Yabancıya gitmesin…

Birkaç gün evvel, ¨Hayali cihana değer!¨ denilecek tarzda bir haber, Açık Gazete’de yer aldı; bilmem ki, yoksa kaçırdınız mı?
Okur okumaz, tarih yazarı Feridun Fazıl Tülbentçi rahmetlinin eskiden radyoda anlattığı tarihî menâkıp, yani kahramanlık hikâyeleri aklıma geldi ve dahi, biz bir zamanlar ne cihangirler yetiştirdik diye babalarım tuttu.
¨ ‘Adaları Türkiye’ye sat’ önerisi¨ başlığıyla 22 Şubat günü yayınlanan habere bakılırsa, kesesi işe yaramaz hâle, gelmiş, hazinesi tam takır kuru bakır durumdaki Yunanistan’a, tuzu kuruda olan Avrupalı dostlarından akıl gönderiliyordu.
Yunanlılar akıl vermeyi bırakın para verin, dedikçe, dünyada en ucuz şey akıl olduğundan onlar ¨Sepet sepet yumurta, sakın benim unutma¨ diyor, akıldâneliğe devam ediyordu.
Avusturya Ticaret Odası’ndan bir yetkili çıkıp demiş ki, ¨Yunanistan boş boş duran adalarını ne yapacak, boş duracağına, Türkiye’ye satsın…¨
Hay ağzına sağlık, biz de zaten Türkiye’de bunu bekliyorduk…
İşe Kardak’tan başlamalıyız, ikide bir Türk Sahil Muhafaza botlarıyla Yunanlılar denizde dalaşıyor, önce şu işi çözelim.
Cânım Bodrum’un azıcık ötesindeki çupura balığı kaynayan Kardak Adası yok mu, iki de bir Yunan kardeşlerimizle aramızda takaza konusu oluyor: Yok senindi, hayır benimdi
Bu mevzuda Hacivat ile Karagöz gibiyiz Rumlarla…
Aramızdaki şey, yıktın perdeyi eyledin virân vaziyetidir, anlayacağınız…
Düpedüz bir kayalıktan başkası olmayan Kardak gibi, ellerindeki kayalık, adalık, ada, artık Allah ne verdiyse, Yunan tapusunda kalmış bu şirin emlakları Türkiye’ye devretsinler, deniyor!
Yabancıya gitmesin de…
Bilirsiniz, Türkçe’de komşuluk üzerine meşhur deyişler vardır.
¨Komşuda pişer, bize de düşer!¨ lügatta en başta gelir. Bu, açgözlülüğün ifadesidir ve evin babası işsiz, annesi mutfak tembeliyken, yan komşuda külbastı tavası pişince gelen et kokusuyla yutkunan çocuklara denilir ki, ¨Dert etmeyin evlatlarım, bugünü de kurtardık, nasılsa komşuda pişer, birazı da bize düşer…¨
Benim sevdiğim deyişlerin başındaysa, ¨Komşu komşunun külüne muhtaçtır¨ sözü gelir.
Bu sözü pek komünistçe bulurum, ondan mı severim nedir?!
Düşünsenize, komşu ötekisinin atığına, külüne dahi itibar ediyor; bundan iyi paylaşımcılık olur mu?!
Osmanlı tarihinin ünlü komünisti İştirakçi Hilmi gelse bu kadar olur…
İngiliz şair George Herbert’ın bayıldığım bir lafı var, 600 yıl evvel söylemiş, ben birkaç yıldır bayılıyorum: ¨Komşunu sev, ama aradaki duvarı kaldırma…¨
Şimdi, bu durumda, Yunan komşularımızı seveceğiz ama aradaki duvarları da kaldırmayacağız.
Euro-Kapitalizmin sözcüleriyse, canına okudukları Yunanistan’ı gözden çıkardıkları için rahat konuşuyorlar ve diyorlar ki ¨Adaları satıverin¨…
Olur, biz alıcıyız…
Beni iltihakçı, işgalci, milliyetçi fırsatçı, yahut Latincesiyle söylersek annextere, yani bir başka ülkenin topraklarını kendi toprağına katmak amacında görmeyiniz.
Benimkisi, laf ola beri gele ve ¨Mal yabancıya gitmesin¨ üzerinedir.
Emlakçı yazar oldum, çıktım…
Öyle ya, şimdi mesela Kalolimnos’u Almanlar alsa, İsveç bayrağı Syros’ta dalgalansa, İstanköy-Kos adasını Ruslar kapsa, Kaş’ın hemen ucundaki Meis adasını da Çin Halk Cumhuriyeti gelip ! Dolarlık malların çöpüyle doldursa…
Elinizi vicdanınıza koyun, kimseye söylemeyin, içinizden konuşun, bana email atarsanız da olur, ama siz bilirsiniz, bunu ister miydiniz?
Çiftetelli Türkiko şinanay yavrum diye şarkı söyleyip rakı içen, yaprak sarmasıyla cacık yedikten sonra enginarlı pilakiye kaşık sallayan Rum kardeşlerimizin adaları da bizimdir, satacaklarsa Anadolu’daki Türk kardeşlerine satsınlar…
Mal yabancıya gitmesin yani…
Sonra, Bodrumlu şivesiyle söylersek, kardeş kardeş otturupduru…
Bunun siyasi tarihte örnekleri de çoktur: Alınız Alaska’nın Rusya’dan ABD’ye satılarak eyalet yapılmasını, alınız Florida’nın ve dahi Teksas’ın İspanyol Krallığı’ndan para karşılığında elde edilmesini, alınız mesela Caz kenti New Orleans’ın Fransızlara çil çil altın verilerek Amerikan kenti yapılmasını; daha durun bitmedi, alınız Montreal ve Quebec bölgesinin Kanada’ya Fransa’dan fatura edilmesini…
İrsaliyeli faturayı kestiler mi satıveriyorlardı… Yeter ki paradan haber ver!
Meis Adası’nda, dünyayı çöplüğe çeviren Çin’in ne oldum delisi yeni kapitalistlerini görmek yerine, biz Rum kardeşlerimizle müzisyen, rahmetli Rum vatandaşımız Yorgo Bacanos’un Ud Nihavend taksimini dinleyerek meyhane keyfi yapsak fena mı olurdu?!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.