Yeşil kart kader mi?

Sosyal devlet olmak öyle kolay değil.

İster sosyalist ol, ister komünist.

İster sosyal demokrat ol, ister demokratik sol.

Adınde “sosyal” kelimesi var diye sosyal devlet olunmuyor.

Parti programında “iktidara gelince sosyal devletin gereklerini yerine getireceğim” diye vaat edebilirsiniz ama hantal devleti bir günde sosyal devlet yapamazsınız.

Bakınız en baba İskandinav ülkelerine.

Oralarda bile hala tam bir sosyal devlet kültürü, anlayışı ve uygulaması yerleşmiş değil.


Sosyal devletin en güçlü ve var olması gereken ayaklarından biri halkın sağlığı.

Doğaldır ki sağlık hizmetlerinin en az katılım payı ile ve eşit şekilde halka yansıltılması sosyal devletin görevlerinden biri…

Bizim sosyal devlet anlayışımız ise daha farklı.

Fakir-fukara ve guraba sömürüsüne çok açık bir kültür anlayışımız var.

Bu sömürü illetine, biraz da dini motif eklediniz mi değmeyin keyfinize.

Ramazanda ayrı istismar.

Misal: İftar çadırları.

Seçim zamanı başka bir istismar.

Misal: Koli-koli makarna, kapı-kapı pirinç yardımı…

Tabii “yeşil kart” uygulamasını ıskalamamak lazım.


Bütün bunları anlatırken aslında sözü yeşil karta getirmeyi amaçladım.

Yeni öğrendim.

En fazla Yeşil Kartlı Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi 2007 sonuçlarına göre 1.5 milyon nüfusa sahip Şanlıurfa'da yaşıyor. Bu şehirde 592 bin 669 kişinin Yeşil Kartı bulunuyormuş. 1 milyon 400 bin nüfuslu Diyarbakır 518 bin 782, 979 bin nüfuslu Van ise 495 bin 752 Yeşil Kartlı sayısıyla ilk 3 il arasında yer alıyormuş. Uygulamanın başladığı 2003'ten bu yana 6 milyon 30 bin 863 kişinin Yeşil Kartı ise çeşitli nedenlerle iptal edilmiş.

Türkiye’de şu anda 9 milyon 396 bin 255 yurttaşımızda yeşil kart varmış.

Varmış değil, bu kadar milyon fakir-fukara yeşil kart almak zorunda kalmış. İstisnalar ve suistimaller hariç.

Sağlık hizmetlerinden ücretsiz yararlanmak için devletin kapısına dayanmış milyonlarca muhtaç insan.

“İşim yok, gelirim yok, emekli maaşım yok.. Elden ayaktan düştüm. İlacımı verin de bari, biraz daha yaşayayım”diye devletin kapısına dayanan yurttaşımın günahı mı bu tablo?

Kesinlikle hayır.

Kahrolsun fakirlik.

Kahrolsun işsizlik.

Kahrolsun az gelişmişlik.


Kentte aşayanların üçte biri devletin kapısına dayanmış.

Sosyal devlet olarak sağlık hizmeti vermesi için.

Yeşil kart için devlete muhtaç olan Şanlıurfalı m suçlu?

Kesinlikle hayır..

Nüfusunun beşte biri yeşil kart kullanmak zorunda kalmış.

Bu, Yozgat’lının suçu mu?

Başkent’in dibinde, hatta Ankara ile aynı bulutu paylaşan, Şanlıurfa’ya, Van’a, Yozgat’a bir türlü zenginlik ışığı düşmüyor.

Vazgeçtik güneş ışığından,  el feneri ışığı düşse yeter.

Ama nerde…

Doğuştan kaybedenler belli ve değişmiyor kaderleri.

Deniz Feneri’yle uğraşmak durumunda kalanlar  “yeşil kart” uygulamasını kaldırmak için daha şimdiden planlar yapıyormış.

Eli kulağında..

İki yıl içinde “yeşil kart” kalkabilirmiş.

Yerine ne koyacaklarını bilemem.

Alacakaranlık bir kere basmaya görsün fakir fukara kentlerin üstüne…

Sağlık hizmetleri hak getire…

Kuşaktan kuşağa fakirlik, çaresizlik, umutsuzluk da cabası…


Şimdi gelin de bu ülkenin sosyal devlet olacağından bahsedin.

Yakındır, Mart ayındaki yerel seçimlerde en çok vaat edilecek şey yine sosyal devlet ve edebiyatı olacak.

Bekleyiniz. Az kaldı.

Vaat etmek çok kolay.

Kimse farketmez.

Gören gözler bir anda görmez olur.

Bunu en iyi siyasetci bilir.

Vaat ettiği için oyunu toplar..

Seçimden sonra söz verdiği vaatleri halkın unutacağını bilir.

Kandırmaca vaatlerin üstünü pembe bir şalla örter.

Olur biter…
 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.