Vakıflar’dan “Kullanılan tüm boyalar su bazlı” açıklaması

YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE – Mersin’in Anamur ilçesindeki tarihi caminin tepki çeken restorasyonuyla ilgili Adana Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nden açıklama geldi…

Mersin’in Anamur ilçesinde bulunan tarihi Alaaddin Cami’ndeki tepki çeken restorasyon çalışmasıyla ilgili bir açıklama yapan Adana Vakıflar Bölge Müdür Vekili Ahmet Develi, konuyla ilgili haberlerin gerçeği yansıtmadığını savundu. 14. Yüzyıla tarihlenen caminin restorasyon sırasında boyanarak yeni inşa edilmiş bir görünüme kavuşması halkın tepkisini çekmişti. Restorasyonun yapıya zarar vermediğini söyleyen Develi, “Yapının iç ve dış cephesinde kullanılan bütün boyalar su bazlı olup, yapının özgün malzemelerine zarar vermeyecek özelliktedir. Adana Vakıflar Bölge Müdürlüğü olarak, mülkiyeti idaremize ait kültür varlıklarının restorasyonlarını özgün yapıya zarar vermeden, uzman teknik elemanlar denetiminde, Koruma Kurulu onaylı projeler doğrultusunda azami dikkat ve özen göstererek gerçekleştirmekteyiz” açıklamasında bulundu.

Anamur’un önemli tarihi yapılarından biri olan Alaaddin Cami, halk arasında ‘Ak Cami’ olarak anılıyor. Yapım tarihine ilişkin farklı görüşler öne sürülen tarihi yapıyla ilgili yeterli bilimsel çalışma da bulunmuyor. Adana Vakıflar Bölge Müdürlüğü sorumluluğunda bulunan Anamur Alaaddin Cami’nde geçtiğimiz yıl restorasyon çalışmasına başlandı. Ancak Anamurlular yapılan restorasyonun tarihi dokuyu yok ettiğini öne sürerek tepki gösterdi.

Halkın tepkilerini yansıtan haberimizin ardından bir açıklama yapan Adana Vakıflar Bölge Müdür Vekili Ahmet Develi, haberde yer verilen iddiaların isnatsız olduğunu öne sürdü. Onarıma başlamadan önce caminin tüm beden duvarlarının, iç ve dış cephelerinin kalın çimento esaslı sıvayla kaplanmış olduğunu söyleyen Develi’nin açıklaması şöyle:

‘CAMİ KUBBESİNDEKİ KURŞUN TAMAMEN PASLANMIŞTI’

“Mevcut yivli ve orijinal olduğu iddia edilen minare ise 1960’lı yılların sonunda beton bloklar kullanılarak, temelsiz olarak inşa edilmiştir. Bütün cephelerde bulunan ahşap kapı ve pencerelerin tamamı deforme olmuş, cami kubbesinde mevcut bulunan kurşun tamamen paslanmıştır. Caminin bütününde strüktürel bozulmalar mevcuttur. Mevcut duvar yapı malzemesi oldukça niteliksiz taş malzeme ve bağlayıcılığı sınırlı olan çamur malzeme kullanılarak inşa edilmiştir. Tüm avlu yaklaşık 1,5 metre yüksekliğinde toprak malzeme ile doldurulmuş ve yıllar içinde yapılan niteliksiz müdahalelerle yapı özgün halinden tamamıyla uzaklaşmış halde bulunmaktaydı.”

‘YAPIYI HARAP GÖRÜNTÜSÜNDEN KURTARMAK İÇİN’

Anadolu Ajansı’nın haberine göre yapıyı deforme ve harap görüntüsünden kurtarmak için Adana Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğünün kararı doğrultusunda geçen yıl çalışmalara başlandığını kaydeden Develi, restorasyon sürecinde caminin temeli hakkında bilgi sahibi olabilmek için Anamur Müzesi denetiminde temel sondajı yapıldığını söyledi.

MİNARE YIKILARAK YENİDEN YAPILDI

Açılan muayene çukurlarında tarihi yapının uygun bir temel sisteminin olmadığının tespit edildiğinin ve güçlendirme müdahalelerinin yapıldığının altını çizen Develi, cami kubbesinde de restorasyonun aslına uygun ve kaliteli şekilde yapıldığını vurguladı. Avlu kot çalışmalarında ise 1960’lı yılların sonunda betonarme malzemeli olarak yapılan minarenin temel sisteminin minareyi taşıyacak nitelikte olmadığının tespit edildiğine dikkati çeken Develi, bu minare yıkılarak yerine, onaylanan uygulama projesi doğrultusunda kesme taş malzemeden, kurşun kenetli olarak geleneksel yöntemlerle minare yapıldığını bildirdi.

‘KULLANILAN BÜTÜN BOYALAR SU BAZLI’

Sürecin çok titiz bir şekilde yürütüldüğünü dile getiren Adana Vakıflar Bölge Müdür Vekil Ahmet Develi, “Yazıda iddia edildiğinin aksine, tüm restorasyon şantiyelerimizde olduğu gibi, Anamur Alaaddin (Ak) Cami restorasyonu süresince şantiye şefi pozisyonunda mimar bulundurulmuştur. Aynı zamanda restorasyon şantiyesi mahallinde 1 adet restoratör tam zamanlı olarak istihdam edilmiştir. Restorasyonun, Koruma Kurulu onaylı projesi doğrultusunda ilerlemesini sağlayabilmek amacıyla Bölge Müdürlüğümüz teknik elemanlarınca şantiye mahalline düzenli olarak gidilerek etkin denetim sağlanmıştır. Yapıda restorasyon sürecinde yapılan tüm kazı işlemleri Anamur Müzesi uzman arkeologları denetiminde yapılmıştır. Kültür varlığına yapılan tüm sıva ve enjeksiyon imalatlarında bağlayıcı malzeme olarak hidrolik kireç kullanılmış, asla çimento kullanılmamıştır. Yapının iç ve dış cephesinde kullanılan bütün boyalar su bazlı olup, yapının özgün malzemelerine zarar vermeyecek özelliktedir. Adana Vakıflar Bölge Müdürlüğü olarak, mülkiyeti idaremize ait kültür varlıklarının restorasyonlarını özgün yapıya zarar vermeden, uzman teknik elemanlar denetiminde, Koruma Kurulu onaylı projeler doğrultusunda azami dikkat ve özen göstererek gerçekleştirmekteyiz” dedi.

 

SULTAN ALAADDİN KEYKUBAD CAMİYİ DOĞMADAN ÖNCE Mİ YAPTIRDI

Adana Vakıflar Bölge Müdür Vekili Ahmet Develi’nin açıklamasında Alaaddin Cami’nin kitabesinde yer alan bilgiye atıfta bulunularak yapının 1126-1227 yıllarında Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat tarafından yaptırıldığı bilgisine yer veriliyor. Ancak ‘1190’ yılında doğduğu sanılan Selçuklu Sultanı I. Alaaddin Keykubad’ın,1220-1237 tarihleri arasında devleti yönettiği biliniyor. Alaaddin Cami için verilen 1126 tarihinde Anamur Selçuklular tarafından henüz fethedilmemişti. 1222’de Alanya’yı fetheden I. Keykubad, Anamur ve çevresini ise 1225’te ülkesinin topraklarına kattı.

‘BUGÜNKÜ BİLGİLERİMİZLE 14. YÜZYILA TARİHLENDİREBİLİYORUZ’

Anamur’da tartışmalı restorasyonun odağındaki cami hakkında derli toplu bilgilerin yer aldığı az sayıdaki kaynaktan birinin yazarı olan Prof. Dr. Osman Nuri Dülgerler, Türk Tarih Kurumu Tarafından 2006’da yayınlanan ‘Karamoğulları Dönemi Mimarisi’ adlı kitabında özetle şu bilgileri aktarıyor: “Caminin üzerindeki yazıt Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubad adına bir Türkmen tarafından yazılmış muhdes (sonradan eklenen) bir yazıttır. Yazıtın ilk dört satırının yazı karakterleri ile bugün için okunamayan son iki satırı birbirinden tümüyle tümüyle farklı karakterdedir. Halk arasında yaygın olan söylenti, caminin Karamanoğlu Alaaddin Bey döneminde yapıldığıdır. Ancak caminin kesin tarihlemesi bulunacak yeni belgelerle olabilecektir. Bugünkü bilgilerimiz ve mimari özellikleriyle camiyi 14. Yüzyıla tarihlendirebilmekteyiz.

ORİJİNAL MİNARESİ OLUP OLMADIĞI BİLİNMİYOR

Caminin orjinal minaresinin bulunup bulunmadığı bilinmemektedir. Cami dış kütle olarak kübik bir altyapı üzerinde sağır kubbeden oluşmaktadır. Ancak kubbenin ağır kütlevi etkisi saçak sayesinde camiyi saran dendanlarla hafifletilmiştir. Caminin cepheleri tümüyle beyaza boyanmış olup ‘Ak Cami’ adıyla da anılmaktadır. Cami bütünüyle moloztaş, kireç+harçla yapılmıştır. İçte ve dışta tümüyle sıvalı olması nedeniyle kubbenin malzemesini bilemiyoruz.”

MİMARİ ÖZELLİKLERİ KARAMANOĞULLARI DÖNEMİNİ YANSITIYOR

Karamanoğulları dönemi yapılarında baldaken kubbe olarak adlandırılan yöntemle ilk kez Anamur Ak Cami’de karşılaşıldığını belirten Dülgerler, kitabında “Selçuklu dönemi cami ve mescitlerinde bu tür bir planla karşılaşılmaması nedeniyle yapıyı biz Karamanoğulları dönemine sokmaktayızAyrıca Selçuklular döneminde yapıldığını kabul etsek bile, Selçuklularca Karamanoğulları egemenlik bölgesinde yinelenmeyen bir plan şeması olmaktadır” ifadelerine yer veriyor.

AK CAMİ’NİN KİTABESİNDE BULUNAN EJDERLER NE ANLAMA GELİYOR

Türkiye’nin yetiştirdiği önemli sanat tarihi uzmanlarından biri olan Prof. Dr. Gönül Öney ise Anamur Alaaddin Cami’nin kitabesinde bulunan çift ejder figürünü Anadolu’daki diğer örneklerle birlikte değerlendiriyor. Öney’in İş Bankası Kültür Yayınları tarafından 1978’de yayınlanan ‘Anadolu Selçuklu Mimarisi Süslemesi ve El Sanatları’ adlı kitabında, Anamur Ak Cami’nin kitabesinde de yer alan ejder kabartmaları hakkında özetle şu bilgilere yer veriliyor:

‘TAKVİM HAYVANI VEYA GEZEGEN SEMBOLÜ’

“Uzak Doğu’nun, ‘Çin sanatının tipik hayvanı olan ejderler, farklı bir stil ve semboller dünyası ile ilgili olarak Selçuk sanatına da girmiştir. Ejderlerin genellikle çift teşkil etmesi, birçok örneklerde arslan ve sfenkş kuyruklarında veya çift başlı kartalların kanat uçlarında yer almaları, bazen de insan başı, boğa başı veya hayat ağacı ile birlikte işlenmeleri dikkati çeken özelliklerdir. İlerde sözünü edeceğimiz gibi takvim hayvanı veya gezegen sembolü olarak kullanılan ejderler de girift bir grup teşkil ederler.

ANADOLU’DA EJDER MOTİFİ KULANILAN TARİHİ YAPILAR

Selçuk mimarisinde rastladığımız ejder kabartmalarını şöylece sıralayabiliriz: Konya Kalesi’nden ince Minareli Medrese Müzesi’ne getirilen üç ayrı taş üzerinde (1220 civarı), Kayseri Sultanhan’ı avlu portalinde (1 232-36), Çankırı Darüşşifası portalinde (1235), Kayseri Karatay Han eyvanında (1 240), Ahlat mezar taşlarında (13. yüzyıl sonu), Anamur Ak Camii’nde (1 220-1237), Burdur Susuz Han portalinde (13. yüzyıl ortası), Afyon Müzesi’nde sergilenen Boyalı Köy’den getirilmiş lahitte, (13. yüzyıl, lahit üzerinde hayvan mücadele sahneleri ve koşan tavşanlar da vardır).”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here