Yok Dedemin Sohbeti-III

İmam

Bir partinin kendine göre hazırladığı anayasa değişikliklerini paket halinde meclisteki çoğunluğuyla geçirmesi üzerine lehte-aleyhte bir sürü şey söylendi, yazıldı çizildi. Ama en hoşuma gideni dedemin anlattığıydı. Bunu sizlerle paylaşmak isterim.
*
İşlerimin yoğunluğu nedeniyle uzun bir süre dedeme uğrayamamıştım. Gündemi transistorlu radyosundan takip eden dedemi nihayet iki gün önce ziyaret edebildim. Arayı soğutmam kaynaklı haklı sitemine başlıyordu ki hemen boynuna sarılıp yanaklarından öptüm. “Hınzır çocuk, beni nasıl avlayacağını çok iyi biliyorsun” dedi ve siteme kaymakta olan konumunu hemen sevginin kucağına atıverdi. Böyledir benim dedem, esip gürlemesi melteme, bağırıp çağırması kahkahaya dönüşüverir anında…
“Dedeciğim, sana son anayasa tartışmalarıyla ilgili bir şeyler soracaktım” dedim. Demez olaydım, soracağım soruyu kendisi söyledi. “Bunu soracaktın değil mi”, diye de eklemez mi!
“Bak torun” dedi, “uzun uzadıya konuşmaya gerek yok, olayı sana bir fıkrayla anlatacağım bitecek”.
*
Çok iyi anlaşan iki kafadar akşamcı arkadaş varmış. Bunlar istisnasız her akşam iş çıkışı eve gitmeden önce uğradıkları meyhanenin önündeki masalarına kurulur, kafa çeker, sonra evlerine giderlermiş. Bu muhabbet esnasında en çok yaptıkları şey de gelene geçen takılmalarıymış. Gene böyle bir akşam, yatsı ezanını okumak ve namazını kıldırmak için koştur koştur camiye giden imamı görünce, “ya imam efendi, bir gün ezanı kasete oku, kaydedip onu dinletelim, sen gel bize gazel çek burada” demiş biri. İmam hiçbir şey demeden yoluna devam etmiş ama onu diyeni yazmış bir kenara.
Gel zaman git zaman derken, Ramazan gelmiş, ama bizimkilere değil…
Bir gün imam içlerinden aklına yazdığını yolda görünce yanaşmış yanına, başlamış konuşmaya. “Bak evladım, sen iyi ahlaklı temiz birine benziyorsun ama ben seni hiç teravihte göremiyorum.”
Uzunca bir diyalogdan sonra bizimkini ikna etmiş imam ve akşamcılığı bırakıp oruç tutmaya, teraviye gitmeye başlamış.
Arkadaşını kaybeden diğeri yalnız da olsa gene akşamcılığa devam etmiş.
Derken bir hafta kadar sonra yolda karşılaşınca hararetle sormuş, “Yahu nereye kayboldun birden?”
“İbadete başladım”
“Ne! Sen mi?”
“Evet, oruç tutuyorum, teraviye gidiyorum.”
“Nasıl oldu bu?”
“İmam beni ikna etti.”
“Nasıl ikna etti?”
“Anlatayım” diyerek başlamış. “Valla bir gün yolda imam çıktı karşıma ve bana sordu.
“Bak evladım, sen iyi ahlaklı temiz birine benziyorsun ama ben seni hiç teravihte göremiyorum.”
Ben de gülerek, “Ne teravisi hocam, ben oruç da tutmuyorum, ne işim olur teravihte.”
İmam gayet sakin. “Niye ki?” diye sordu.
“Bak imam efendi, ben her akşam içki içerim” dedim.
O da hemen açıklama getirdi. “İç evladım, orucunu açtıktan serbestsin.”
Ben devam ettim. “Tamam da hocam, başka şeyler de var senin bilmediğin.”
“Ne ola ki” dedi imam.
“Ben biraz sekse düşkünüm ama asla harama uçkur çözmem, ne yaparsam sadece karımla yaparım.”
“Aferin sana evladım, çok üstün bir meziyettir bu” dedi imam.
“Mesela, dedim; canım, eşimle cinsel ilişkiye girmek istedi ama orucum diye yapamayacağım.”
İmam buna da açıklama getirdi. “Olur mu evladım, o senin helalin, ne zaman istersen yapabilirsin.”
Ben şoklardayım ama kararlıyım, mutlaka bir yerde duracak imam. “Peki hocam, iftarı açarken canım gene ilişki istedi, iftarı bırakıp onu yaparsam…” İmam hemen araya girdi. “Yap tabii evladım, elinden alan mı var, önüne geçen mi var?”
Daha da zorlayayım dedim. “Tamam hocam, başka bir şey daha var; gece yarısı uyanıp gene karımla ilişkide bulunmak istedim, ama sonrasında yıkanmadan yattım.”
İmam hazırcevap. “Dert ettiğin şeye bak, helalinle girdiğin ilişkiden ne ten kirlenir ne de ruh.”
*
Bu kez araya akşamcılığa devam eden arkadaşı girmiş.
“Desene tam şeyine göre bir imam bulmuşsun.”
İlahi dedeciğim iyi ki varsın…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.