Yalıçapkınının son sığınağını böyle yok ettiler!

YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE – Dünyada en batıda Antalya çevresinde yaşayabilen İzmir yalıçapkınının sığındığı son yaşam alanlarından biri olan Düden Çayı kıyısındaki bitki örtüsünün yok edilmesi tepki çekti…

Antalya’nın dünyaca ünlü Düden Şelalesi’nin denizle buluştuğu bölgede DSİ tarafından yapılan bitki örtüsü kesimi tepkiye neden oldu. Düden Çayı’nın Çağlayan Mahallesi’ndeki kesiminde ‘temizlik’ amacıyla yapıldığı belirtilen bitki örtüsü kıyımının bir kaç yüz metre aşağıdan denize dökülen ve her gün binlerce turisti bölgeye çeken şelalenin çamurlu akmasına neden olabileceğini belirten Biyomühendis Hüseyin Çağlar İnce, “Antalya’nın markası Düden Şelalesi en ufak yağmurda bulanık akacaktır. Eskiden dere habitatı bunu kaldırabiliyordu. Derelerin ağaç ve toprakla bağlantısı kesilerek yapılan kanallar fazla yağmur suyunu kaldıramaz. Ayrıca burası İzmir yalıçapkınının dünya üzerinde en batıdaki yayılış noktalarından birisi. Buradaki ağaçlar kesilince buradan yıl boyunca geçen ve üreyen yüzlerce kuş türünü Antalya’da kovalamış olacağız” diye konuştu.

Antalya’nın Muratpaşa ilçesi sınırlarındaki falezlerden denize dökülen Düden Çayı, bu alanda ikinci bir şelale oluşturarak büyük bir görsel şölen sunuyor. Her gün binlerce turistin ziyaret ettiği doğal sit alanı niteliğindeki şelale ve çevresi, ‘Düden Parkı’ olarak hizmet veriyor. Ancak şelalenin bir kaçyüz metre yukarısında bulunan bitki örtüsünün ‘temizlik’ amacıyla tıraşlanarak yok edilmesi şelale için endişe yarattı.

BİYOMÜHENDİS İNCE: ‘BİTKİ ÖRTÜSÜ KESİLİNCE EKOSİSTEM ÇÖKÜYOR’

Düden Çayı’nın Çağlayan Mahallesi, 2044 Sokak’ta yer alan batı sahilini kapsayan kesimin DSİ 13. Bölge Müdürlüğü’nce yapıldığı belirtiliyor. Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Biyomühendis Hüseyin Çağlar İnce, nehir kıyısında bulunan ağaç ve bitki örtüsünün yok edilmesiyle alandaki eoksistemin tamamen çöktüğüne işaret ederek, “Ne yazık ki son yıllarda yüzeysel bir çevrecilik, sahte bir doğa sevicilik ortaya çıktı. Çok ilginç bir şekilde doğayı rakamlarla algılayıp, rakamlarla seviyoruz. Örneğin müthiş bir ekosistemin bağlı olduğu ağaçlar kesildiğinde sadece ağaçlara odaklanıyoruz. ‘1000 ağaç kesildi ama 2000 ağaç dikildi’ denildiği zaman bir sorun olmadığı düşünülüyor. Ancak madalyonun diğer yüzü öyle değil. Bir nehir kıyısında bulunan ağaçlar ve bitki örtüsü kesildiğinde buna bağlı olan ekositem zinciri tamamen çöküyor. Nehrin makro ve mikro düzeydeki tüm ekolojik sistemi çöküyor” dedi.

 

ANTALYA’NIN MARKASI DÜDEN ŞELALESİ ÇAMURLU AKABİLİR

Bitki örtüsü yok edilen nehir yataklarında mikrobiyolojik faaliyetin çökmesiyle birlikte sucul canlı yaşamın da etkilendiğine dikkat çeken İnce, “Nehir eski berraklığını kaybedip bulanık akmaya başlıyor. En küçük yağışta bile nehir çamur akan bir kanala dönüşüyor. Diğer taraftan orada bulunan canlı türleri yok oluyor. Eğer nehir bir de kanal sistemi haline gelirse toprakla ve ağaçla bağlantısı kesilen dereler sel baskınlarına sebep oluyor. Antalya’nın markası Düden Şelalesi de en hafif yağmurda bile bulanık akacaktır. Eskiden dere habitatı bunu kaldırabiliyordu. Derelerin ağaç ve toprakla bağlantısı kesilerek yapılan kanallar fazla yağmur suyunu kaldıramaz. Ağaçları kesip, bitki örtüsünü yok ettiğinizde Boğaçayı ve Düden bitiyor. Ayrıca burada sorun sadece ekosistem sorunu değil. Antalya’nın simgelerinden Düden şelalesinin artık en ufak yağmur damlasıyla çamur akmasını, Boğaçayı’ndan gelmeyen çakıllar nedeniyle Konyaaltı plajının yok oluşunu izlemek durumundayız. Ayrıca sel baskınlarını iyi yağışlı geçen kış sonlarında daha sıklıkla görebiliriz” görüşünü dile getirdi.

‘ANTALYA’NIN BİTKİLERİNİ YOK EDİP YABANCI BİTKİ GETİRİLMESİ TUHAF’

‘Doğadabuan’ kitabının da yazarı olan ve uzun yıllar doğa koruma projelerinde çalışmalar yürüten Biyomühendis Hüseyin Çağlar İnce, son yıllarda ortaya çıkan peyzaj anlayışının da sorunlu olduğuna değinerek şöyle konuştu: “Dünyanın en güzel şehirlerinden birisi olan Antalya’nın şehir içine de yansıyan kendi muhteşem doğasını yok ediyoruz. Parklarda kullanılan yabancı ağaç ve çalılar sulama, ilaçlama, bakım, işçilik gibi birçok ekonomik gidere neden oluyor. Burada yapılan ilaçlamalar nedeniyle artık parklarda kelebek göremiyoruz. Kuşların sayıları bu nedenle azaldı. Mevcut peyzaj anlayışının doğaya zarar verdiği bile söylenebilir. Avrupa’nın en zengin bitki coğrafyasında bulunan Antalya’da bölgenin kendi bitki ve ağaçlarını kesip yok ederek yerine yabancı bitkilerin getirilmesi tuhaf bir durum. Bölgenin bitkileri hem buranın havasına ve suyuna uyumlu hem de aromatik özelliklerle mitolojik efsanelere sahip.”

İZMİR YALIÇAPKINININ SON SIĞINAKLARINDAN BİRİYDİ

Tıraşlanarak bitki örtüsü yok edilen bölgenin İzmir yalıçapkını (Halcyon smyrnensis) adıyla anılan kuş türünün dünyada en batıdaki yayılış noktalarından biri olduğuna işaret eden İnce, daha batıda Patara sazlığı ve Köyceğiz Gölü kıyısında yaşamını sürdüren türün her bölgede sadece birkaç çift kaldığının altını çizerek, Buradaki ağaçlar kesilince buradan yıl boyunca geçen ve üreyen yüzlerce kuş türünü Antalya’dan kovalamış olacağız” diye konuştu.

Konuyla ilgili başvuruya yanıt veren Antalya Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü yetkilileri, söz konusu alandaki çalışmaların DSİ tarafından yürütüldüğünü kaydetti.

Önceki haberDepoya konmadan aylarca dayanabilen yerel soğanlara ne oldu?
Sonraki haberBir özgürlük ilanı: “Tahliyemi talep etmiyorum”
Yusuf Yavuz
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

5 + 17 =