‘Uyurgezer’ Milliyetçilik

‘Uyurgezer’ Milliyetçilik

0
PAYLAŞ

ve hastalık yaşanılan streslere bağlı olarak yada genetik olarakta geçme özelliğine sahiptir. Uyurgezer kimsenin uyku halindeyken bilinci kapalı ama bilinçaltı açıktır. İşte bu açık olan Bilinçaltı uyurken bedeni harekete geçiren motivdir.


Bilindiği gibi uyurgezer biri uykudayken kalkar (ama uyanmaz), bilinçaltının etkisiyle ye öylesine gezinir durur yada sonuçları olumsuz, acı olabilecek davranışlar sergiler. Uyandığında ise yaptıklarına ilişkin bir şey bilmez. Çünkü her şey bilinçaltının kontrolüyle yapılmışıtır. Bu yüzden bu türden hasta yakınları her zaman tedbirli ve temkinli olmak zorundır, hastanın ne yapacağı kestirilemediğinden ortaya kötü sonuçlarda çıkabilir. 


Bugün Türkiyenin içinde bulunduğu milliyetçilik sorununu uyurgezer bir milliyetçilik olarak tanımlamak kimi semptomların ortak olması nedeniyle mümkündür. Türkiyede 1980`den bu yana bilinçli olarak beslenmiş ve günümüzde ‘meyveleri toplanan’ Milliyetçilik olgusu bugün iki noktadan ele alınıp tartışılmakta: “İyi milliyetçilik ve Kötü milliyetçilik”. İyi milliyetçilik ‘bütünleştirme’ ‘vatan, bayrak sevgisi’ ‘Türk sevgisi’ gibi sevgi sözcükleriyle yüceltilmekte, kötü milliyetçilik ise yıkan, yok eden, tahammülü olmayan, neticede kötü bir eğilim olarak tanımlanmakta ve böylelikle milliyetçiliğe bir şekilde bir yaşam alanı bulunmaya çalışılmakta, ayakta tutulmakta.


Birincisi ‘Türkiyenin mayası, diğeri ise ‘Türkiyeyi bölen’ biçiminde yazılıp çizilmekte. Bu ayrımı bir yandan iktidardaki merkez siyasi parti liderleri, diğer taraftan ise yazılı medyanın ‘kalemi renkli’ yazarları yapmakta ve bu ayrımdan da gayet memnunlar. Çünkü ikinci türden milliyetçiliğin geldiği nokta kendilerini de tehdit eder boyutlara ulaşmıştır, bu yüzden milliyetçiliği tamamen zan altında bırakmayan milliyetçilik formulleri üretmekteler ve böylelikle hedefe ulaşılmaktadır. Yani milliyetçiliği koruyacak bir milliyetçilik formülü. Bu formül ise ‘iyi milliyetçilik’ biçiminde ifade edilmektedir. İşte bu ayrımın kendisi tam olarak milliyetçiliği açıklamakta ve bütüncül bir milliyetçilik bilincine vurgu yapmakta. Her ne kadar bu bir ayrımın vurgusuda olsa, ortaya bir bütünün parçaları konulmakta. İşte bu vurguyla uyurgezerlik ile milliyetçilik arasındaki ilginç bilinç benzerliğide ortaya çıkmakta. Ama aralarında sadece bu benzerlik yok. Hedef kitleleri de ortak, gençlik: Milliyetçilik özellike gelecekten korkan, hatta gelecek umudu olmayan, fakir ve yoksul gençler arasında oldukça çabuk yayılabilmekte. Diğer bir ortak nokta ise bilinçdışılık: uyurgezer yaptıklarını hatırlamaz.


Milliyetçiler ise şiddetin, ırkçılığın, faşizmin milliyetçilikle iç içe geçmiş bir bütün olduğunu kabul etmezler, bunu red ederler. Yani sembollere ve otoritelere tapınmanın, bunları sevmenin, yüceltmenin, doğrudan bunun dışındakileri sevmemekle, ayırt etmekle, yok etmekle bağlantılı olduğunu ne kadar anlatırsanız anlatın bunları milliyetçilere kabul ettiremezsiniz, çünkü uyurgezer milliyetçilik ne yaptığını hatırlamaz, hatırlamak istemez, hatırlatmak istediğinizde ise yine ‘uyurgezer’ olurlar.


Evet bugün söz konusu olan milliyetçilik uyurgezer-milliyetçiliktir ve ‘uyurgezerlerin’ sayısıda her yerde artmakta. Her taraf ansızın karşınıza çıkabilecek, bilinçaltına teslim olmuş uyurgezer milliyetçilerle dolu ve bunlar her an her yeri ya kana bulamakta yada insan hayatını tehdit etmekte. Nasıl ki uyurgezerin bilinçaltının etkisinden kurtulduğunda artık hasta olarak kabul edilemeyeceği gibi milliyetçilikte bilinçaltı olmadan var olamaz. Ancak her ikisiyle birlikte var olabilir. Bu yüzden sadece üstbilince vurgu yapan ve kendini ‘iyi milliyetçilik’ kategorisinde görenlerin bir daha düşünmelerinde, bilinçaltlarının ta derinliklerine işlemiş ilkelliklerle yüzleşmesinde büyük fayda var kanısındayım.


Çetin Gürer
Hamburg, 02 Nisan 2007


cetinguerer@yahoo.de

BİR CEVAP BIRAK