Yorgunluk!

Yorgunluk!

0
PAYLAŞ

Yorgunluk nedir? Soru açık ve nettir ama kimse yorgunluk kelimesinin sonuçları üzerine düşünmez, sadece enerjisinin tükendiğini ve bitap düştüğünü söyler ama sözde, yorgunluk kelimesi kullanılır ama yorgunluk üzerine ve sonucu üzerine düşünülemez.

Yorgunluk kelimesi ile sevdiğiniz birini geri çevirebilirsiniz. Geç kalmanın nedendi olabilir. Yorgunluk zaman içinde tembelliğin öte yüzü olabilir. Bir bahane yaratmak için bir kelimeye dönüşebilir. Fakat yorgunluk, sadece biz insanlara ait olan bir kavram değildir, metal yorgunluğu, beton yorgunluğu gibi kavramlarda zaman içinde duyarsınız.

Metal yorgunluğunu tren, uçak kazalarında duyarsınız. Kaza sonucu ölen insanların neden öldüğü araştırılırken, teknik inceleme sonucunda ortaya çıkar. Metal yorgunluğunun oluştuğu yerde kazanın kaçınılmaz olduğu söylenir. Sadece uçaklar ve trenler ile sınırlı değildir, metalın kullanıldığı her alan için geçerlidir. Fabrikada, imalathanede kazaların bir bölümü bu yorgunluk sonucu oluşabilir, önceden kontrol edilememiş ise…

Beton yorgunluğu ise, heykellerin dökülmesinde ortaya çıkar ama oturduğumuz binaların betonlarının dökülmesine pek bakmayız. Beton yorgunluğunu deprem ile gün yüzüne çıkar ama kimse bu yorgunluğun hesabını sormaz. Hatta farkında bile olmayız. Elimizdeki belgeye bakarak, binamız sağlamdı, neden bu bina yıkıldı diye belki kendi kendimize sorabiliriz! Beton yorgunluğu nasıl oluşur, nasıl ortadan kaldırılır diye sormayız. Deprem sözleri arasında sağlam zeminden bahsedilir, sağlam zemin üzerine beton binaların yapılması vurgulanır ama betonlarında bir süre sonra yorulacağı ve evlerin, binaların belirli süreler içinde bakıma alınması gerektiği söylenmez. Gökdelenler ile şehirlere yeni yüzler kazandırılırken, o gökdelenlerinde zaman içinde çürüyeceği ve deprem karşısında çaresiz kalacağını pek düşünmeyiz. Arabalara alınan TÜV, neden binalar için alınmaz?

Binaların oluşumunda yer alan bütün malzemeler, zaman içinde yorulabilir ve kırılma göstermesi kaçınılmazdır, önemli olan bu kırılmalara zamanında müdahale edilmesi gereklidir. Aksi halde güvendiğimiz bir binanın altında kalmamız kaçınılmazdır. Bugün deprem için hazırlık çalışmaları içinde, neden bu yorgunluklar risk grubu içinde değerlendirilmez? Bina yapılırken alınan depreme dayanıklı belgesi, ne kadar süre için geçerlidir?

Yerin sallanması, bina dışında yaşayan canlılara zarar vermediğini, daha çok yangınların zarar verdiğini biliyoruz. Yangınları oluşturan ise, şehrin alt yapısı içinde gizlidir. Çünkü borular ile bir biri üstünden geçen teller, havagazı, su, kanalizasyon… her hangi bir sallantıda iç içe geçebilmekte ve oluşan gazın bir kıvılcım ile patlaması sonucu can kayıbı dehşet boyutlara ulaşabilir. Şehirlerimizin alt yapısının haritası yoktur, bir birinden bağımsız olarak döşenmiş borular, bir sarsıntı ile Arap saçı gibi iç içe geçip, felakete davetiye çıkarabilir. Bu felaket sonrasında zeminin güçlü, binada kullanılan demirin, betonun yorgun olup olmaması önemli değildir. Bu kargaşada yer altında yarattığımız ağ sitemin yorgunluğunu işaret eder, çünkü yer altında geçen kablolar, borularda bir süre sonra doğanın saldırısı karşısında yorgun düşecek ve her hangi bir sarsıntıda yeryüzüne doğru alev topunun çıkmasına sebep olabilir.

Yorgunluğun ilacı var mıdır? Elbette yorgunluğa karşı çareler vardır, o çarelerde insanlık zaman içinde bulmuştur. Çalışan insanlara neden tatil verilir, neden yıllık izin ve hafta sonu izinleri kullandırılır birli misiniz? Peki, biz diğer yorgunlara bu hakkı neden vermeyiz?

Bugün bir yerde deprem olmuştur, depremde can kayıbını bu seferlik toprak yığma evlerde görebiliriz, peki yarın oluşacak ve büyük şehirleri vurduğunda can kayıbının suçunu nerede arayacağız?


—————————————
http://cemoezkan.blogcu.com

BİR CEVAP BIRAK