Vahşetin gölgesinde ölümle alay eden Cadılar Bayramını kutlamak neden çok zor?

Vahşetin gölgesinde ölümle alay eden Cadılar Bayramını kutlamak neden çok zor?

0
PAYLAŞ

Kökleri Pagan zamanlara dayanan Hristiyanların Azizler Arifesi yortusundan, Hristiyanlık öncesi ve sonrası Meksika’nın en büyük bayramlarından Ölüler Gününe, Anglo-Sakson dünyanın Halloween’inden son yıllarda Türkiye’de de yaygınlaşan Cadılar Bayramına kadar pek çok farklı günün ana teması korkudur, ölümdür, ama heryerde eğlenceyle , ziyafetle kutlanır.

Doğa ötesi yaratıkları ya da edebiyattan esinlenenen ürkütücü karakterleri andıran kıyafetlerle, dekorlarla özellikle çocuklar için renkli ve masum bir eğlenceye dönüşen Cadılar Bayramı, bu yıl epey bir rahatsızlık yaratmışa benziyor.

Evlerin, bahçelerin oyuncak mezar taşları, iskeletler ve hayaletlerle süslenmesinin gelenek olduğu Amerika Birleşik Devletlerinde bu yıl, bazı eğlence merkezleri Cadılar Bayramı için kullandıkları dekorlar yüzünden eleştirilere hedef oldu. Pek çok yerel gazete, kesik başların, kopuk kol ve bacakların, kanlı vücutların Irak ve Suriye’de IŞİD tarafından gerçekleştirilen vahşeti hatırlattığı gerekçesiyle şikayetlerde bulunulduğunu yazdı. Cadılar Bayramı partilerine IŞİD militanı kostümüyle giden gençler ise bu tepkileri iyice artırdı.

Keyif bozucu hatta abartılı bulunma riskini göze alarak itiraf etmeliyim ki, bu huzursuzluğu bir ölçüde ben de hissettim.

IŞİD’in dehşet uyandırıcı eylemleri gündemimize girmeden önce de, yıllardır, toplumda şiddete olan hassasiyetin azalmakta olduğundan endişe duyanlardan biriyim. Kaldı ki, halkı terörize ederek kendine boyun eğdirme taktiğine başvuran ilk grup da IŞİD değil. Meksika’da uyuşturucu çeteleri yıllardan beri kafa kesiyor, kol bacak koparıyor, bunları kentlerin köylerin meydanlarında sergiliyor, akıl almaz vahşetlerini sosyal medya üzerinden bütün dünyaya gösteriyor. Oysa Meksika, metanet, yadetme ve mizah karışımı bir şölenle ölümü bir ulusal bayrama dönüştürmüş bir ülke.

Günlük yaşamdan hiç eksik olmayan şiddet, bu hafta sonu kutlanan üç bin yıllık Ölüler Bayramına hevesle katılmama engel oluyor. Meksika, cinayet listelerinde dünya çapında en üst sıralarda yeralıyor. Kısa süreli bir misafir ve yabancı gözlemci olarak benim için ölüm, gülüp geçilemeyecek, şakası yapılamayacak kadar gerçek Meksika’da.

Vahşeti sergilemenin hedeflerinden biri korku ve baskıyla boyun eğdirmek ise, bir diğer amacı sempatizan toplamak. Bu, şiddet taktiklerine ek olarak etkili propaganda araçlarına başvuran radikal ideolojiler için özellikle geçerli.

İngiltere’de son günlerde Populus tarafından yapılan bir kamuoyu araştırması, her yedi İngiliz vatandaşı gençten birinin IŞİD’e ‘sıcak duygular’ beslediğini ortaya koydu.

The Times gazetesinin haberine göre, uzmanlar, IŞİD’e hayranlık duyan gençler arasında, siyasi İslamcıların yanısıra kayda değer sayıda Müslüman olmayan ama hükümet ve dış politikaya tepki duyan bireylerinde bulunduğunu söylüyor.

Bu hafta yayınlanan bir Birleşmiş Milletler raporu ise Irak ve Suriye’de savaşmak üzere IŞİD’e katılan yabancı militanların görülmemiş sayılara ulaştığını ortaya koyuyor. 80 değişik ülkeden IŞİD’e katılım olduğu ve bu ülkelerden bazılarında daha önce siyasi İslamcılık sorunuyla karşılaşılmadığı belirtiliyor.

The Guardian gazetesinin haberine göre, BM raporu terör taktiklerinin yanısıra modern iletişim taktiklerinin önemine de dikkat çekiyor. ‘ IŞİD’in sosyal medyayı kullanan sempatizanları üzerinde disiplin sağlama çabasında olmaması, örgütün çok kanallı, çok dilli sosyal medya ve diğer iletişim araçlarının kendisine sağladığı avantajların farkında olduğu ve el Kaide’ye kıyasla daha genç ve daha uluslararası bir üye kitlesine sahip olduğunu gösteriyor’ diyor.

2007 yılında Penguin tarafından yayınlanan The İslamist adlı son derece önemli bir kitabın yazarı Ed Hussain, İngiltere’de siyasi İslam ve radikal hareketler konusunda önde gelen isimlerden biri. 30 Ekim 2014 tarihli Financial Times gazetesindeki makalesinde ‘IŞİD’I anlamadan yenilgiye uğratmayı ummamız mümkün değil’ başlığını kullanıyor ve IŞİD’I ‘anlamamakta direndiğimiz saldırgan bir ideoloji’ diye tanımlıyor. Gayet haklı olarak örgütten ‘son derece modern, hatta geleceğe yönelik’ diye bahsediyor ve ekliyor:” IŞİD’in ideolojik ve dinsel çekiciliğini ortadan kaldırmadığımız sürece daha radikal ve daha vahşi bir kuvvetin ortaya çıkması kaçınılmaz olacak”.

IŞİD’den daha acımasız ve gözüdönmüş bir hareketin varolabileceğini tahmin etmek zor belki ama pek çoğumuz 11 Eylül’den sonra El Kaide için de aynı şeyleri düşünmemiş miydik?

______________________________

* Yazarın diğer yazıları için lütfen tıklayınız:
http://www.firdevstalkturkey.com/tr/

BİR CEVAP BIRAK