Yıkılmadı, ayakta, direniyor!

Arkadaşım G. melek gibi kızıyla geçenlerde ziyaretime geldi, özlem giderdik, biraz ağlaştık gittiler.

Hâlâ onu düşünüyorum..

Ankara’ya her geldiğimde mutlaka görüşürüz. Vefa karşılıklı. Her seferinde hayatın önüne çıkardığı engelleri anlatır; şaşkınlık, üzüntü ve hayranlıkla dinlerim.

Bir kadın bu kadar mı şansız olur! İsyan etmemek zor ama o yine de etmiyor, direniyor, elinden gelenin fazlasını yapıyor. Yapıyor da tek başına nereye kadar?

O içimizde benzer zorlukları yaşayan binlerce kadından yalnızca bir tanesi !

İki çocuğu ile mutlu ve mütavâzi bir yaşantısı varken kocasının başka bir kadın yüzünden onları terk etmesiyle hayatı alt üst oldu. Terk edilen yalnızca kendisi değildi ne yazık ki çocukları da bu terkten payını haketmeyerek aldı. Giden, terk eden çoğu baba bunu yapıyor, tamamen bırakıyor!

Babalığı hiç de hak etmeyen hayırsız baba giderken o güne kadar alışkın oldukları hayat standardını da yanında götürdü, unuttu can verdiği güzel kızlarını, yeni bir hayat kurdu başka bir ülkede, başkasının çocuklarına baba oldu!

Yeni bir ev, yeni bir okul, o güne kadar hiç çalışmamış annenin temizlikten kazandığı parayla sürdürülmeye çalışılan meşakkatli bir hayata dönüştü onlarınki. Değişen eğitim sistemin getirdiklerileri ise hiç kolaylaştırmadı hayatı onlar için , bir çok gencin olduğu gibi.

Çocukları için mücadele eden anne büyük bir azimle çalışarak sigortalı bir temizlik şirketine girmeyi başardı. Artık en azından belli bir düzenli gelir ile sağlık güvenceleri vardı.

Yine de eve giren maaş tek kişinin asgari ücretiydi; kira, çocukların masrafı, evin yemek ve diğer masrafları, bitmek bilmeyen ihtiyaçlar.. Koca bir ay nasıl geçer o maaşla! Mesai dışında ek işler destek oldu ay sonunu getirmeye.

Bu arada ergen çocukların kaprisleri de cabası hem analık hem babalık yapan G’ye.

Akraba tavsiyesi üzerine kira yerine banka kredisi ile başını sokacağı bir ev alınması hayatını çok da kolaylaştırmadı aslında onların..Bir de sürekli faizi artan banka borcu çıktı göğüslenecek!

Çok geçmedi bunlar üzerinden kanser olduğu haberini aldım önceki yıl. Göğsünden vurmuştu hain hastalık, aynı eski kocası gibi, bir o eksikti ya hayatlarında!

Geçen yaz geldiğimde görüştük, kemoterapiden saçları dökülmüştü ama başörtüsü yakışmıştı solgun yüzüne.

Herşeye karşın hayatla barışık gülümsüyordu her zamanki gibi.

Geçecek dedi, bunu da atlatacağım, kızlarım için! Fotoğrafımız zor günleri anımsamak içindi…

Hastalığın başından beri hastaneye çoğu zaman nasıl yalnız gidip geldiğini anlattı.

İlk kemoterapiden çıktığında dışarda yakınlarını çağıran hemşireye : Benim kimsem yok boşuna bağırmayın demek isteyip de nasıl sesinin çıkmadığını !

Fakirliğin hastalığı da hiç çekilmiyor, bu da gelir geçer elbet, dedi, herşeye rağmen umut dolu.

Bütün bunları yaşarken bir taraftan kızların okulları. Küçük kızın oturdukları semtten uzak bir yerde okula gitmesi, puanı orayı tutmuş ya! Sonra onu kendi mahallelerine aldırmak istemesi ancak mahalle mektebindeki okul müdürünün kızının puanı tuttuğu halde “kendi çocuklarımızı ancak alıyorız, hem sizden daha zor durumda olan aileler var demesiyle bir an umudunu kaybetmesi!

Okulun bahçesinde bir ağacın dibinde oturmuş kaderine ağlarken ve bu işlerin içinden nasıl çıkacağını düşünürken bir arkadaşının umut veren telefonu:

“Ben kızımı Özel Sağlık Meslek Lisesine verdim, sen de gel bir bak” demesiyle soluğu Dikmen’deki okulun müdür odasında bulması. Özel okul “ tesvik alırız, az ödersiniz, birsey tutmaz diyen müdürün tavsiyesi üzerine kayıt yaptırması ancak beklenen teşviğin hiç gelmemesiyle o borcun da altında ezilmesi.

Olsun kız okulunu çok sevmiş, heveslenmiş, mutlu ya yeter ona. Bu teşvik denilen şey burs gibi birşey olmalı, onlara gitmezse kim’e gidiyor o da bir muamma!

Annesinin emekli maaşından verdiği katkıyla azcık soluklandım derken başka bir felaketin kapıyı çalması!

İşteyken evin yandı gel baberiyle yüreğinin yanması, dünyanın ayakları altında adeta kayması !

Nasıl çıktığı bilinmeyen bir yangın, büyük olasılık bir elektrik kaçağı, eşyaların çoğunu kullanılmaz hale getirir, kızlar canlarını zor kurtarır.

O yine şükrediyor “Çocuklarıma bir şey olmadı ya o yeter, cana gelen mala gelsin, çalışır yine alırım.”

Gözlerinde sönmeye yüz tutmuş bir umut var herşeye rağmen, iyi ki var ve desteğe ihtiyacı var. O’ndaki umudun hiç tükenmemesi ve bu zor günlerde günlerde herkese bir umut olması dileğiyle..

________________

Gülseren Tozkoparan Jordan Ankara 15 Temmuz 2016

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

four + six =