UKRAYNA’DAN… Af diliyorum…

Affetmek ve affedilmek… Kendi milli kimliğini korumak için ne yapmamız gerek?

Çok çalışmak ve zengin mi olsak acaba? Halkın arasından ayrılıp da dünyanın en önemli bir şahsı sıfatına mı ulaşsak? Yoksa, bana bu kimlikten bana ne?, ben kendi hayatımı yaşayım, “komşunun evi bana karanlık”, bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın mı desek. Tabii ki bu sözler ve düşünceler  hayatımızın raylarından geçsede kendi kimliğimizi korumak için bu düşüncelere dalmadan da birçok çözüm yolları  vardır.

Ukrayna Gagauzlar’ı ülkede sayıca az olsalar da (resmi istatistiklere göre 30 bin cüvarında) kendi kimliklerini yaşatmak ve korumak, kendi ana dillerini unutmamak için toplu yaşadıkları yerlerde dernekler kurup nesillerini geleceğe götürüyorlar.

Ukrayna’nın çeşitli bölgelerinde- Harkov, Kırım, Vinitsa, Odesa, Akkerman, Kiev’de   Gagauz dernekleri kuruldu ve çeşitli faaliyetler gösteriyor.

Dün  Ukrayna’nın başkenti Kiev’de “Halk Birliği” adındakı Gagauz derneği Dernek Başkanı Vasiliy Kelioğlu başkanlıgında toplantı yapıldı ve bu yıl için yapılacak olan çalışmalarının programı konuşuldu. Bu toplantıya ressam, eğitimci, bilim adamı, is adamı, sanatçı, avukat, muhasebeci  vd. farklı mesleklerden  insanlar katıldı. Kimliklerle şahıslar adeta bir dev ağacına benziyorlardı. Neden mi? çünkü bu kişilerin herbiri kendi alanında belirli bir yere, düzeye ulaşmış ve himayelerinde onlarca şahış çalışmakta. Fakat, bu dernekte herkez eşit ve herkezin tek bir hedefi var-kendi kimliğimizi nasıl korumalıyız, bunun için neler yapmalıyız? Birlikte doğan gücü en iyi ve verimli şekilde nasıl kullanabiliriz?

Derneğin gündeminde olan maddeler çok fazlaydı ve belliydi ki, bunların çözümü için kolları sıvama zamanı geldi.

En önemli sorunlardan biri derneğinin faaliyetlerini daha da hızlandırmak için geniş bir alan ihtiyacı. Devletin sunmuş olduğu yer olanakları incelendi ve fikirler sunuldu. Genel dernek merkezine bağlı olacak olan bu yer, Kiev’de oturan yaratıcı kimliğe sahip Gagauzlar’a gelecekte kendi yeteneklerini sergileme olanağı yaratacaktı. Bu tür yerlerde Ressamlar kendi eserlerini sergileyebilir, yeni kurulacak olan Halk Oyunları grubu burada hazırlıklarını yapabilir, talebeler biraraya gelip kendi problemlerini konuşabilir, iş adamları kendi programlarını tartışabilir gibi bir yer olmalıdır burası. 
 
Şehrin içerisinde Ukrayna, Türk, Azerbaycan, Arap, Ermeni, İtalyan, Meksika, Çin, Japon vd. ülkelerin mutfakları bulunmakta. Yani illa ki, bu yemekleri tatmak için bu ülkelere gitmeniz de gerekmez artık. Ama, Gagauz sıcak ve don yani soğuk kavurmasını (koyun etinden kemksiz yapılan bir çeşit et türü), hamur ürünü kıvırmay veya kerdeyi, kabaklıyı, sarma ve dolma biberi yemek, bir fincan da şarapçık ya da hoşah içmek isterse illa ki ,Gagauzlar’ın toplu oturdukları köylere gidip mi yemeli?. İşte bu nedenle toplantının ikinci önemli maddelerinden biri de Gagauz restoranını açmak ve orada milli yemekleri hazırlamak oldu. Bunun için ilk girişimler yapılmış ve Gagauz Ticaret Merkezi için devlete başvurulmuştu. Gelen cevaplar olumluydu, o nedenle bürokrasi işlemlerini tamamlayıp hazırlıklara  geçilecektir.

Üniversitelere her yıl yüzlerce öğrenci kaydoluyor, fakat çok defa yanında bir büyük kardeşin olmadığı eksikliği duyulur. Bu nedenle dernek gelecekte en iyi okuyan ve halkına hizmet eden öğrencilere maddi burslar vermeği de planladı. Hatta, dernek aydatlarından talebeler muhaf tutuldu. Bunun yerine iş adamları kendi aydatlarını yükseltti ve gençlere destek ve örnek olmaya çalıştı.

Kendi ana dilimizi derinden öğrenmek ve temellere oturtulmaya çalışılan edebi dili kurmak için Gagauz diline en yakın olan Türkiye Türkçesini öğrenmenin şart olduğu da bir gerçek. Bu nedenle gelecek yıl Ukrayna’nın en önemli üniversitelerinden olan Taras Şevçenko Kiev Milli Üniversitesi Türkoloji Bölümü’ne  bir grup Gagauz öğrenci almak da en önde gelen maddelerden biriydi. Türk dilini öğrenip, daha sonra kendi Gagauz köylerine dönecek olan bu öğrenciler gelecek nesillere zengin Türk kültürünü de taşımış olacaklar.

Çocuk kitaplarının basılması, zengin Gagauz folklorun toplanması ve basılması, okul kitaplanının basılıp okullarda okutulması ve derneğin bu konuda görüşü, desteğin ne şekilde olabileceği gibi sorunlar çeşitli teklifleri yarattı ve programın birkaç maddesini oluşturdu.

Derneğin iki yılın içerisinde yaptığı faaliyetlerine baktığımızda görebiliriz ki, dernek birçok festivallerin yapılmasında yer almış, Moldova sınırlarında oturan Gagauzlar’ın bastıkları kitapları satın alıp Gagauz köylerine dağıtmış, köy müzelerin ve kilselerin tamiratında yardımda bulunmuş, Kotlovina  köyünde yeni kurulan halk dansları grubu için milli takım elbiseler diktirmiş ve Kiev’de  “Gagauz kültürü” adlı etkinlik gerşekleştirmiş. Bu varolan çalışmalar ve geleceğe önelik planlar kendi kimliğini korumak için yapılan belirli adımlardı. Bu yıl ise verimli çalışmalar bu dernek için yeni ufuklar yatatacaktı. Bu nedenle toplantıya katılan dernek üyelerinin iyi niyetli çalışmaları bu yılın meyvelerini verecek.

Toplantının sonunda ise herkez karşılıklı şekilde birbirilerin elleni öptü ve af diledi.

***

Bu af dilemek de nasıl ortaya çıktı da demeyin.

Gagauzlar’ın dilleri Türkçe, fakat dinleri Ortodoks Hristiyan. Ukrayna’da gittikleri ve hatta kendileri tarafından inşaa ettikleri kilselerde çoğunlukla Gagauz dilinde ainler okunur veya İncil’deki açıklamalar ana dillerine halka anlatılır. Slav hristiyanların kutladıkları Maslennitsa bayramı Gagauzlar’ın arasında da yaygın. Bir hafta önce asıl Büyük oruca hazırlıkları başlatılmıştı. Bir hafta önce ınsanlar et yemeklerinden vazgeçip tüm hafta ancak sut ve balık ürünlerinden yemekler hazırladılar.Hafta sonu da affetme ve affedilme günü yapıldı.

Bugün Gagauzlar yine tüm hafta hazırladıkları gibi, süt mamüllerinin olduğu kaymak, peynir, ekşimik (çökelek), süt vd. yemeklerle sofralarını donattılar. Bu gün, günün favori yemeği ise kıvırma., yani hamuru açıp ince pazıların arasına peynir koyup daha sonra da üzerine kaymak doküp fırında pişirilen bir börek türü. Herkezin evinde mutlaka bu hazırlanır ve aile ferdleri bugün mutlaka bir araya gelmeğe çalışır. Akşam üzere yemekler yenildikten sonra ilk önce aile reisi babanın, annenin, elleri öpülür ve af dilenir. Bu “bir günaa yaptısam size karşı, beni affedin, yan prostedin” gibi sözler kullanılır. Karşılığında “Allaa prostetsin, ben da prostederim” denir. Böylece herkez karşılıklı olarak birbirinin elini öper ve herkeze birer mum verilip yakılır, ayrıca birer de pişirilmemiş yumurta verilir. Bu akşam bir yılın içerisinde bilmeden veya kasten yapılan günahların mutlaka affedilinmesi gerekir. Hatta uzun süre küs olan insanlar da bugün karşılıklı af dilerler. Daha sonra herkez kendi evine geldikten sonra evde bir yumurta suda lob şeklinde  pişirir ve aile reisi o yumurtanın kabuğunu soyup siyah bir ipliğe düşmeycek şekilde bağlar ve sonunda bir de uzunca ip bırakıp bu yumurtayı evdeki tavan avizesine bağlar veya baba elinde tutup sallamaya başlar. Evdeki çocuklar ellerini arkaya kenetleyip bu yumurtayı ağızları ile tutmaya çalışırlar. Yumurtayı ağzıyle ısıran kazanır.

Ayrıca o gece tüm köylerde ateşler yanar. Nevruz bayramı gelenekleri dinsel bayramların içine karıştığından dolayı tıpkı Nevruz’da olduğu gibi herkez mutlaka evinde ateş yakar ve ateşten atlar. Atlarken ise “pireler size yenilikler bize” der. Yani geçmiş yılın tüm kötü ruhlarını, eskiliklerini böylece sembolik  de olsa geride bırakmış olur.
 BugüN yılın en BüüK Orucu başladı. Bu oruçta ancak bitkisel yemekler yenir, yani patates, lahana, fasülye, havuç vs. ve yemekler ancak bitkisel yağlarla hazırlanır. İnsanlar 23 Nisan Paskalya Bayramına  kadar bu orucu tutmalıdırlar.

Ben de bu yazımın sonunda okurlarımdan bilmeden  bir yanlışlık yaptıysam af diliyor ve kalın saalıcakla diyorum.

Şen olun!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.