Viyana’dan sonbahar esintileri (II): Missa, Metropolis ve Zubin Mehda

Viyana’dan sonbahar esintileri (II): Missa, Metropolis ve Zubin Mehda

0
PAYLAŞ

Beethoven’in, Missa Solemnis D-Dur,op.123. eseri, Türkiye de hiç seslendirildi mi, bilmiyorum. Bir buçuk saate yaklaşan bu eseri Viyana da iki ayrı salonda ve iki ayrı orkestra,şef,koro ve solist sanatçılardan dinleme olanağını buldum. Hemde üst üste iki akşam. Bu Viyana’nın sürprizi herhalde. 1812 de açılan Musikverein, 200. yılını kutluyor. İki asırlık bir salon. Winer Symphoniker Orkestrası, Wiener Sınğverein Korosu ve ünlü Şef Philippe JORDAN, Orkestra dan Violin solo da, Anton Sorokov. Org solo da ise, Robert Kovacs. Solo seslerde dört ayrı değerli sanatçı. Soprano, İngrid Kaiserfeld. Alt, Elisabeth Kulman. Tenor, Robert Dean Smith ve Başs, Lars Woldt. Bir buçuk saate yakın süren eseri, bu tarihi salonda, böylesi bir kadrodan, soluksuz dinlemek. Hiç boş yer yok. Hiç öksüren yok. Çıt yok. Ve bir buçuk saatin sonunda kopan alkış fırtınası. Beethoven, sağlığında böyle bir alkış sağanağı gördü mü bilemiyorum.

Bir gün sonra, biraz ilerde, ayrı bir salonda, Wiener Konzerthaus da, yine aynı eser, 100. sezon programında. 200 yıllık, 100 yıllık salonlar. Biz yenilerini yıllardır yapamadığımız gibi, var olanları bile kapatıyoruz. Arada ki fark bu. Orçhestre Revolutionnaire et Romantique. Koro ise, Monteverdi Choir. Bir başka ünlü Şef, Sır John Eliot GARDNİER. Orkestra dan Violin solo da Peter Hanson. Org solo da, Johnstone Orgel. Solo seslerde de dört ayrı ses. Soprano,Lucy Crowe. Mezzosoprano, Jennifer Johnston. Tenor,James Gilchrist. Başs, Matthew Rose.

Bu isimleri özellikle belirtiyorum. Çünkü eserin güzelliğini bize yaşatan onlar. Aynı notalar, ama farklı yorumla, sesler ve tınılar, değişik salonlarda, insanın o an ki ruh haline göre de, adeta değişik tadlar sunuyorlar.

Aynı eseri, bu yazıyı hazırlarken CD den tekrar dinliyorum. Şef, John Eliot GARDNİER. 22 yıl önce 1990 da, Deutsche Grammophon GmbH, Hamburg da kaydedilmiş. Orkestra aynı ama, 21 yıl önceki kadro değil tabi. Koro da farklı, solist sanatçılarda farklı, ama şef aynı. Şimdi, CD den dinlerken de adeta tarihsel bir yolculuğa çıkılmış gibi. Bu arada ki 22 yıllık süreçte,şef kaç kez değişik orkestra ve sanatçılarla, bu eseri seslendirmiştir acaba diye sormaktan kendimi alamıyorum. İki gece arka arkaya, Beethoven’in aynı eseri. Değişik salon ve topluluklarla. Bu Viyana’ya has bir durum herhalde. Günümüzde dünya da yaşananlar, dramlar, komediler ve insan. Çağında, bu eser nasıl değerlendirildi acaba. Bu gün, hala tınılarla insanlara verilen mesajlar algılanabiliyor mu. Sorular yumağını nasıl çözümleyeceğiz.

Bir sinema klasiği, Fritz LANG’ın, “METROPOLİS” filmi. Yıllar önce galiba Sinematek de seyretmiştim bu filmi. Viyana da, Albertina Müzesinin altımdaki sinemada, Fritz Lang filmlerinin gösterime gireceğini öğrenince, yıllar sonra burada bu filmi seyredeceğim diyordum. Oysa beni, daha başka bir sürpriz bekliyormuş.Yine, Wiener Konzerthaus. 100. Sezon programı içinde, sinema ve müzik bölümü. Ve “METROPOLİS”. Geçen yıl ilk kez Viyana da dinlediğim ve hayran kaldığım Orkestra. Tonkunstler-Orchester Niederostrerreich. Şef, Frank STROBEL. Sahneye dev bir perde kurmuşlar. Film gösteriliyor. Gottfried Huppertz’in müziği, film gösterilirken, bu orkestra tarafından seslendiriliyor. İlk kez böyle bir program izlemenin heyecanını bir yana bırakalım. Salonda yine boş yer yok. Ve aralıksız iki buçuk saat süren bir müzik şöleni. İki buçuk saatin nasıl geçtiği anlaşılmıyor. Peki o şef ve orkestra aralıksız bu eseri iki buçuk saat nasıl seslendirdiler. Alkışlar dinmiyor. Yorgunluk yüzlerinden okunuyor. Ama gülümsemeleri, bu yorgunluğun mutlu tadının çıkarıldığını gösteriyor. Filmi bu gün bile güncel kılan müziğin güzelliği insanı büyülüyor. Geçen yüzyıldan, günümüze ulaşan sessiz sinemanın bu klasiği, günümüz üretim sistemi, çalışma ilişkileri ve örgütlenme üzerine, hala söz söyleyebiliyorsa, Fritz LANG’ i da, bir kez daha kutlamak gerekir. Böylesi bir programı, bir daha izleyebilme olanağı olur mu bilemiyorum.

Viyana da, müzik dinletilerinde son sürpriz. Zubin MEHDA. 76 yasında ki Hint’lı şef, İsrail Filarmoni Orkestrası ile Viyana da, 200 yıllık Musikverein de.
Geçen yıl, Zubin MEHDA’yı Aspendos da izlemiştim. Haziran da, yine Musikverein’de olacaktı. Gidelim mi diye düşünmüştük. Haziran da olmadı ama, Ekim de izlemek ve dinlemek olanağı oldu. Program Hindemith ile başladı. Viyana da, Mozart dinlenmeden dönülür mü? Program da Mozart’ın, Sinfonia Concertante.K.364 vardı. Orkestraya Violin de İlya KONOVALOV, Viola da Roman SPİTZER eşlik etti. Son eser ise aradan sonra, Richard Straus’dan dı. 76 yasındaki Şef, bütün eserleri, önünde nota tahtası olmadan ezbere yönetti. Alkışlar durmadı tabii. Ve Zubin MEHDA, Orkestra, iki bis parçasıyla teşekkür etti. Alkışlar kesilmiyordu. Ama iki saati aşan yorgunlukla, alkışlarla konser sona erdi. 30 yıl önce,1982 de, İsrail de Festival de, Zubin MEHDA, aynı orkestra ile tabi ki değişik üyeleri ile Mozart’ın bu eserini seslendirmişler. O zaman ki solistler ise, İtzhak PERLMAN ile Pinchaş ZUKERMAN. Şimdi de, o CD’yi dinleyerek, Zubin MEHDA ve İsrail Filarmoni Orkestrası ile yolculuğumuzu sürdürüyorum.

Viyana da tüm bu etkinlikleri izlerken, konser öncesinde ve arada, şarabınızı da yudumlayabiliyorsunuz. Konser sonrası şaraba devam ve üzerine bir kahve. Hele, Sacher Otel’in altında, özdeşleşen ismi le Sacher Pastası ve Viyana kahvesi de bir başka tad doğrusu.

Sabah mail de bir mesaj. Değerli dostum Vecdi Seviğ’ den. Geçen yıl, Antalya da Aspendos da, Zubin MEHDA’yı birlikte dinlemiş ve izlemiştik. 2012 Haziranın da Viyana ya izlemeye gidelim diye konuşmuştuk. Haziran da gelemedik ama ben ekimde ki bu programı izledim. Haber veriyor Vecdi Seviğ, Zubin MEHDA, İstanbul da diye. İKSV nin 40.Yıl Kutlama Programı içinde, Zubin MEHDA, aralık ayında, Floransa Maggio Musicale Orkestrası ile geliyor. Güher ve Süher Pekinel kardeşlerde, piyanolarıyla eşlik edecekler. Ben dün akşam Viyana da dinledim. Aralıkta da İstanbul da dinleriz diyorum. Ve 7 Aralık ı not ediyoruz.

Viyana da, konserlerdeki gezintimize burada bir nokta koyalım. Sırada daha, Opera, Bale,Tiyatro, Şarap ve Üzüm bağları ile bizim insanlarımız var. Türkiye ye dönme zamanı da geldi. Ara verip, Viyana’dan sonbahar esintilerini, yine sürdürmeye devam edeceğiz. Gelecek hafta Ankara dan, yine Zubin Mehda ile değil, Zubin Mehda’nın övgüyle bahsettiği bir sanatçımız ve etkinlik ile Balkan va Ankara rüzgarı ile devam edeceğiz. Bizi izliyorsanız, umarım sizleri sıkmıyoruzdur.

Küçük not. Dün Cumhuriyet Gazetesi Pazar Yazıları’n da. Viyana. “Sanat soluyan şehir”. Yolculuğumuzu sürdürdük.

________________________

Ekim 2012. Viyana. ismail.bayer1@yahoo.com

BİR CEVAP BIRAK