UKRAYNA’DAN… Ana Bayramı

Bazı bayramlar vardır ki, nasıl gelip geçtiğini duymazsınız.
Bazıları  ise aklınızda yıllarca kalmıştır ve anılarınızda onu yaşanmışsınızdır.
Bazıları  sizi mutlu etmiştir, bazıları  gururlandırmıştır.
Bunların arasında 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü diye adlandırılan, fakat  zamanla emekçi kısmı kaldırılıp ancak Kadınlar Bayramı olarak kutlanmaya devam eden bu bayram Eski Sovyet döneminde büyük çoşku ile kutlanmaktaydı.

Dünyada emekçi kadınların verdiği mücadele sonucu 1857 yılında New York’lu dokuma işçisi kadınlar düşük ücretli 12 saatlik iş günü ve artan iş yükünü protesto etmek için gösteri yürüyüşü yapmış, insanca yaşam taleplerini haykırmışlardır. 1908’de ABD’li kadınlar 8 saatlik iş günü ve siyasal haklar için Manhattan’da greve gitmşler ve kendi haklarını kazanmışlardır. 1909’da New York’lu kadınlan işten çıkarılmalara karşı fabrikayı işgal ettikliri sonucu bu gün  II. Enternasyonal’in 1910’daki kongresinde Clara Zetkin’in önerisiyle 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü ilan edilmiştir.
Sovyetler Birliği döneminde ise herkez bugün meydanlara çıkar ve büyük höperlerden kadınlarla ilgili şarkılar söylenir, herkez annesini, kadın öğretmenini, kızkardeşini, eşini kutlamaktaydı.
Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra bu bayram kayboldu diye düşünmeyin. Zira bu bayram diğer ülkelerde farklı , sosyalist sistemi bayramı, emekçi kadınların mücadelesi diye tanıtılsada, sistemin çöküşü ile bu bayram asla kaybolmazdı. Keza bu annelerin bayramına dönüş yapmıştı.
İnsanoğlu dünyaya geldiğinde ilk defa annesinin yüzünü  görmekte, onun sesini duymakta, onun adını söylemekte.”Cennet annelerin ayakların altındadır” der kutsal kitaplar! Anne hakkı ödenmez!
Bugün Ukrayna’nın sokaklarına çıktığınızda kadınların birçoğun elinde laleler göreceksiniz. Yüzlerindeki mutluluk herhallerinden bellidir. Hatta son zamanlar Slav erkekler bugun kadınların yerine yemekler pişirir, onların rahatı için tüm inkanları sağlarlar.
Okullarda önceden tüm öğrenciler anneleri için kendi elleri ile hediyeler hazırlar ve daha sonra da anneler okullara davet edilir, çocukları onlar için etkinlikler düzenler, hediyeler verirler.
Uzakta olanlar annelerinin sesini duymak için telefonlar açar ve en içten, güzel, sevgi dolu sözleri bugün söylenir.
Ukrayna’nın klasik şairi Taras Şevçenko kendi eserlerinde Ukrayna’yı her zaman anaya benzetmiş ve ona “ anam” diye hitap etmiş.
(Açılan mezar.
Işığım, vatanım aziz,
Benim Ukraynam.
Neden seni harap ettiler,
Niçin mahvoluyorsun,
Söyle bana Anam?…..”(çeviri T.Arnaut).
Kiev’in en görkemli yerinde elinde kılıçla Ana heykeli durmakta (Vatan Ana).
Maydan Nezalejnosti (Bağımsızlık Meydanı) en önemli meydandır Ukrayna’nın tarihinde. Burada metrelerce uzunlukta elinde barış dalları olan yine kadın heykelidir.
 Ukrayna’nın bağımsızlık mücadelesini  kendi şiirleri ile veren Lesya Ukrayinka ise kendi hayat hikayesi ve eserleri ile Ukrayna’nın Jada Dark’ı olmuştur.
Bugün Ukrayna Başbakanı Yuliya Timoşenko ise bu ülkede kadınların bir temsilcisi olarak görülmektedir.
Taras Şevçenko Kiev Milli Üniversitesi Türkoloji Bölümünün yüzde doksan dokuzu yine bayanlar teşkil etmektedir. Türkçeyi en güzel öğreten onlardır.

Gagauzları yakından tanıyanlar, Mariya Maruneviç ismini mutlaka duymuşlardır. Gagauzlar’ın Kadın lideriydi.. Annem kadar sevdiğim  bu kadını, herşeyden önce çok iyi bir anneydi. İyi bir eğitimciydi, bu eğitimci ruhu ve yaklaşımı ile milletvekilliğini de sürdürdü. Gagauz Kadınlar Birliği Başkanlığını yaptı. Komrat Üniversitesi’nin Tarih Bölüm Başkanı, Gagayz Yeri Özerk Bölgesi Bilimsel Merkez Başkanı, güçlü bir bilim adamıydı. Onun yetiştirdiği öğrenciler Gagauzlar’a hizmette  birer lider oldu.

Moldova Bilimler Akademisi Gagauzoloji Bölümü Başkanı Lübov Çimpoeş kendi hayatını Gagauz halkına adamış bir kadındır. Etrafında birçok bilim adamını toplamış, daha sonra ise gagauz aydınlarına yardımcı amacıyla  “Kaynak” adında Kültür ve Bilimsel  Dernek kurmuştur. Bugüne kadar onlarca kitap basmış ve birçok bilimsel sempozyumlar düzenlemiştir.

Dünyada eşibenzeri olmayan ve ÜNESKO tarafından koruma altına alınan “D.Karaçoban adına Beşalma Tarih ve Etnografik Müzesi” Müdürü Lüdmila Karaçobandır. Ondakı hazim ve çalışkanlık sanırım çok nadir insanda bulunmaktadır.

Gagauz Yeri Halk Meclisi (Topluşu) Başkanı Anna Harlamenko ve Mili Eğitim Bakanı Vera Balova birçok erkeğe taş çıkartacak şekilde islerin başında çalışmaktadırlar.

Ukrayna Gagauzları Gagauz dilini okullarda okumaya başladıklarında öğretmen eksikliğinden dolayı bu işe  ilk gönüllü  yine  kadın öğretmenlerimiz oldu. Bir tane erkek öğretmenimizin dışında tam 17 tane kadın öğretmen gagauz dilinin eğitimi için işin başına geçtiler.

Odesa televizyonunda tam 20 yıla aşkın ve hayatını Gagauzlar’a adamıi Malenkova Nadejda  çalışkanlığı ile Gagauz kadının bir sembolüdür.
Bir gün annemle oturup konuşurken , ona üniversite eğitimime adım atmak  için artık kendi kararlarımı kendim vermek istediğimi anlatmaya başladım. Ben uzun uzun kendi haklarımı, dünya görüşümü,  anlatmaya çalışırken o da beni sessizce dinlemekle yetindi. Sonunda benim kelimelerim tükendi ve ben sustum. O, ise şöyle konuştu: “Kızcaazım, ben isterim seni hiç yanımda ayırmıım. Sen benim uşaamsın. Bir yortu, Pazar olduynan açasın kapumu, sevindiresin bizi bobannan. Ama, görerim ani sen oldun büük kız, inanerim, ani sen şinden soram nereya da gitsen bizi, milletimizi utandırmıycan. Ama unutma sen Ana lafının paayını annıycan o zaman açan Ana olacan!” Bu sözler benim hayatımın kılavuzu oldu.
Kadının yerini ve hayatımızdakı rolünü anlatmak için sayfalar ve zaman da yetmez.
Ana kelimesini söyleyen herkez için bu bayram günü şunu söylemekte fayda vardır: “ Bu gün ve tüm bundan sonraki günlerimiz analarımızı, eşlerimizi, bacılarımızı, kızlarımızı korumakla, onlara değer vermekle, onlara sahip çıkmakla, yardım etmekle ve onlari sevmekle geçsin! Şimdi etrafa bir bakının, yanınızda bir kadını görüyorsanız ona bir çiçek  verin, ona bir selam verin, ona bir yardım eli uzatın! Koruyun analarımızı”.
Sözlerimi anamın bana söylediği sözün karşılığında yazdığım bir şiirler bitiriyorum.

Ne vakıt

Anadan paalı dünnäda insan bulsanız
Getirsäniz taa yanıma
Tepäsiyüstü gökü aktarsanız
Gene gelecän anana

Ancak o üfkeli bakacek,
Küseces kabaatlı küsüden
“Anacım!-baarışçez”-
Saklı koltuuna girecäm.

Anadan hatırlı insan saysanız,
Ara yılların arasında,
Ana südünün kurbanı olsanız
Kurban da az analıına

Gelecek sessiz sevecek
Kooruycek zoor acıdan
O ürää salt duyacek
Kendi ana olanda.(“Gagauzum Bucaktır Yerim” kitabından )

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

1 × 3 =