması yaşanmadığını öne süren Yalçındağ, “Açıklamalarıyla barış istemiş Leyla Güven hakkında halkı kin ve düşmanlığa tahrik ettiği gerekçesiyle soruşturma başlatılmıştı. Şimdi seçilmiş bir vekilden söz ediyoruz. Anayasa Mahkemesi’nin 2013’te verdiği karar ışığında seçilmiş insanların yemin etmesinin engellenmemesi, serbest bırakılması gerekir” diye konuştu.

“Halk iradesine saygı duyulmalı”

Türkiye’nin uluslararası hukuk alanındaki en önemli isimlerinden biri gösterilen, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde de (AİHM) yargıçlık yapmış olan hukukçu Rıza Türmen de tutuklu vekillerle ilgili nasıl bir işlem yapılması konusunda DW Türkçe’ye konuştu. Türkmen, “Her şeyden önce milletvekilleri, haklarındaki hüküm kesinleşinceye kadar görevlerini yapabilirler. Milletvekilleri tutuklu yargılanamaz. Bu, Fransa’da da diğer Avrupa ülkelerinde de böyledir. Oysa Türkiye’de, seçilmiş insanların hakları engelleniyor” dedi.

Türmen, tutuklu vekiller Berberoğlu ile Güven’in ‘halk iradesiyle seçildiğine’ dikkat çekti ve  “Onlara halkın verdiği bir görev var. Siz, onların görev yapmasını engellerseniz halk iradesine saygı göstermemiş olursunuz. Bu yüzden tutuklu vekillerin de seçilmiş oldukları hatırlanmalı ve yemin etmelerine izin verilmeli. Yemin etmezlerse milletvekili olarak görev yapamazlar. Yargılanacaklarsa da, tutuksuz yargılanmalı. Hukuk, böyle der” değerlendirmesinde bulundu.

Neden tutuklanmışlardı ?

CHP milletvekili Enis Berberoğlu MİT’e ait tırların durdurulmasıyla ilgili dava kapsamında 14 Haziran 2017’de tutuklanmıştı. Tutuklama kararı sonrası adliye koridorunda konuşan Berberoğlu, “Olmadık bir işten böyle bir mağduriyet yarattılar. Bunu yaratanlar utansın. Siz beni unutmayacaksınız, ben de sizi unutmayacağım” demişti. Mahkeme, Berberoğlu’nun “Devletin gizli kalması gereken bilgilerini, siyasal ve askeri casusluk maksadıyla açıklamak” suçunu işlediğini açıklamıştı. Berberoğlu’nun MİT tırları görüntülerini Cumhuriyet Gazetesi’nin eski genel yayın yönetmeni Can Dündar’a verdiği belirtiliyordu. Berberoğlu’yla aynı davada yargılanan Can Dündar ve dönemin Cumhuriyet Gazetesi Ankara Haber Müdürü Erdem Gül’ün dosyaları ise daha sonra ayrılmıştı.

Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı Leyla Güven de, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Afrin’e başlattığı Zeytin Dalı operasyonuna ilişkin sosyal medya paylaşımları ve basın açıklamaları nedeniyle gözaltına alınmıştı. Güven, 31 Ocak 2018’den beri tutuklu. Güven’in tutuklanma gerekçesi ‘Örgüt kurmak ve yönetmek’ olarak belirtilmişti. Hilal Köylü /  Ankara – Deutsche Welle Türkçe

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

two − one =