Validebağ zaten milletin bahçesidir, betonlaştırmayın!

“Validebağ Korusunu ‘millet bahçesi’ yapmak doğallığı yok eder ama yeniden çimlendirme işi birilerine epey para kazandırır…”

YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE – İstanbul Üsküdar’daki Validebağ Korusuna Millet Bahçesi yapılmasının yaklaşık 60 bin metrekarelik doğal alanı tahrip edeceğini vurgulayan toprak bilimi ve ekoloji uzmanı Prof. Dr. Doğan Kantarcı, “Validebağ Korusunu millet bahçesi yapmak korunun doğallığını yok eder. Ama sert yapı ve yeniden çimlendirme işi birilerine epey para kazandırır. Validebağ Korusu zaten milletin bahçesidir. Millet Bahçesi yapıp betonlaştıralım mı, yoksa koruyalım mı? Bu ısınma ve kuraklaşma sürecinde yollara beton, üstüne de granit parke taşı döşerseniz, otopark yaparsanız ne olur düşündünüz mü? Sağanak yağışlar giderek daha çok tekerrür ediyor. Beton ve taş döşenen alanın suyu sele dönüşmeyecek mi? Validebağ Korusu çevresinde yaşayan insanlara sağlık, şifa ve mutluluk kaynağı olmalıdır” dedi.

Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi’nin düzenlediği panel-forumda bir sunum gerçekleştiren İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Toprak İlmi ve Ekoloji anabilim dalından Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. M. Doğan Kantarcı, Millet Bahçesi yapılmak istenen Validebağ Korusuna ilişkin çarpıcı bilgiler aktardı. Yeldeğirmeni Sanat Merkezi’nde gerçekleştirilen etkinliğe, Prof. Dr. Doğan Kantarcı’nın yanı sıra anayasa hukukçusu CHP İstanbul Milletvekili Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, Şehir ve Bölge Plancısı Doç. Dr. Pelin Pınar Giritlioğlu konuşmacı olarak katıldı.

‘YEŞİL ALANIN KORUNMASI ÜSTÜN KAMU YARARI KAPSAMINDADIR’

Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Anadolu I. Büyükkent Bölge Temsilciği Başkanı Saltuk Yüceer’in yönettiği panelde bir sunum gerçekleştiren Prof. Dr. M. Doğan Kantarcı, millet bahçesi yapılmak istenen Validebağ Korusuyla ilgili çarpıcı ayrıntılar aktardı. Sunumunda Üsküdar sırtlarının geçmişten beri kentin sayfiye yeri olduğunu ve aldığı rüzgârlar nedeniyle akciğer hastalıklarının tedavi alanı olduğuna dikkati çeken Kantarcı, “Buradaki yeşil alanların korunması ve devamlılığının sağlanması, insanlarımızın sağlığı açısından ‘üstün kamu yararı’ kapsamında ele alınıp değerlendirilmelidir” görüşünü dile getirdi.

KORU GEÇMİŞTE TARIM VE HAYVANCILIK ÜRETİM MERKEZİYDİ

Validebağ Korusu’nda, ceviz, ıhlamur, armut, elma, erik, kestane, dut, ayva, sakız ve zeytin ağacı gibi türlerden oluşan toplam 263 meyve ağacı bulunduğuna dikkat çeken Kantarcı, ayrıca bunlara üzüm bağlarını ve fıstık çamları ile defne ağaçları ve palamut meşelerini de eklemek gerektiğini söyledi. Validebağ Korusunda geçmişte hayvancılık yapılarak et ve süt üretildiğine dikkat çeken Kantarcı, bu üretimin içinde tavukçuluğun da bulunduğunu belirterek, koruda ayrıca arıcılık ve bal üretimi yapıldığının da tahmin edildiğini kaydetti.

‘VALİDEBAĞ KALABALIKTAN KORUNMALI’

Validebağ Korusu’nun üretim yapılan, üretilen ürünlerden gelir elde edilen bir ‘Sultan çiftliği ve avlağı’ olarak tesis edilmiş ve işletilmiş olduğu anlaşılmaktadır” bilgisini veren Prof. Dr. Doğan Kantarcı, “Validebağ Korusu, halkın gezip yürüyebileceği nadir yerlerden biridir. Kalabalık insan topluluklarının koruya sokulmaması gerekir. Toprağın ezilip sıkışmaması, atılan çöplerin koruyu kirletmemesi, insanların gürültüsünün korudaki hayvanları ve kuşları rahatsız etmemesi sağlanmalıdır” dedi.

MİLLET BAHÇESİ DOĞALLIĞI YOK EDER AMA BİRİLERİNE PARA KAZANDIRIR

Bölgenin aldığı yağış ortalamaları hakkında da bilgiler aktaran Kantarcı, son yıllardaki yüksek sağanak yağışlara dikkat çekerek şöyle konuştu:Validebağ Korusunu millet bahçesi yapmak korunun doğallığını yok eder. Ama sert yapı ve yeniden çimlendirme işi birilerine epey para kazandırır. Bu ısınma ve kuraklaşma sürecinde yollara beton, üstüne de granit parke taşı döşerseniz, otopark yaparsanız ne olur düşündünüz mü? Sağanak yağışlar giderek daha çok tekerrür ediyor. Beton ve taş döşenen alanın suyu sele dönüşmeyecek mi? Validebağ Korusu çevresinde yaşayan insanlara sağlık, şifa ve mutluluk kaynağı olmalıdır.

‘MİLLET BAHÇESİ KORUNUN AMACINA UYGUN DEĞİL’

1999’da 1. derece doğal sit alanı ilan edilen Validebağ Korusu’nun mülkiyetinin Hazine’ye ait olduğunu ancak kullanımının Milli Eğitim Bakanlığı’na bırakıldığının anımsatan Kantarcı, özetle şu görüşleri dile getirdi: “Validebağ Korusu döner sermaye işletmesi kapatıldıktan sonra sahipsiz ve bakımsız kalmıştır. Koru, devlet hazinesi mülkiyetinde olduğu için oraya, buraya okul, hastane vb tesislere tahsis edilerek parçalanmaktadır. Koruya eklenmesi öngörülmüş olan yeşil alanlar ise ‘Yerleşim siteleri’ veya ‘Cami’ yapılarak amacı dışında kullanılmıştır. Koru ve korudaki sağlık tesisleri de amacı belirli olmayan bir düzen içinde yok edilmektedir. Korunun Büyükşehir Belediyesi’ne tahsis edilmesi veya ‘Millet Parkı’ yapılması, böylece yeşil alan olarak kullanımının ve bakımının sağlanması, Koru’nun ve içindeki tesislerin bir sağlık alanı olarak kullanımı amacına uygun değildir.”

VALİDEBAĞ KUŞLARIN DA ÜREME VE YAŞAMA ALANI

Validebağ Korusu’nun bir özelliği de bitki türleri bakımından zenginliği ile yerli ve göçmen kuşların barınağı olmasıdır. Koru’nun bu özelliği konumundan ve ikliminin uygunluğundan gelmektedir. Kuşlar ılık iklimi olan Koru’yu yaşama ve üreme ortamı olarak tercih etmektedirler. Adile Sultan Kasrı’nın, Emirgân Korusundaki kasırlar veya Hıdiv Kasrı gibi kullanılması da Koru’nun kuruluşu, ağaç türleri, otlağı ve iklimi ile kullanımı amacına uygun değildir. Koru bir yandan çevredeki halkın yeşil alan ve spor ihtiyacını karşılamak için, bir yandan da yukarıda belirtildiği gibi bir bütün olarak MEB sağlık tesisleri için kullanılmalıdır.

‘VALİDEBAĞ KORUSU, ZATEN MİLLETİN BAHÇESİ’

Koru çevresindeki yoğun yerleşim için nefes alacak bir yeşil alan olmasının yanında, deprem halinde insanların çadır kurup barınabileceği bir alandır. Bunun örneği de yakın geçmişte yaşanmıştır. Sonuç olarak; Validebağ Korusu’nun, içindeki sağlık ve eğitim tesisleri ile birlikte bir ‘Sağlık, eğitim ve çevre sakinleri için de yeşil alan’ olarak kullanılmasının konumuna ve özelliklerine en uygun değerlendirme olacağı kanaatine varılmaktadır. Soru şudur: Validebağ Korusu, zaten milletin bahçesidir. ‘Millet Bahçesi’ yapmaya kalkışıp betonlaştıralım mı? Yoksa betonlaştırmak için harcanacak para ile öğretmenlerimiz için prevantoryumu, sanatoryumu restore edip işler duruma getirerek bu döner sermaye işletmesi ile koruyu da koruyalım mı?”

Önceki haberErdal’ı yoldaşları anacak
Sonraki haberRuhi Karadağ’ın Simurg Filmi Londra’da
Yusuf Yavuz
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.