“Yer ve zamanlama provokasyon ifadesi”

“Yer ve zamanlama provokasyon ifadesi”

0
PAYLAŞ

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD Başkanı Barack Obama ile Beyaz Saray’daki görüşmesi planlanandan yaklaşık 1 saat daha uzun sürdü.

Erdoğan, Willard İntercontinental Oteli’nde yaptığı basın toplantısında, “herkesi derinden üzen” terör saldırısına dikkat çekerek, şunları kaydetti:

“Tokat Reşadiye’de devriye görevine çıkan jandarma aracına çapraz ateş açmak suretiyle 2 uzman çavuşumuz, er ve erbaş olmak üzere 7 evladımız şehit olmuştur. Bu hain pusunun yeri ve zamanlaması milletimizin nasıl bir tertip ve provokasyonla karşı karşıya olduğunun da açık bir ifadesidir. Bugün kurumlarımız ve aziz milletimiz bu kalleş pusunun özellikle arkasında yatan emelleri ve niyetleri basiretle, ferasetle değerlendirecektir. Şehitlerimize bir kere daha Allah’tan rahmet diliyorum, ailelerine, güvenlik güçlerimize ve milletimize sabır ve metanet temmeni ediyorum. Tabii ki bu alçakla saldırıyı gerçekleştirenler, planlayanlar, bunun taşeronluğunu ve tetikçiliğini üstelenenler bunun bedelini de ağır bir şekilde ödeyeceklerdir. Tekrar söylüyorum; bu saldırının önünde arkasında kim varsa hepsi bunun bedelini en ağır şekilde ödeyeceklerdir.”

ÖNEMLİ ADIMLAR ATILMAYA BAŞLANDI

Obama’nın ilk ziyaretini Türkiye’ye yapmış olması ve burada Türk-Amerikan dostluğunu model ortaklık olarak tanımlamış olmasının, Türk siyasetinde ve kendileri üzerinde farklı bir sürece işaret ettiğini kaydeden Erdoğan, bu model ortaklıkla ikili ilişkilerin içeriğinin nasıl doldurulacağı sürecinde de önemli adımlar atılmaya başlandığını bildirdi.

Erdoğan şöyle devam etti:

“Tabii ki, bunun ekonomik boyutu var. Bunun bilimde, sanatta, teknolojide, askeri siyaset alanında birçok boyutu var. Bu süreci bizim tarafımızdan da takip edecek bir-iki arkadaşımızı tayin ettik, Başbakan Yardımcımız Ali Babacan ve Ekonomiden sorumlu Devlet Bakanım Zafer Çağlayan. Çok yakında bu süreci takip etmek üzere inanıyorum ki aramızdaki bu ikili ilişkileri geleceğe çok daha farklı şekilde taşıyacaklardır.”

Orta Doğu, Irak, İran’ın nükleer programı çerçevesinde bölgesel müşterek atılan adımların varlığına ve Afganistan’da müşterek çalışmaların sürdüğüne işaret eden Erdoğan, “Afganistan’da şu andaki süreçte iki ay kadar önce oraya gönderdiğimiz ilave güçlerle üçüncü kez komutayı Türk Silahlı Kuvvetleri ele almış vaziyette. Eğitim çalışmalarına verebileceğimiz destekler, il imar timi konusunda şu ana kadar attığımız ve bundan sonra atacağımız adımlar, bunları görüşme fırsatımız oldu.”

Bir diğer önemli adımın da enerji konusu olduğunu ifade eden Erdoğan, enerjide Türkiye’nin transit ülke olduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti:

“NABUCCO anlaşması biliyorsunuz imzalandı ve ciddi adımları şu anda atmaya hazırız. Azerbaycan ile görüşmelerimiz devam ediyor. Bu konuda da ben önemli mesafelerin alınacağına inanıyorum. Tabii Azerbaycan’ın yanında orada Statoil, Total gibi, British Petrol gibi şirketlerin önemi var.”

Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki süreci görüştüklerini kaydeden ve bu sürecin çok önem arz ettiğini belirten Erdoğan, “Türkiye Ermenistan ilişkilerini ilgilendirmesi bakımından bu önemli. Minsk üçlüsü olarak ABD, Rusya ve Fransa’dan burada çok daha ivmeyi yükselterek farklı bir sürecin sürdürülmesini kendileriyle görüştük. Bunun, süreci çok olumlu etkileyebileceğini söyleyebilirim” dedi.

Türkiye-Ermenistan arasındaki normalleşme sürecinin bununla çok ilgili olduğunu kaydeden Erdoğan, “Türkiye olarak yönetim açısından bizler bu konuda kararlıyız” dedi.

Erdoğan, bir diğer önemli adımın atıldığına da değindi ve sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bir diğer önemli adım burada özellikle yine Türkiye’de terörle süreç ki, 5 Kasım 2007’de yine bu odada yapılan açıklama çok önemliydi. Bölücü terör örgütünü burada ABD-Türkiye ve Irak’ın ortak düşmanı olarak ilan etmiştik. Çünkü terör, tüm insanlığın ortak düşmanı. Burada İkiz Kuleler vurulduğu zaman terör konusundaki hassasiyetimiz ne olduysa her ülkede terör konusundaki hassasiyetimiz budur. Çünkü terörün dini, milleti, ırkı, vatanı yok. Yine özellikle bölgede Türkiye olarak bu nükleer programa yönelik müşterek yapabileceğimiz çalışmaları müzakere ettik. Bu sürecin diplomatik yollarla çözümü noktasında üzerimize düşen ne gerekiyorsa, bizim üzerimize ne düşüyorsa biz onu yapmaya hazırız. İsrail-Filistin, İsrail-Suriye tüm bu ilişkilerde Türkiye olarak üzerimize düşen neyse bunları yapmaya hazırız. Çünkü küresel barışın sağlanmasında başta ABD üzerinde büyük görevler olduğuna inanıyorum.”

KIBRIS’TAN ASKER ÇEKMEK DİYE BİR ŞEY DÜŞÜNÜLEMEZ

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan “Kıbrıs’tan asker çekmek diye bir şey söz konusu değil, böyle bir şey olamaz, düşünülemez. Bu teklifi bize getirenler önce bu teklifi Güney’e getirsinler” dedi.

Erdoğan, şöyle devam etti:

“Öncelikle Sayın Obama’nın Türkiye ziyaretinde ifade ettiği gibi model ortaklık kapsamında ikili ilişkilerimizin bundan sonraki sürecine yönelik ne gibi adımlar atabileceğimizi görüşme fırsatımız oldu. Tabii bunun içinde ekonomik ilişkilerimiz başta olmak üzere, bilimde, ileri teknolojide, askeri ve siyasi alanlarda neler yapabileceğimizi görüştük ve geleceğe yönelik Amerika tarafı iki üst düzey elemanını görevlendirirken bizler de Türkiye tarafı olarak Başbakan Yardımcımız Ali Babacan Bey ve Dış Ticaretten ve Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanımız Zafer Çağlayan Beyi görevlendirdik. Şu anda da kendileri görüşme halindeler ve bundan sonraki sürece yönelik daha kararlı bir adım atalım, örneğin; nitelikli endüstri bölgeleri gibi birçok askeri alanda atabileceğimiz araç gereç noktasındaki çalışmalarımız olsun, dış ticaretteki performansı daha da artırmaya yönelik adımları görüşecekler.”

Terörle mücadeleye yönelik konuları da ele aldıklarını belirten Erdoğan şunları söyledi:

“Tabii bundan sonraki diğer görüştüğümüz en önemli alan terörizme yönelik ortak mücadelemiz aynen 5 Kasım 2007’deki Oval Ofis’teki kararlılık ne ise ‘Amerika, Türkiye ve Irak’ın bölücü terör örgütü ortak düşmanıdır’ anlayışını aynı şekilde bugün de pekiştirdik. Bundan sonraki süreçte bu devamlılık, süreklilik ile birlikte aynen devam edecektir. Bu da burada teyit edildi. Ve neler yapmamız gerekiyorsa bunları Kuzey Irak’ta olsun, uluslararası platformda olsun birlikte yine anlık istihbarat paylaşımı ile birlikte diğer konularda da sürdüreceğimizi teyit ettik.”

AFGANİSTAN

Başbakan Erdoğan, “Amerika Kandil’in boşaltılması konusunda bir adım atacak mı? Somut bir adım atacak mı? Böyle bir şey istediniz mi? Kendileri buna ne yanıt verdi. Amerika’nın Afganistan konusunda Türk muharip asker beklentisi sürüyor mu yoksa bir uzlaşıya varıldı mı?” şeklindeki sorular üzerine şunları söyledi:

“Kandil noktasında böyle bir konumu biz şu anda zaten kendimiz başından itibaren sürdürdük. Bundan sonraki süreçte de ancak istihbarat paylaşımı hususundaki birlikteliğimizi aynen devam ettireceğiz. Yeni bir şey olarak da gerekli olan farklı bazı destekleri kendileri verebileceklerini söylediler, ama müşterek bir çalışma bunun dışında aramızda konuşmuş değiliz. bu süreçte böyle.

Afganistan’la ilgili bu muharip güçteki sayı konusunda böyle bir talep daha NATO’dan ifade edilmeden, Amerika’dan böyle birşey ifade edilmeden önce zaten biz atacağımız adımı attık malum. Oradaki sayımızı neredeyse 1 kattan daha fazla artırmak suretiyle 1750 civarında bir askere oradaki gücümüzü ulaştırdık artı eğitim gücümüz var. Ve yine bir artı çalışmamız orada polise yönelik. Afganistan polisini oluşturmaya yönelik de ayrıca bir mutabakat sağlanırsa bunu da yapabileceğimizi söyledik.”

NÜKLEER SİLAHA SICAK BAKMIYORUZ

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan “Bölgemizde bizler bir nükleer silahın herhangi bir ülkede olmasına sıcak bakmıyoruz ve var olanlarından bundan arındırılmasını istiyoruz” dedi.

Erdoğan, “Bu, bizim şu ana kadar tezimiz. ama barışçıl amaçlı olarak nükleer enerji konusunda Amerika da zaten bunu paylaşıyor, ‘Buna kimsenin de herhangi bir olumsuz yaklaşma hakkı yoktur’ diyor”

Erdoğan, İran ile ilişkiler konusunda da şunları söyledi:

“İran noktasında da yine söylediğim gibi bizler ilişkilerimizi İran ile gayet güzel bir şekilde sürdürüyoruz. Bunu kendileri de takdir ediyor. Öyleyse biz bu süreç içerisinde sizlere İran’ın dünyayla olan ilişkilerine biz çok daha farklı bir katkıyı diplomatik açıdan, diplomatik çerçeve içerisinde görebiliriz. Çünkü, bölgemizde bizler bir nükleer silahın herhangi bir ülkede olmasına sıcak bakmıyoruz ve var olanlarından bundan arındırılmasını istiyoruz. Bu bizim şu ana kadar tezimiz. Ama barışçıl amaçlı olarak nükleer enerji konusunda Amerika da zaten bunu paylaşıyor. ‘Buna kimsenin de herhangi bir olumsuz yaklaşma hakkı yoktur’ diyor. İran’ın da barışçıl amaçlı olarak böyle bir nükleer enerji santralı kurmasında bizim herhangi bir olumsuz yaklaşımımız yok. Fakat, diğer yani kitle imha silahı açısından veya nükleer silah noktasında birşey varsa bu konuda da diplomasi yoluyla bu işi çözmek…”

ARABULUCULUK GÖREVİNİ ÜSTLENEBİLİRİZ

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan “Tabii bir diğer adım, İsrail-Filistin noktasında olsun, İsrail-Suriye arasında olsun, Türkiye olarak bize düşebilecek herhangi bir görevde biz daha önce nasıl direkt, en direkt fark etmez, böyle bir arabuluculuk görevini üstlendiysek bundan sonraki süreçte de bu tür arabuluculuk görevini üstlenebiliriz” dedi.

ATİNA’YA ZİYARETİM OLACAK

Başbakan Erdoğan, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun son Atina ziyaretinde de bu görüşmeleri kısmen yaptığını anımsatarak, ” Ve yakın bir zaman içinde tarih belirlemesi yapmadık ama benim de bir Atina ziyaretim olacak ve bu ziyarette de bunları belirli bir noktaya taşımak istiyoruz. Çünkü, bizim yakın özellikle sınır diyebileceğimiz ülkelerle atacağımız adımları da bu noktada çok çok önemsiyoruz” diye konuştu.

TÜRKİYE, ERMENİSTAN

Başbakan Erdoğan, Türkiye-Ermenistan arasındaki ilişkilere değinerek, şunları söyledi:

“Bir diğer konu, Türkiye Ermenistan arasındaki normalizasyon süreci, bunu aramızda paylaştık. Bunu paylaşırken de özellikle Minsk Üçlüsü Amerika, Fransa ve Rusya’nın bu sürece çok daha farklı heyecan katmaları, ivme vermeleri yani biraz daha işi sıkı tutmaları gerekiyor. Bu işi ne kadar sıkı tutarlarsa bu normalizasyon sürecini o kadar kolaylaştıracaktır. Kaldı ki, Azerbaycan-Ermenistan arasındaki Karabağ sorununda gelinen noktada Minsk Üçlüsü üzerindeki görevin biz çok çok önemli olduğunu ve bu beklentinin Azerbaycan kanadında da olduğunu aynı şekilde Ermenistan kanadında da olduğunu tekrar vurguladık. Ve bunu G-20 zirvesinde Pitsburg’da Sayın Obama ve aynı zamanda Sayın Medvedev ile de görüşmüştük. Onlar da gerçekten bu sürece daha farklı bir katkı sağlayacaklarını söylediler ve bunu bugün burada da ayrıca teyit ettik. Temennim o dur ki bundan sonraki süreçte de bunu devam ettiririz.”

OBAMA: HERŞEYİ YAPMAYA HAZIRIM

Obama, görüşmeden sonra gazetecilere yaptığı açıklamada, Türkiye’yi ziyareti sırasında TBMM’de yaptığı konuşmaya değinerek TBMM’de söylediği gibi Türkiye ile ABD arasında kurulabilecek ilişkilerin en iyisini kurmak için elinden gelen herşeyi yapmaya hazır olduğunu ifade etti.

Obama, sözlerini şöyle sürdürdü:

“NATO müttefiki olarak Türkiye’nin NATO’daki pozisyonunun güçlendirilmesi, füze savunma sistemi üzerine yapılabilecekler üzerinde konuştuk. Başbakan Erdoğan’ı Türk-Ermeni ilişkilerini normalleştirilmesi sürecinde attığı cesur adımlardan dolayı tebrik ettim ve bu yolda ilerlemesi için kendisini cesaretlendirmeye çalıştım. Terörist faaliyetlere karşı dünyanın neresinde olursa olsun birlikte savaşmak için yapmış olduğumuz taahhüdü bir kez daha tekrarladık. Türk halkına son terörist saldırıda vermiş olduğu şehitler nedeniyle baş sağlığı dileklerimi ilettim ve bu saldırının faillerinin adalet önüne çıkarılması konusunda ABD’nin yapacağı katkılardan bahsettim. Son olarak da çok da kolay olmayan dini ve etnik azınlıkların Türkiye’deki siyasi sürece dahil edilmesi konusunda Başbakan Erdoğan’ı başarılarından dolayı tebrik ettim.”
Obama, Türkiye’ye Heybeliada Ruhban Okulu’nun tekrar açılması konusunda mümkün olduğu kadar destek vermeyi istediklerini de söyledi.

Türkiye ile ABD arasındaki bağların güçleneceği konusunda son derece ümitli olduğunu belirten Obama, bunun sadece NATO, askeri ve stratejik ilişkiler bağlamında değil, ekonomik ilişkileri güçlendirilmesiyle de sağlanacağını ifade etti.
Obama, “Türkiye çok büyük bir ülke, çevresindeki ülkeleri de etkileyen bir ülke, bu nedenle Türkiye gibi bir ülkeye dostum demekten, Başbakan Erdoğan’a da arkadaşım demekten son derece mutluyum. Aramızdaki ilişkilerin yıllarca aşamalı bir şekilde devam edeceğini ümit ediyorum” diye konuştu.

BİRBİRİMİZE YARDIM İLE YÜKÜMLÜYÜZ

ABD Başkanı Barack Obama, terör örgütü PKK ile ilgili bir soruyu yanıtlarken, “NATO müttefikleri olarak topraklarımızın daha kapsamlı savunulmasında birbirimize yardım etmekle yükümlüyüz” dedi.

Obama, göreve geldiğinden bu yana vurguladığı gibi, ABD’nin, PKK’yı terörist örgüt olarak gördüğünü, oluşturduğu tehdidin sadece Türkiye değil, Irak’ı da içerdiğini ve bunun derin bir kaygıya neden olduğunu kaydetti.

Erdoğan ile görüşmesinde, PKK sorununu ele almada, “yakın işbirliği içinde olunmasını” konuştuklarını ifade eden Obama, NATO müttefikleri olarak iki ülkenin, topraklarının savunulmasında birbirlerine yardımla yükümlü olduklarını ifade ederek, “terörizm konusunda nerede olursa olsun tutarlı bir tutuma sahip olunmasının önemli olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla askeri açıdan nasıl koordine edebileceğimizi konuştuk” dedi.

PKK konusunda Başbakan Erdoğan’ın Kürt toplumuna karşı daha kapsayıcı olacak şekilde attığı adımların çok yardımcı olduğunu kaydeden Obama, “Çünkü terörizmle sadece askeri açıdan mücadele edilemez. Düşünülmesi gereken sosyal ve siyasi hedefler de var” dedi.

Irak’taki Kerkük sorununa ilişkin olarak da Obama, Kürtlerin merkezi hükümette etkin temsil edilmelerinin, bu tür sorunların çözümüne yardımcı olacağını belirtti. Obama, “Kürt nüfus, merkezi hükümette etkin temsil edildiğini hissettiği oranda, Kerkük gibi baskı oluşturan sorunların çözümü sürecinde, çıkarlarının askeri eylemden değil, gerginliklerin siyasi yollarla giderilmesinden geçtiğini daha iyi anlayacaklardır. Bu yaklaşım herkesin yararına olacak yoldur” dedi.

”ECDADIM SOYKIRIM YAPMADI”

Obama ile Beyaz Saray’daki görüşmesinin ardından Johns Hopkins Üniversitesi’nde bir konuşma yapan Erdoğan, daha sonra dış politika konularında yöneltilen soruları yanıtladı.

Obama’nın, 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarına dair görüşlerinin değişmediği yönündeki açıklamasını nasıl değerlendirdiği sorulan Erdoğan, Ermeni muhatabına mektup yazıp ortak tarih komisyonu kurmayı, arşivleri açmayı teklif ettiğini hatırlattı.

Erdoğan, ”Lobi çalışmalarıyla (Ben, böyle düşünüyorum) demekle olmaz. Benim ecdadım soykırım yapmamıştır, yapmaz” dedi.

Tehcir konusunda açık ve net belgeler olduğunu belirten Erdoğan, o zamanki yönetimin verdiği kararlar çerçevesinde tehcir sırasında güvenlik önlemleri alındığını ve söz konusu belgeleri bizzat gördüğünü söyledi. Erdoğan, iddiaların hangi delile dayandırıldığını anlamanın mümkün olmadığını vurguladı.

İRAN

İran ile yapılan gaz anlaşması ve bunun Obama ile görüşmede gündeme gelip gelmediğine yönelik bir başka soruyu yanıtlayan Erdoğan, İran’la ilişkilerin 1639 Kasr-ı Şirin Anlaşması’na dayandığını hatırlattı. Erdoğan, 350 kilometrelik bir sınır bulunduğunu, Rusya’dan sonra doğalgaz tedariğinde İran’ın ikinci sırada geldiğini ve 10 milyar dolarlık bir ticaret hacminin olduğunu söyledi. Erdoğan, bölgede nükleer silahlara karşı olduklarını, sadece barışçıl amaçla, enerji ihtiyacı için nükleer kapasitenin kullanılabileceğini belirtti ve Obama’nın da nükleer enerjinin barışçıl kullanımına karşı olumsuz yaklaşımı olmadığını söyledi.

Erdoğan, Obama’nın, İran’ın nükleer meselesiyle ilgili, geleceğe ilişkin endişeleri bulunduğunu belirtti. Başbakan Erdoğan, bu meselenin aşılması için Türkiye’nin elinden gelen gayreti göstereceğini de kaydetti.

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ MESELESİ

Amerikan Kongresi’nde geçen hafta Türkiye’de basın özgürlüğü konusunun konuşulduğunu hatırlatan ve bu konuda görüşü sorulan Erdoğan, ”Ülkemde basın özgürlüğü o kadar ileri ki, Cumhurbaşkanı, Başbakan, bizi, ailelerimizi yerden yere vurmaya kadar her türlü hürriyetleri var” dedi.

Erdoğan, ”O denli hakaretler yapılıyor. Hakaretlere basın özgürlüğü diyorsak bir şey diyemem. Ben, eleştirilere karşı değilim. Burada kulisler olduğu anlaşılıyor. Bu konu, Maliye Bakanlığının bir vergi noktasındaki sıkıntıyla alakalı. ABD’de vergi konusu hassastır. Vergi kaçakçılığı çok hassastır. Maliyenin çalışmasına benim müdahale yetkim yok. Yakalarsa Maliye gereğini yapar” diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, ABD’nin veya Amerikan Kongresi’nin basın özgürlüğü konusunda bir tavsiyesi varsa
Irak’ta uzlaşmaya ilişkin bir soruyu yanıtlayan Erdoğan, Türkiye’nin her kesimle görüştüğünü kaydetti. Irak’taki huzursuzluğun Türkiye’yi de huzursuz ettiğini belirten Erdoğan, Türkiye’nin üzerine düşeni yapacağını kaydetti. Erdoğan, Kuzey Irak’ın, terör örgütünün konuşlandığı yer olduğunu belirtti ve Irak’ın merkez yönetiminin bu konuda adımlar atması gerektiğini söyledi.

Türkiye’nin dış politikada ”Neo Osmanlıcılık” veya ”Yeni Osmanlıcılık” politikası izleyip, izlemediğine yönelik bir soruya Erdoğan, ”Böyle bir yakıştırmayı kabul etmiyoruz” diye yanıt verdi.

Erdoğan, ”Türkiye Cumhuriyeti içinde Yeni Osmanlıcılık akımı yok. Yakıştırmadır. Eksen kayması gibi yakıştırmalar yapanlar, şu andaki iktidarı gölgeleme çabasındadır” dedi.

”EKSEN KAYMASI HAKSIZ İDDİA”

Erdoğan, iki yakın müttefik ve ortak olarak Türk-Amerikan ilişkilerinin derinleşerek, sürdürüldüğünü belirtti. Erdoğan, ABD Başkanı Barack Obama’nın ocak 2009’da göreve gelmesiyle ilişkilerin ivme kazandığını, iki ay sonra ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’ın, Türkiye’yi ziyaret ettiğini e Obama’nın ilk denizaşırı ikili resmi ziyaretini Türkiye’ye yapmasının son derece anlamlı olduğunu söyledi.

Obama’nın, stratejik ortaklık sürecini model ortaklığa taşıdığını hatırlatan Erdoğan, iki ülkenin çok geniş yelpazeye yayılan konularda işbirliği yaptığını, şimdi model ortaklığın içini doldurmanın zamanının geldiğini kaydetti. Bu çerçevede ABD’nin iki üst düzey yetkilisiyle Türkiye’nin iki yetkilisinin ekonomik, teknik, bilim, sanat, askeri, siyasi alanda ilişkileri zenginleştireceğini kaydetti.

Erdoğan, ”Biz ulusal, bölgesel ve küresel barış dışında hiçbir amaca hizmet etmiyoruz. 21’inci asra girerken hedef buydu ama küresel barışı bombaladılar. Şimdi bunu toparlamamız lazım. Son dönemde kasıtlı olarak dile getirilen eksen kayması haksız bir iddiadır. Dış politikada kimi gelenekleri, kimi alışkanlıkları yıktığımız bir gerçektir. Tüm komşularıyla barışık bir Türkiye vardır. Ticaret hacmi artan bir Türkiye vardır” dedi.

TOPLUMSAL ARAŞTIRMALAR VAKFI’NDA KONUŞTU

Erdoğan, Siyasal, Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Vakfı (SETA) Washington şubesinin düzenlediği ”Dünya Politikasında Türkiye” konulu toplantıya katıldı.

Erdoğan burada yaptığı konuşmada, hükümet olarak sivil toplumun görüş ve önerilerine her zaman önem verdiklerini ve tüm çalışmalarında sivil toplumun görüş, öneri, eleştiri ve katkılarını dikkate aldıklarını vurguladı.

Türk dış politikasını barış ve insan odaklı bir çerçeveye oturtmanın gayreti içinde olduklarını ve 7 yıl boyunca bu noktada çok önemli mesafe katettiklerini anlatan Başbakan Erdoğan, bugün Türkiye’nin adil, paylaşımcı ve herkesi kucaklayan siyaset anlayışını kendi bölgesinde başarıyla uyguladığına dikkati çekti.

Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:

”(Komşularla sıfır problem) Politikası olarak ifade ettiğimiz bu yaklaşım sayesinde Türkiye bütün komşularıyla sorunlarını çözüm yoluna koymuş, ilişkilerini son derece iyi bir noktaya getirmiş durumda. Biz, bölgemizde ve dünyamızda yaşanan gelişmelere bigane ve ilgisiz kalamayız. Biz, nasıl Türkiye’nin içinde barış ve istikrar istiyor ve bunun için gayret sarf ediyorsak, bölgemizde de aynı çabayı gösteriyoruz. Zira etrafı sorunlarla, çatışmalarla, savaşlarla, kaosla dolu bir Türkiye’nin barış ve huzur içinde olması düşünülemez.

Erdoğan, ”21. yüzyılda sorunlarımızı kaba kuvvet ve askeri yöntemlerle çözmek mümkün değildir. Terörizme karşı her yerde mücadele etmek, sivil ve masum vatandaşlarımızın güvenliğini sağlamak zorundayız” dedi.

BİR CEVAP BIRAK