“Vekilimi kendim seçmek istiyorum”

-Demokrasinin olmazsa olmazı bir olgu üzerinde çok duruyorsunuz. Epey bir süredir “vekilimi ben seçmek istiyorum” diyorsunuz…

Bir kere şunu söylemek isterim. Konuşacaklarım siyasi bir görüş içermemektedir ve herhangi bir siyasi parti adı zikredilmemektedir. Çünkü genel bir demokrasi değerlendirmesi olarak bu konu hakkında konuşmak istiyorum. Dünyanın ve Avrupa`nın birçok ülkesinde halk kendi vekilini kendisi seçiyor. Bizleri ise hala siyasi partilerin genel merkezlerinden atanan vekilleri seçiyoruz. Siyasi partiler tarafından seçilen milletvekili adayları ya da meclis üyeleri, başkanlar vs. vatandaşın sorunlarını anlatamaz. Ben seçeceğim vekili öz irademle seçmek isterim. Doğalı budur; olması gerekende budur. Peki, biz seçimlerimizde bunu yapabiliyor muyuz? Yapamıyoruz. Peki, bu demokrasi midir ya da demokrasi bunun neresindedir?

-Demokrasi tam tersine halkın kendi kendini idare edebilmesidir.

Halkın iradesi diye ahkam kesiliyor ama, seçim günü elimize verilen listeyi sandığa atmamız isteniyor. Listedekilere bakacaksın, birini seçeceksin ve oy pusulanı sandığa atacaksın. Bunu yapınca da vatandaşlık hakkını kullandığını düşüneceksin.

-Ne yapmalı vatandaş, seçim yasası bunu gerektiriyor?

-Haklar verilmez alınır. Halkın kendi vekilimi seçmek istiyorum demesi gerekir. Halk adına halk için hak olanı istiyoruz diyebilmeli. Tercihli oy sistemi ile tam demokrasi istiyoruz diyebilmeliyiz.

-Siz diyorsunuz, epeydir bu konu hakkında kampanyalar düzenliyorsunuz, hatta dernek bile kurdunuz.

Evet “Vekilimi Kendim Seçmek İstiyorum Derneği”ni kurdum. Urfa’da kurdum bu derneği. Birçok çalışmamız oldu. Kaç yıldır bu işi yılmadan, usanmadan, her mekan ve zeminde yürütüyoruz. Tarihsel başarıları olan bu ülkenin, hak ettiği yaşam koşullarına ve demokrasi bilincine ulaşması için, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne halkın gerçek iradesinin yansıması gerekiyor. Gerçek demokrasilerde iyi liderler veya iyi yöneticiler olmaz. Demokratik ülkeler, halkın meclisi ile yönetilir. Ülkemiz de ise halkın meclisi yerine siyasi parti liderlerinin meclisi vardır. Ülkemi, vatanımı, halkımı bütün doğal zenginliklerimi yönetecek ve geleceğe hazırlayacak milletin vekillerini, halk değil maalesef liderler seçmektedir. Liderlerin işaretiyle el kaldırıp indiren vekiller, halka karşı nasıl sorumlu olabilirler ki. Halka değil lidere karşı sorumlu olan vekillerden oluşan bir meclis, bizi nasıl yönetebilir ve nasıl geleceğe taşıyabilir. Ülkeyi idare eden TBMM demokratik hale gelmesi için halkın kendi vekilini kendisi seçmesi ile mümkün olabilir. Halkın meclisini yine halk seçsin diyoruz.

-Halk da bunu ister ama, sorun halkı yönetenler de…

Yaşam koşulları iyi olmayan bir ülkede yaşıyoruz ve bunun tek bir nedeni var. O da ülke idaresinin ta kendisidir. İnsanlarda problem yoktur, ülke idaresinde problem vardır. Tüm çocuklar 5-6 yaşına gelene kadar masum, günahsız ve melek gibidir. Büyüdükçe sorunlar çıkıyor ve suçlar artıyorsa, ülke idaresinin geçmişten düzgün olmayan yaşam koşulları nedeniyle olmaktadır. Eğer insanlar problemli hale geliyorsa, ülke idaresinin kural ve kaidelerinin eksikliği bunun sebebidir. İkiz çocuğunuz olduğunu varsayalım ve birini, idaresi anti demokratik olan üçüncü bir dünya ülkesinde, diğerini tam demokratik ve gelişmiş bir ülkede büyütelim. Bu çocuklar büyüdüğünde, ülke idaresinin onlara sağladığı yaşam koşullarına göre ahlaki ve insani duruş sergileyeceklerdir. İnsanları diğer canlılardan farklı kılan akıldır, konuşabilmektir fikir beyan etmektir. Ama maalesef buna müsaade edilmeyen bir idare var ve bu idare mekanizmasında insanca yaşamak asla mümkün değildir.

-Eğitim eksikliği buna neden olabilir mi?

Tam demokrasi oluşmadan ve halk kendi vekilini seçmeden gerçek bir eğitim anlayışı da olamaz. Bir ülkenin en güçlü dayanağı, ülkesindeki kaide ve kurallardan alabileceği ahlaki ve demokratik bir eğitim sistemidir. Eğitim nereden başlar?

-Aileden

Bence değil… Eğitimin aileden başladığı bilinir, oysaki aileler ancak ülke idaresinin kural kaidelerinden aldığını verebilir. Dolayısıyla eğitimin başladığı yer aile gibi gözükse de aslında ülke idaresinin size verdiği değerler ile belirlediği yaşam koşullarıdır. Eğitim ülkenin yönetim anlayışı ile kanun ve kurallar çerçevesinde olur. Aile eğitiminin temeli bu kurallar çerçevesinde şekillenir. Ülke idaremiz demokratik olmadığı için bu kurallar ailede de oluşmuyor.

-Peki bizim kullandığımız oylar geçersiz mi?

Yukarda bahsedildiği gibi demokrasinin öz esası milletin kendi iradesiyle haklarını savunacak kişiyi seçebilme hakkıdır. Bugün ülkemize baktığımızda siyasi partiler milletin vekili değil de kendi atadıkları kişiyi millete seçtirmeye çalışıyorlar. Bunun adına da milletvekili diyorlar. Bunlar milletin değil parti liderlerinin vekilidir. Dolayısıyla halkın vekilinin orda olmadığı açığa çıkıyor.

-Oy kullanma vatandaşlık belgesi midir?

Gerçek anlamda milletin öz iradesiyle tercihli bir şekilde vekilini seçtiğinde hesap sorabileceği gibi sorun ve sıkıntılarını seçtiği vekiller tarafından mecliste çözüme kavuşabilme imkanı sağlar. Dolayısıyla ülkede söz ve hak sahibi olan bir insan seçmek hakkıyla beraber o ülkenin vatandaşlık belgesini almış olur. Oy kullanmak sahip olma belgesidir. Şöyle bir örnek verelim. Herhangi bir dernekte oy kullanma hakkımız olduğunda o dernekte o insana karşın çok saygın davranılır. O vesile ile oy kullanma hakkı çok önemlidir. Ülkede oy kullanma hakkını elde edersek önemli bir şahsiyet olmayı yakalayabiliriz.

-Vatanın sahibi olunca vatana sahip çıkar diyorsunuz?

Sahip olduğumuz bir şeye asla zarar veremeyiz. Sahip olma belgesi demokrasilerde tercihli sistemle seçme hakkıdır. Bugün için şöyle bir örnek verelim; insanlara sabahları nereye gittiklerini sorarsak Türkiye de genelde herkes “işe gidiyorum” der.Ama bir Avrupalı insana sorarsanız aynı soruyu “işime gidiyorum” diye cevap verirler. İşte aradaki fark bu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

20 − six =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.