Yetersizliğin gücü

Nasıl işe yaratacağınızı bildiğiniz zaman yetersizlik de bir tür yeterliliktir. Yetersizliğe kurnazların, işini bilirlerin, her şeyi kendine yontmayı becerenlerin yeterliliği diyebiliriz. Olması gerekeni değil olmaması gerekeni gerçekleştirmek ama bunu son derece doğru ve yasal göstermek yetersizlerin uzmanlık alanına girer. Yetersiz adam dünyayı parmağında oynatmak ister. Bunun için başka yetersizleri peşine takar. Napoléon Bonaparte’ın sözde zaferlerini, Hitler’in sözde başarılarını düşünün. Kitleler körlemesine bu adamların peşine düşerken sözde bir takım düşünen insanlar da onların izlerini sürüp onlara övgüler düzmediler mi? Koca Stendhal, Napoléon’un yanında bir berber çırağı gibiydi. Bir zavallının hırsları için ve çok küçük bir azınlığın çıkarı için binlerce onbinlerce yüzbinlerce insan kırılıyor, kimsenin çıtı çıkmıyor. Besbelli insanlar sürü ruhsallığından çıkmadıkça mutlu bir insanlığın temeli atılamayacak.
Yetersiz insan yamandır: tuzaklar kurar, tasarılar çizer, engeller oluşturur, yıkımlar getirir, uçurumlar açar. O bütün bunlar için epeyce yeterlidir. Yetersiz kendine çok güvenir mi? Güvenir ya da güvenir gibi yapar. Hesapları tutmadığı, açık düştüğü zaman olumsuzluğu gidermek için bir başka olumsuzluk koşulu yaratır, bata çıka düşe kalka ilerler. Bir yerde kürek çekmeyi bilmeyen bir kayıkçıdır. Bir başka yerde hiç anlamadığı felsefeden sorumludur. Daha başka bir yerde onu hiç bilmediği bir konuda konferans verirken görürsünüz. Gün olur olmayan sesiyle şarkı söyler. Roma’yı tanımadan Caesar’ı oynar, tiyatronun cahiliyken Shakespeare’le alay eder. Bilir bilmez roman yazmaya kalkar ve yazar da. Canım roman yazmak da sorun mu? İlk işi okumadığı Flaubert’i ve Balzac’ı hafife almaktır. Bilir ki sağduyulu halk onu çok seviyor, kendi gibi yetersizler de ona ödül verebilmek için hazır bekliyor. Bir bakarsınız bazı olayları belleğinde tuta tuta tarihçi olmuştur ve ne ilgisi varsa nedir bu felsefe dedikleri saçmalık diye bas bas bağırıyor. Yetersiz adam insanlık için en büyük tehlikedir dostlarım, girdiği yeri kurutur, filizleri kırar, önüne gelen her şeyi tüketmek ister. Benim dışımda her şey yanlıştır formülüne göre yaşamı dondurmaya çalışır. İnancı ahlak ve bilgelik temelinden kopararak ucuz siyaset silahıyla donatmaya özen gösterir. Demokrattır köftehor, bununla birlikte her girdiği yerde baskın çıkmaya heveslenir. Gerekirse tehdit eder. Egemenliğin tadını çıkarmak adına insanların özel yaşamlarını zedeler, geleceklerini karartır. Toplumsallaşmayı çeteleşmek diye anladığından her ortaklaşmayı birlik ve dirlik öngörüsüyle birbiçim kalıplar altına sokmaya çalışır.
Yetersiz insan kültür dünyasını da koşullamak ister. Bunun için kendinde yapıcı güçler taşıdığını sanır. Felsefede filozoftur, bilimde bilim adamıdır, sanatta sanatçı değilse estetikçidir. Küçük ölçüde hekimdir, belli koşullarda hukukçudur, doğuştan eğitimcidir, iktisat konularına yabancı değildir. Yürüyüş bile yapmaz ama hem sporcudur hem sporda uzmandır. Yetersizlik yamandır dostlarım. Hepimiz içimizde yetersizlikler taşırız. Gerçek insan yetersizliklerini görür, onlarla dünyayı değiştirmek gibi bir zavallılığı kendine yakıştırmaz. İnsan odur ki yetersizliklerini dizginlemeyi, onları zincire bağlamayı bilir. Ne gerçek filozof ne gerçek bilim adamı ne gerçek sanatçı egemenlik telaşındadır. Bütün yeterli insanlar kendilerine söz geçirebilen kimselerdir. Önemli olan hırsları olmamaktır ya da hırslarını dizginleyebilmektir.
Susmayı, biraz geride durmayı, çabasını ortaya koyduktan sonra arkalarda bir yere çekilip oturmayı, onun bunun işine karışmamayı, her konuda görüş üretmemeyi, gerektiğinde bilmiyorum diyebilmeyi ilke edinmiş insanların sayısı o kadar az ki dostlarım. Birçok insan ben neyim demeden öne çıkmayı, kendini çıkarlarına adamayı yaşamın tek gerçeği biliyor. Birçok insan yetersizliğini egemen kılmak için canını dişine takıyor. Saldırganlaşıyor, gözünü budaktan esirgemiyor, tehlikelere atılıyor, önüne geleni biçmeyi bir erdem sayıyor. Dünyanın karmaşıklığına eklenen kargaşanın büyük bir bölümü bu kendi sınırlarını bilmeyen ya da bilmek istemeyen insanların işidir. Bir yere gelmek, orada birilerine buyruklar vermek, birilerini tehdit etmek, birilerinin canını yakmak yetersizliğin şanındandır. Yetersizler hırslarının iticiliğinde hatta hiç düşünmedikleri yerlere gelebilirler. Şaşarsınız, bu adam nasıl buralara kadar çıkmış dersiniz. Felsefenin f’sinden haberi yok, nasıl olmuş da felsefeden sorumlu olmuş dersiniz. İktisattan haberi yok, iktisatçı gibi iş görüyor nasıl oluyorsa dersiniz. Spordan anlamayan biri bir de bakarsınız bir spor kulübünde sorumlu bir yerdedir. İnsanlar çaba göstermeden elde etmek konusunda son derece istekli ve hatta gözükara oldukları sürece dünyamız tadından yenmez özellikler gösterecektir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

nine + 3 =