Yabancı akademisyenler: Türkiye diktatörlüğe gidiyor

DARIO NAVARO / AÇIK GAZETE LONDRA  – Londra’da Birckbeck Üniversitesi ev sahipliğinde Barış Akademisyenleri ile Dayanışma Konferansı’nda bir araya gelen yabancı akademisyenler ortak kaygıda buluştu: Türkiye otoriter bir diktatörlük rejimine yöneldi…

Barış İçin Akademisyenler ile Dayanışma Kampanyası’nın (Solidarity Campaign for Academics for Peace) Londra Birkbeck Üniversitesi’nde 17 Mart Cuma günü gerçekleşen, “Academic Freedom, Authoritarianism and Turkey” konulu konferansına sosyal bilim dalında önemli isimleri katıldı.

Konferansın ilk bölümünü yöneten, kendisi de Barış Bildirisi’ne imza attığı için Boğaziçi Üniversitesinde sözleşmesi yenilenmeyen Noemi Levy-Aksu, Konferansın, 25 Şubat 2017’de intihar eden Mehmet Fatih Taş’ın anısına ithaf edildiğini söyledi. Taş, Barış Bildirisi’ni imzaladığı için Çukurova Üniversitesi’nden atılmış, Türkiye’de başka bir akademik göreve girmesine de olanak tanınmamıştı.

Konuşmacıların “Türkiye’nin otoriter bir diktatörlük rejimine yöneldiği” ortakg örüşünde birleşti. Paris Nanterre Üniversitesi’nden Etienne Balibar, devletin yönlendirdiği bir iç savaşın eşiğine gelindiğini, şiddet ve aşırı şiddete karşı aktif yurttaşlık (civility ya da ‘sivilite’) yöntemleriyle karşı çıkılabileceğini savundu. Yale Üniversitesi’nden Seyla Benhabib de, önerilen Anayasal değişikliklerin yürütmenin yasama erkini gasp etmesi anlamına geleceğini, Türkiye’nin bir cumhuriyet rejiminden uzaklaşma tehlikesi ile karşı karşıya olduğunu söyledi.

Ege Üniversitesi’ndeki görevine son verilen Nilgün Toker Kılınç ise Skype üzerinden bağlanarak konferansa katıldı. Kılınç, ‘sivilite’ kavramından yararlanarak otoriterizme karşı ‘sivil itaatsizlik’ ile mücadele edilebileceğini, her itirazın bir iz bırakacağını, bu izlerin de ileride değişimin önünü açacağını belirtti.

Mardin Artuklu Üniversitesi’ndeki görevine son verilen “Barı”ş imzacısı Naif Berzan ise, yaşanan durumun absürtlüğünü Kafka’msı bir kabusa benzeterek, ancak Orwell’imsi gerçekleri tersyüz eden yeni bir konuşma tarzı ile irdeleyebileceğimizi kendi başından geçen olaylar üzerinden anlattı.

Konuşmacılar rejimin gidişatına muhalif olan insanların ‘sosyal ölüm’ kavramı ile açıklanabilecek bir durum ile karşı karşıya olduklarını ve dayanışmanın acil bir ihtiyaç olduğunu vurguladılar.

Konferansın ikinci bölümünde Yeşiller Partisi Avrupa vekili Jean Lambert ile UCU temsilcisi Rob Copeland dayanışmanın pratik ve maddi sorunları üzerinde durdular. Pen temsilcisi Caroline Stockford edebiyat etkinlikleri yapılmasını önerirken, ‘Frontline’ temsilcisi Maria Chichtchenkova imzaci akademisyenler şu anda ön saflarda oldukları için onların maddi manevi yüklerine ortak olunmasını istedi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

fifteen − 1 =