Yeni küresel modern toplum ve muhafazakarların sınavı

Yeni küresel modern toplum ve muhafazakarların sınavı

0
PAYLAŞ

Modern ulus devlet kuruluş aşamasında, özellikle sonradan bir modern ulus devlet olma halindeki toplumlarda doğası gereği üstten inmeci, elitist ve uygulamada zorlayıcı gücü kullandı. Kullanır.

Tarihte olan ne varsa biricik ve seçeneksizdir. Öyle olmasaydı ne olurdu? tarih biliminin sorusu değildir. Tarihi geçmişi değiştirmek için değil şimdiyi anlamak ve geleceği tasarlamak için öğreniriz.

Toplumsal dokunun modernize edilmesi iddiasında olan devletin kullandığı araçlar günümüz algısında kabul edilemez görünse de süreç içerisinde çok partili siyasi yapı, seçme seçilme hakkı, insan hakları, demokrasi, evrensel hukuk gibi o dönem için yeni kavram ve uygulamaların toplumda tanınmasına ve yerleşmesine de zemin hazırladı.

Bazı tarihçilerin II Mahmut döneminden bazı tarihçilerinse Cumhuriyetin ilanından sonra başladığını öne sürdüğü modern ulus devlet süreci iki boyutta işledi.
Bir yandan dayatmacı bir uygulamayla da olsa çağdaş toplumsal kazanımlar toplumsal dokuya nüfuz ederken bu kazanımlar sonuncu günlük hayatta zor kullanan devlet de yeni kavramların potasında eleştirilmeye başlandı.

Siyasi üslup demokrasi, hukuk, seçme, seçilme gibi kavramlarla ışıldarken içerikte bu kavramlara uymayan militarist uygulamalar vardı.

Zamanla üslup da içeriği etkilemeye başladı. Yani demokrasiyi öğrenmeye başladık. Modernizmin gündelik hayatta uygulanma araçları da içerik bağlamında reforma uğradı.

Şimdi Yeni Küresel Modernizm zamanı…
Ancak modernleşme sürecinde dışlanan ve zora maruz kalan muhafazakar kesimin ne yazık ki bir kendini eleştirme, tarihteki doğruları eleme sürecinden geçmediği, geçmişle hesaplaşma hesap sorma zemininde hareket ettiği gözleniyor. Dayatmayı bir benimsetme aracı olarak kullanma eğilimindeler.

Başbakan’ın Topçu Kışlası’nın yeniden taklidinin yapılması ile “tarihi ihya edeceğiz” sözü bu bağlamda önemli. Çatışma tarihini değil de ortak yaşama tarihinin ihya edilmesi gerekiyor.

Yeni Küresel Modernizm gençlerde ve biz yaşlarda Devlet Sanatçısı Gülsin Onay’da somutlaşıyor. Bir yanda modernleşme sürecinin somut sonucu, kürenin dört bir yanında çağdaş Türk Klasik müzik bestecilerinin eserlerini seslendiren Onay diğer yanda kullandıkları araçlarla dertlerini küçük bir alandan küresel düzeye taşıyabilen 1980 sonrası doğan genç insanlar…

Kuruluş döneminin elitist tavrından sıyrılan, elit olmanın elitist olmak anlamına gelmediğini, farlılıkların üstünlük değil bir arada yaşama kültürünü geliştirme olgunluğunu beslemek olduğu kavranma sürecindeyiz.

Bir yanda sivil eyleme katılarak katkıda bulunan Onay diğer yanda “Bir kaşık suda boğarız” söylemi.

Bu noktada yeni modernler sınavı geçti. Artık statükoyu, militarizmi, elitizmi eleştiren bir modernlik anlayışı yayılıyor. Gezi Parkı eylemlerinin tüm toplumsal dokuyu kapsaması da bunun göstergesi…

Şimdi sırada yıllarca ötekileştirilmiş iktidardaki muhafazakarların bugünün çağdaş algısını sindirip sindiremeyeceği meselesi var…Muhafazakarlar önemli tarihi bir sınavdan geçiyor.

Farklı olalım ama bir arada yaşamasını bilelim. Taksim’i ezmek iş değil.
Modern ulus devlet sürecinin kazanımlarından geriye dönmenin tarihsel olanaksızlığını kavramak ve geleceği bu rotada kurgulamak gerekiyor…
Bugünü doğru anlamak önemli…

BİR CEVAP BIRAK