Yasak ses: Ayşe Şan

PAYLAŞ

O ses çok uzaklardaydı aslında. Dicle Radyosunu aramak cok zor olduğundan frekansımız değiştirilmezdi. Kürtçe söylenen bu cıngılı bulduk mu annemle babamdan daha mutlusu olamazdı, gerçekten de o radyo istasyonundan gelen ses bizim sesimiz olurdu. Kürtçe anlamazdık biz. Annemle babam bize anlatırdı şarkıların hikâyelerini… Yasak olduğunu bilirdik Dicle’nin, çocuk aklıyla, gizlice yapılanların dağın göremediğimiz tarafında olduğunu düşünürdük. Ben de radyo istasyonun hep orada olduğunu ve Ayşe Şan’ın gelip oradan şarkı söylediğini hayal ederdim. Benim için Almanya da oradaydı.


Ayşe Şan çok acı çekmişti, oğlu, annesi, babası kardeşleri ölmüştü. Kimsesiz kalmıştı. Bir gün Kürtçe şarkı söylerken duymuşlar ve onu Almanya’ya sürgüne göndermişlerdi. Annem ve babam bize bu şekilde anlatırdı Ayşe ŞAN’ı. “Eyvah ana, kimsesizim” şarkısını Ayşe Şan, kürt bir kadın için söylüyormuş. Kadının oğlu ölünce kadın acısını herkesle paykaşmak istemiş ve bunun için de paylaşmaktan korkmayan Ayşe Şan’dan oğlu için bir ağıt yakmasını istemiş. O, hem kendi acısını hem de başkalarının acısını hiç korkmadan şarkılara dökmüş. 


Babam tam bir Mustafa Kemal hayranıydı. Bu hayranlığından dolayı bilirim ki babamın Ayşe ŞAN’a olan sevgisi Şan’a yüklenen bölücülük suçundan ileri gelmemekteydi. O gerçekten yaralı bir kürt kadınıydı ve içi acıyınca söylerdi tüm şarkılarını ve babam da sırf bu masumluğundan dolayı dinletirdi bize. Sezen Aksu’yu tanıyıp da Ayşe ŞAN’ı tanımayanlara göre çok şanslı büyüdük. Öyle bir kültürle beslendik ki biz hem yasak sesleri tanıdık hem de herkesçe sevilenleri. Tanımayanlar da muhakkak duymuşlardır onun bestelerini:


“Gelmiş bahar geçmiş yazlar neyleyim/ Dinleyin derdimi dağlar söyleyin/ O yardan bir haber verin öleyim/ …/ Halim çok perişan bağrım yaralı/ Bu dünyada bir yar sevdim el aldı/ Konuşacak eşim dostum kalmadı vallah valla/Koklayacak bir tek gülüm kalmadı vallah vallah”


Hala hatırlamayanlar için:


“Sürme çekmiş gözlerine


İnandım yar sözlerine.


Mail oldum gözlerine



Ah le demo, vah le demo


Ben kurbanım sana demo


Vay le demo le l e le demo


Le le le demo”



Vatanın hasretini yüreğindeki masum sesle ifade eden bir kadının ardı sıra duyulan acı için Ayşe ŞAN’ın sözlerini iletiyorum:


“Ezilmişlik, kendisiyle beraber büyük acı ve keder yaratır. Eğer bizimde özgür bir ülkemiz olsaydı, halkımız da kendi değerlerinin kıymetini bilirdi. Biz halkımızın ve ülkemizin ezilmişliğine feda olacağız.”( bkz: kommuzik.com )


Fedakârlığından ötürü bir teşekkürün az olduğu utancıyla sevenlerinin Taçsız Kraliçe’yi unutmayacağından eminim. 
 
 
Ayşe ŞAN (1938- 18 Aralık 1996)


1938 yılında Diyarbakır’da doğan Ayşen ŞAN, baba evinde kurulan dengbêj (ozan) divanlarıyla yaşama gözlerini açar. Babasının denjbêj olması nedeniyle küçük yaşta müzikle tanışır. Müzik hayatına  Diyarbakır’da kadın cemaatlerinde ilahiler söyleyerek başlar.


Dokuz yaşında babasını yitiren Şan, kadının şarkı söylemesine olan toplum baskısından Antep’e giderek çalışmalarını orada sürdürür. Ancak Kürtçe şarkı söylemenin yasak olması sebebiyle 2 yıl sadece Türkçe şarkı seslendirir.


1963 yılında sanatın merkezi olarak gördüğü İstanbul’a gider..
İstanbul’da Kürtçe ve Türkçe konserler verir. ‘Ez Xezalım’ adlı parçasıyla ünlenir, daha sonra çıkardığı Kürtçe-Türkçe ilk kaseti, onun tanınmasına sağlamanın yanı sıra yasal baskıları da artırır. Kürtçe müziğin yasak olduğu bu yıllarda baskılara daha fazla dayanamayan Şan, Türkiye’yi terk ederek Almanya’ya gider. Burada sanat ve yaşam mücadelesini sürdürmeye çalışırken 18 aylık kızı Şahnaz’ı yitirir. Direndiği baskılara bir de duygu dünyasındaki bu büyük yıkım eklenir. (Şan’ın dillere destan “Qederê” adlı parçası bu yıllarda yazılır ve söylenir.) Bir süre burada yaşadıktan sonra Almanya’dan İstanbul’a geri döner. Fakat İstanbul’da yaşamı umduğu gibi iyi gitmez. Artık üç çocuk sahibi bir anne olan Şan bu kez, söylediği şarkılar nedeniyle baskı ve tehditler ile karşılaşır. Çocuklarının da bu durumda kendisini yalnız bırakması üzerine 1979 yılında Bağdat’ın yolunu tutar.


Bağdat’ın Sesi Radyosu’nda Eyşana Eli adıyla sesini duyurmaya başlar. Dönemin Hewler Valisi’nin daveti üzerine Hewler’e giden Şan birçok konser verir. Burada birçok sanatçıyla tanışma fırsatı bulur. Ayşe Şan’ın hayatından etkilenen sanatçı Cizrawi, ‘Le le le waye, Eyşane le waye, çav biçuke le waye’ gibi Ayşe Şan’ın aşkını dilendiren şarkılar seslendirir.


Ayşe Şan, kardeş ve akrabalarının ölüm tehditleri yüzünden doğduğu, çok sevdiğini her fırsatta dile getirdiği Diyarbakır’a bir daha gidemez. Sadece annesinin ona sahip çıkması, sevdiği şehre gitmesi için yeterli olmaz. Annesi’nin, kanser hastalığına tutulan Ayşe Şan’ı göremeyişi ve Şan’ın annesine duyduğu özlem şarkılarında dile gelir. Bir dönemin bütün gençlerini etkileyerek o dönemin efsanesi haline gelen “Dayike” (ana) isimli şarkısını o zamanlar seslendirir.


Ayşe Şan 18 Aralık 1996 yılında İzmir’de kanser hastalığına yenik düşer ve yaşamını yitirir.

CEVAP VER